bırakmaya ile cümle

bırakmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bırakmaya cesaret edersek, nehir bizi hoşnutça özgürlüğe yükseltmeye hazır.The river delights us to lift us free, if only we dare to let go. Our true work is this voyage.
[Daha yeni gelmiştiler ve göçmen olarak iz bırakmaya hazırdılar] [[They were immigrants, newcomers ready to make their mark]
Bu yüzden neden bütün fikirleri bir kenara bırakmayalım ve olduğumuz yerde olmayalım.So why not drop both ideas in the first place, and stay where you are.
Bunu burada bırakmayalım ki listemizi görelim.I shall not leave this here so we can have our list
Değil mi? Oturursunuz. IPhone'unuza ya da kimseyi dışarıda bırakmayalım, Android'inize bakarsınız.You're looking at your iPhone -- or your Android, not trying to leave anyone out.
Dünyayı ve insanları çeşitlilikten yoksun bırakmayacağız.We will set the Earth in her diversity and people with their diversities free.
74 yıldır sağduyuma göre hareket ediyorum, beni yarı yolda bırakmayacaktır.I've used my common sense for 74 years, and it won't let me down now.
Bu soruya verilecek tek cevap binaları yangına ihtimal bırakmayacak şekilde inşa etmek.The answer to that question is building buildings that are completely fireproof.
Seni asla yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone.
Kalbim yarışmayı bırakmayacak.My heart won't stop racing.
Bırakmayacağını söylediğin iki erkekle birlikteyim.I am with the two men whom you said you weren't going to let go.
Ben sizi yarı yolda bırakmayacak.I promised you, that you are going to have a shot at it and I'm gonna keep my word.
Tüm boyunca Jeeves betted vardı ve ben o beni yarı yolda bırakmayacak olacağını bilseydim.I had betted on Jeeves all along, and I had known that he wouldn't let me down.
İnemeyecek olanları 4.kampta bırakmaya karar verdik.The ones that couldn't we just sort of decided to leave up at Camp Four.
Denklemimizin bu kısmını yalnız bırakmaya çalışalım.Let's try to isolate that part of our equation.
Seni bir daha asla yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone again
- Seni yalnız bırakmayacağım.I won't leave you alone I promise
Bırakmayacak mısın?Let go of this!
Kötü huylu biri olduğu için, arkamda bırakmaya korkuyorum.She's a woman with a temper so I'm nervous she might just go.
Seni bırakmayacağım!I will not leave you!
Ve sizi oraya bırakmaya geldim"So, I came to give you a ride."
Gözünü üzerimden hiç ayırmayacak mısın, Tükürüğümü yutacak kadar bile beni rahat bırakmayacak mısın?How long will you not look away from me, nor leave me alone until I swallow down my spittle?
Bundan böyle artık sen insan yemeyecek, ulusunu çocuksuz bırakmayacaksın. Egemen RAB böyle diyor.therefore you shall devour men no more, neither bereave your nation any more, says the Lord Yahweh;
Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.I will not leave you orphans. I will come to you.
Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.You have surely done with denying; soon will come the inevitable judgement.
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.That it was He who destroyed the 'Ad of old,
Ve Semud'u da bırakmayan.And Thamud, and did not leave them,
Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.There is perpetual punishment for them,
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.And early in the morning the decreed punishment came upon them.
Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler.So, when they took him out they planned to throw him into an unused well.
Bir sabah kendilerini, yakalarını hiç bırakmayacak bir azap bastırıverdi.And early in the morning the decreed punishment came upon them.
Ne bir vasiyet bırakmaya vakit bulurlar ne de ailelerine dönebilirler.Then they would not be able to make a will, or go back to their people.
Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.To make them flee, and for them is a never-ending punishment.
Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.So the torment will be yours for ever (inseparable permanent punishment)."
Size Resul'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!So the torment will be yours for ever (inseparable permanent punishment)."
Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!So the torment will be yours for ever (inseparable permanent punishment)."
Allah, inananları, şu bulunduğunuz halde bırakmayacak, sonucu, pisi temizden mutlaka ayırt edecek.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.On that Day We shall muster all men together, leaving none of them behind.
Memleketi bırakmaya istek yok, ama mecbur,No desire to leave homeland, but have to,
Yetkili, Sırp makamlarını son adımı da atıp, Mladiç sorununu geride bırakmaya çağırdı.He called on Serbian authorities to take the final step and put the Mladic issue behind them.
Flamur, aile ve toplum baskısının kendisini bırakmaya zorladığını söylüyor.He says pressure from family and society forced him to quit.
Türkiye'de muhalefet, dış politikada iz bırakmaya çalışıyorTurkish opposition tries to make a mark on foreign policy
Fakat öğleden son yerini akşama bırakmaya başlayınca, kalabalık toplanıyor ve ses düzeyi yükseliyor.But as afternoon approaches evening, the crowds pick up and the noise level rises.
Onu köyde tedavi edilmek üzere bırakmaya karar verdiler.They decided to leave her to be treated in the village.
2014 sezonunun sonlarında Barty, tenisi bırakmaya karar verdi.Late in the 2014 season, Barty decided to take an indefinite leave from tennis.
Brown'ı 45 dakika boyunca baltayla serbest bırakmaya çalıştılar.They tried in vain to free Brown with an axe for 45 minutes.
Ne kadar mutlu olduklarını gören Lemon onları yalnız bırakmaya karar verir ve oradan uzaklaşır.Observing how happy they are, he decides to leave them alone as he rows away.
Bu yüzden Polyneikes'i gömmeye ve Antigone'yi serbest bırakmaya gider.He then went to bury Polynices himself, and release Antigone.
1822'de Amyot bir avukat oldu, ancak Hemiptera'yı incelemeyi bırakmayarak çalışmalarına devam etti.In 1822, Amyot became a lawyer, but he continued to study the Hemiptera.
Ne olursa olsun, seni bırakmayacağım.Was auch passiert, ich werde dich niemals verlassen.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Ich will euch nicht Waisen lassen; ich komme zu euch.
Schiller muhtemelen onu hayatı boyunca hiç bırakmayacak olan tüberküloza maruz kalmıştı.Schiller war vermutlich an Tuberkulose erkrankt, von der er zeitlebens nicht mehr genas.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Er hofft, die Vergangenheit hinter sich zu lassen.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.Ein Rennen ließ er verletzungsbedingt aus.
Bunların çoğunluğu, mal varlığını da geride bırakmaya zorlanmıştır.Dabei wurde ihnen ein Großteil ihres Vermögens weggenommen.
Fakat Svastopluk, Heinrich'i bu seferi bırakmaya zorladı.Der Vorschlag wurde aber zurückgezogen, bevor Heinrich sich dazu äußern konnte.
Elde ettiği bu başarı eğitimini yarıda bırakmaya ve kendini tamamıyla sanata adamaya cesaretlendirdi.Dessen Erfolg ermutigte ihn, das Studium abzubrechen und sich ganz der Kunst zu widmen.
Dertler, bundan sonra ailenin peşini bırakmayacaktır.Vorerst wollte sie nicht in die Fußstapfen der Familie treten.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.Doch Karen lässt sich nicht davon abbringen.
İlgili Sayfalar