bırakmayı ile cümle

bırakmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom serbest bırakmayı reddetti.Tom refused to let go.
Lütfen bizi burada bırakmayın.Please don't leave us here.
Bizi kaderimizle baş başa bırakmayın.Don't leave us to our fate.
Neden işini bırakmayı planladığını biliyorum.I know why you're planning to quit your job.
Tom bana işini bırakmayı planladığını söyledi.Tom told me that he was planning to quit his job.
Onları asla yalnız bırakmayın.Don't ever leave them alone.
Çete 100.000 dolar fidye için Tom'u serbest bırakmayı kabul etti.The gang agreed to release Tom for a ransom of $100,000.
Dan, Linda ve çocuklarını yalnız bırakmayı tasarlamadı.Dan never intended to leave Linda and her children alone.
Belgeleri bırakmayın!Don't leave the papers!
Hiç işini bırakmayı düşündün mü?Have you ever thought about quitting your job?
Ciddi olarak işimi bırakmayı düşünüyorum.I'm seriously considering quitting my job.
Daha önce sigarayı bırakmayı denediniz mi?Have you ever tried to quit smoking?
Tom'un işini bırakmayı planladığını herkes biliyordu.Everyone knew Tom was planning to quit his job.
Değerli öğeleri araçta bırakmayın.Do not leave valuable items in the vehicle.
Değerli eşyaları bir arabada bırakmayın.Don't leave valuable items in a car.
Değerli eşyaları arabada bırakmayın.Don't leave valuable items in the car.
Arabanızda değerli eşya bırakmayın.Don't leave valuables in your car.
Aracınızda değerli eşyalarınızı bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız.Don't leave valuables in your vehicle.
Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.
Plajda eşyalarınızı gözetimsiz bırakmayın.Don't leave your belongings unattended at the beach.
Lütfen bunu orada bırakmayın.Please don't leave it there.
Onu planların dışında bırakmayın.Don't leave her out of the plans.
Beni burada yalnız bırakmayın.Don't leave me alone here.
Çoraplarınızı kanepenin altında bırakmayın.Don't leave your socks under the couch.
Beni geride bırakmayın.Don't leave me behind.
Bırakmayı göze alabilir misin?Can you afford to quit?
Leyla işini bırakmayı düşünüyordu.Layla considered quitting her job.
Tom işini bırakmayı düşündüğünü söylüyor.Tom says he's thinking about quitting his job.
Okulu bırakmayı düşünüyorum.I'm thinking of dropping out of school.
Sami okulda başarılı olarak kardeşlerini gölgede bırakmayı arzu ediyordu.Sami hoped to outshine his siblings by doing well at school.
Tom'un neden işini bırakmayı planladığını merak ediyorum.I wonder why Tom is planning to quit his job.
Bırakmayı düşünüyorum.I intend to quit.
Lütfen pencereleri açık bırakmayın.Please don't leave the windows open.
Lütfen beni Tom'la yalnız bırakmayın.Please don't leave me alone with Tom.
Tom bizi araçla eve bırakmayı teklif etti.Tom has offered to drive us home.
Bırakmayı planlamıyorum.I don't plan to give up.
Sami, Leyla'ya arabayla bırakmayı teklif etti.Sami offered to give Layla a ride.
Bunu burada bırakmayı planlıyorum.I plan to leave this here.
Kazananlar suçluluk hissetmeden sıkça ve hızla bir şeyleri bırakmayı bilir.Winners quit fast, quit often, and quit without guilt.
Stone, 190 sayfalık taslaktaki ilk revizyonunu 156 sayfalık bir çekim senaryosuna bırakmayı başardı.Stone managed to pare down his initial revision, a 190-page draft, to a 156-page shooting script.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.They said: Be not in awe.
Bir dizi şirket, bu ürüne ilişkin uygulamaları serbest bırakmayı planladığını açıkladı.A number of companies had announced plans to release applications for this product.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.We will not be consoled that we were unable to save him."
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250: Do not subject to grinding/shock/…/friction.
Mesajlar, paylaşım için dosyaları veya fotoğrafları sürükleyip bırakmayı da destekledi.Messages also supported dragging and dropping files or photos for sharing.
Canımız pahasına da olsa buraları bırakmayız.”If not, avoid them at all cost."
İkincisi batini, içinden geçeni ve istekleri bırakmayı içerir.J takes him inside to talk, leaving Y outside.
Neden bıyık bırakmayı ve erkeklerin şağlığı için bir şey yapmayı birleştirmiyoruz?Why can't we combine growing a mustache and doing something for men's health?
Tek bir şey bırakmayın, hepsini toplayın.You can't even leave one, take off every single one. Gosh.
İngiltere'de bile üreme işine sadece kraliçeye bırakmayız.Even in England, we don't leave reproduction to the Queen.
Bu yüzden hiç bir zaman bebeğinizi başıboş bırakmayın.large pieces can break off and the baby can choke, so you never want to leave a baby unattended.
Büyük ihtimal, hayatının geri kalanını sigarayı bırakmayı deneyerek geçireceksin.You are likely to spend the rest of your days trying to give up.
Ben zaman içerisinde kontrolü sınıfa bırakmayı öğrendim. Kontrolü öğrencilere bırakmayı.I've learned to cede control of the classroom over to the students over time.
Bu nedenle, bu savaşı sadece doktorlara ve hemşirelere bırakmayın. hepimizin destek olması gerekli.So just don't leave it to the specialists and doctors and nurses. We all need to help.
Eğer parfümeride kariyer yapmak istiyorsanız, onu bırakmayı hiç istemezsiniz.You really don't want to leave it if you want to have a career in perfumery.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.But really, truly -- often you think about letting go way before your body does.
En ufak nokta bile bırakmayın.Let's hurry.
Kortizolünüzü düşürün. Durumu, "oh, onlara kim olduğumu gösteremedim" şeklinde bırakmayın.Don't leave that situation feeling like, oh, I didn't show them who I am.
Bizi habersiz bırakmayın.Let me hear from you.

İlgili Sayfalar