bırakmaya ile cümle

bırakmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Polis, Tom'u aramayı bırakmayacaklarını söyledi.The police said they wouldn't stop searching for Tom.
Tom'un Mary'yi bunu yapmayı bırakmaya ikna edebileceğini düşünmemiştim.I didn't think Tom would be able to convince Mary to stop doing that.
Tom muhtemelen Mary'ye onu bırakmayacağını söyleyecektir.Tom will probably tell Mary he won't leave her.
Tom Mary'yi işini bırakmaya ikna etti.Tom talked Mary out of quitting her job.
Bırakmaya hazır değilim.I'm not ready to quit.
Tom muhtemelen bunu yapmayı bırakmayacak.Tom won't likely stop doing that.
Sanırım Tom, yakında bunu yapmayı bırakmayacak.I think Tom won't stop doing that anytime soon.
Sanırım Tom kısa zamanda ağlamayı bırakmayacak.I think Tom won't stop crying anytime soon.
Tom asla Mary'yi sevmeyi bırakmayacak.Tom is never going to stop loving Mary.
Tom orada Mary'yi yalnız bırakmayacaktır.Tom isn't going to leave Mary there by herself.
Tom Mary'yi tek başına burada bırakmayacaktır.Tom isn't going to leave Mary here by herself.
Tom Mary'yi orada yalnız bırakmayacaktır.Tom won't leave Mary there by herself.
Tom seni burada bırakmayacak.Tom won't leave you here.
Tom'u onu yapmayı bırakmaya ikna edebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can convince Tom to stop doing that.
Sami, Leyla'yı bulana kadar aramayı bırakmayacak.Sami won't stop looking until he finds Layla.
Muhtemelen onu yapmayı bırakmayacağım.I'm not likely to stop doing that.
Tom favori bırakmaya karar verdi.Tom decided to grow sideburns.
Tom sakal bırakmaya başladı.Tom has started growing a beard.
Sami kız arkadaşını geride bırakmaya dayanamadı.Sami couldn't bear to leave his girlfriend behind.
Onu yapmayı bırakmaya karar verdim.I've decided to stop doing that.
Seni asla bırakmayacağım.I won't ever leave you.
Seni arabayla evine bırakmaya geldim.I came to drive you home.
Bu yaptıklarınızı yanınıza bırakmayacağım.I won't let you get away with the things you've done.
Karısını asla bırakmayacağını söyledi.He said he'd never leave his wife.
Bu işin peşini bırakmayacağım.I won't stop pursuing this matter.
Beni yarı yolda bırakmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't leave me in the lurch.
Felix o hikayeyi geride bırakmaya çalıştı.Felix tried to put that story behind him.
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.18 I will not leave you as orphans; I will come to you.
Yargılamalara rağmen Tanrı, halkını yalnız bırakmayacak.Despite their trials, God will not desert his people.
Ruth,kocasını kızı yalnız başına bırakmaya zorladı ve aile dağılmadı.Ruth forced her husband to leave the girl alone, and the family remained together.
Maalesef yarası onu yarışı bırakmaya zorluyordu.However, injury forced him out of the race.
Creonte, Orontea'yı Alidoro'yu bırakmaya zorlamaktadır.Creonte forces Orontea to reject Alidoro.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Lack of funding then forced the team to retire from Formula One.
Peşini bırakmayan şöhreti onu farklı maceralara sürükleyecektir.It is the search for their missing cat that leads him onto interesting adventures.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Your doctor or pharmacist can help you quit smoking.
Oyunculuğu çok sevdi ve modelliği bırakmaya karar verdi.He liked the sport very much and decided to create his own club.
Ocak 1935'te Rowntree, Cadbury ile rekabet etme girişimini bırakmaya karar verdi.In January 1935, Rowntree decided to abandon its attempt to compete with Cadbury Dairy Milk.
Bu yazılarda, "Öleceğiz fakat tahkimatları bırakmayacağız", "Ölüyorum, fakat teslim olmayacağım."Two of them said We'll die but we'll not leave the fortress and I'm dying but I won't surrender.
Bu açıklamalara rağmen PKK silah bırakmayacağını bildirmiştir.Despite this the PKK announced that a cease-fire was not the case.
Ama Tom onu rahat bırakmayacaktır.However, Steve would not allow it.
Kişiliğimi ve vicdanımı bırakmayacağım.In no case have I given my own judgment or opinion.
"Boş bırakmayalım!"."No debemos callar".
Seni asla bırakmayacağım.I will never abandon you.
Artık seni hiç yalnız bırakmayacağım!From now on, I'll never send you off alone!
Sizi asla bırakmayacağım...I'll never leave you...
İşte böyle. Topladığınız karma sizi yalnız bırakmayacaktır.So the Karma will not leave you alone, whatever you collect.
Gerçekten beni yalnız bırakmayacak mısın?Are you honestly not gonna leave me alone?
Ama peşini bırakmayacağım.I'll Never Give Up
Ama birden büyükbabam, bana bir kuruş bırakmayacağını söyledi.But now, Grandfather says he won't give me a penny.
Beni bırakmaya geldi.He gave me a ride.
Böylece son olarak metroda bir zarfın içinde bırakmaya karar verdim.So ultimately, I just decided I would leave it in an envelope on the subway.
Mike Durant, seni arkada bırakmayacağız.It's still too hot. Captain, we cannot send in medivac at this time. Sit tight.
Sen gerçekten Goo Joon Pyo sun seni özledim öleceğim sandım seni asla bırakmayacağımIt's Goo JoonPyo. You're really Goo JoonPyo. I missed you.
Çünkü ikisini de bırakmayacağım.Because I'm not going to let either man go.
Beni hiç bırakmayacakmış gibi sarıl.Let me know you'll wait for me Hold me like you'll never let me go
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul has his data, so they decide to release the animal back into the river.
Gerçek bile onları özgür bırakmaya yetmiyor.Not even the truth will set them free.
Seni zor durumda bırakmayacağım.I won't put you in a tough spot.
Ve çaışmaya devam edeceğim. Ve bunu yapana kadar çalışmayı bırakmayacağım.And I'm not going to stop working until we do that."
Bir uçtan bir uca sürükleyip bırakmaya bayılırlar.They like to drag it and drop it from appendage to appendage.
İlgili Sayfalar