bırakmayı ile cümle
bırakmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ama onları bulduğunuz seviyede bırakmayın, tamam mı?But you don't leave them where you found them. Okay?
Çanta ve kilit gibi asılabilen şeyleri bisikletin üzerinde bırakmayın.DON'T LEAVE THlNGS LlKE BAGS AND BlKE LOCKS HANGlNG FROM ANY PART OF THE BlKE.
Bir kez daha söylüyorum, bu şekilde bırakmayın. .Once again, this isn't the exact format that they have here.
Bebeğinizi hiç bir zaman başıboş bırakmayın.Never leave a baby unattended.
Öyle ise (birine) tamamen yönelip ötekini askıda (kocasızmış) gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
Dediler ki: "Tanrılarınızı bırakmayın: Vedd'i, Suva'ı, Yeğus'u, Ye'uk'u ve Nesr'i bırakmayın!"And said: 'Do not abandon your gods, and do not abandon Wadda or Suwa', or Yaghuth, Ya'uq or Nasr.'
Öyleyse, büsbütün (birine) eğilim (sevgi ve ilgi) gösterip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
Yusuf'u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar.So, when they took him out they planned to throw him into an unused well.
O halde tam bir eğilimle bir yana yönelip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
Dediler ki: "İlahlarınızı sakın bırakmayın! Ved'di, Süva'ı asla bırakmayın!And said: 'Do not abandon your gods, and do not abandon Wadda or Suwa', or Yaghuth, Ya'uq or Nasr.'
Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin.Spend in the way of God, and do not seek destruction at your own hands.
Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
Gelecek nesiller içinde iyi nam bırakmayı, hayırla anılmayı nasib eyle bana. [37,108; 2,129]And uphold my name with posterity,
Öyleyse tamamen birine yönelip de diğerini askıdaymış gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?"How is it with this Book, that it leaves nothing behind, small or great, but it has numbered it?'
Dilediğimiz kimseye rahmetimizi yağdırırız. Güzel davrananları ödülsüz bırakmayız.We visit with Our mercy whomsoever We will, and We leave not to waste the wage of the good-doers.
Dediler ki: "İlahlarınızı sakın bırakmayın!And they have said: Forsake not your gods.
Ved'di, Süva'ı asla bırakmayın! Yeğus'u, Yeuk'u, Nesr'i de bırakmayın!"Forsake not Wadd, nor Suwa', nor Yaghuth and Ya'uq and Nasr.
Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın.But take your precaution. Lo!
Güzel davrananları ödülsüz bırakmayız.We lose not the reward of the good.
Ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, Yeuk'u ve Nesr'i bırakmayın."Forsake not Wadd, nor Suwa', nor Yaghuth and Ya'uq and Nasr.
% 1 İletiyi olduğu gibi bırakmayı mı yoksa göndermemeyi mi istiyorsunuz?%1 Do you want to leave the message as-is, or cancel sending the message?
Cumhurbaşkanlığının eski Hırvat üyesi İvo Miro Joviç görevini ona bırakmayı reddetti.The former Croat member of the presidency, Ivo Miro Jovic, refused to relinquish his post to him.
Sigara içenlerin yalnızca %5'i bırakmayı planlıyor.Only 5% of smokers plan to give up the habit.
Yarışı bırakmayı reddetti ve dört gün sonra Mont Ventoux üzerinde bir etap kazandı.He refused to abandon the race and four days later won a stage over Mont Ventoux.
Oyuncu, Pale cihazına direnmeyi veya devre dışı bırakmayı başarır ve onu tutuklamaya çalışır.The player manages to resist or disable the Pale device and tries to arrest her.
Ama yarı yolda bırakmayın.But don’t stop halfway.
Kasımlo, Kürtler için özerklik talep etti ve silah bırakmayı reddetti.Ghasemlou demanded autonomy for Kurds and refused to lay down weapons.
Yağmura maruz bırakmayın.Setze es nicht dem Regen aus.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.Und er sprach: Nahe nicht hieher!
Peru yine de Tarapacá'yı Şili'ye bırakmayı reddeder.Peru weigerte sich jedoch, Tarapaca an Chile abzutreten.
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250 Nicht schleifen / stoßen / reiben / … .
50 °C/122 °F aşan sıcaklıklara maruz bırakmayın.Nicht Temperaturen über 50 °C / 122 °F aussetzen.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Doch uns ist gegeben, auf keiner Stätte zu ruhn.
P412 50 °C/122 °F aşan sıcaklıklara maruz bırakmayın.P412 Nicht Temperaturen über 50 °C / 122 °F aussetzen.
Ancak Osmanlılarda ilk olarak Avusturya ordusunu safdışı bırakmayı amaçlamışlardı.Zunächst versuchte er vergeblich, in die österreichische Armee aufgenommen zu werden.
Yağmura maruz bırakmayın.Ne le mets pas sous la pluie.
Biz işleri yarım bırakmayız.Nous ne faisons pas les choses à moitié.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.Son peuple lui dit : "Ne te réjouis point.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Il ne nous a jamais donné de répit ».
Yağmura maruz bırakmayın.No lo expongas a la lluvia.
Pencereleri açık bırakmayın.No dejen las ventanas abiertas.
Okulu bırakmayı gerçekten istiyor musun?¿De verdad quieres dejar la escuela?
İşini bırakmayı gerçekten istiyor musun?¿De verdad quieres dejar tu trabajo?
Liseyi bırakmayı gerçekten istiyor musun?¿De verdad quieres dejar el instituto?
Bizi bırakmayın.No nos deje.
Beni bırakmayın.No me deje.
Tom'un işini bırakmayı planladığını herkes biliyordu.Todo el mundo sabía que Tom planeaba dejar su trabajo.
Posa öldükten sonra Filip gelir; oğlunu serbest bırakmayı teklif eder.Después de su muerte, entra Felipe, ofreciendo la libertad a su hijo.
Adina tekrar gelir ve ona niçin orduya asker yazılıp kasabayı bırakmayı tercih ettiğini sorar.Ella entra, preguntándole por qué ha elegido servir en el ejército y abandonar la ciudad.
Canımız pahasına da olsa buraları bırakmayız.”La abandonamos a nuestro propio riesgo".
Sigarayı bırakmayı denedim ama onu yapamadım.Ho provato a smettere, ma non ce l'ho fatta.
P250 Öğütme/şok/.../sürtünmeye maruz bırakmayın.P250 – Evitare le abrasioni/gli urti/.../gli attriti.
Posa öldükten sonra Filip gelir; oğlunu serbest bırakmayı teklif eder.Poco dopo che Phillip viene rilasciato viene ucciso e Phillip viene accusato.
Kapıları açık bırakmayın.Не оставляйте двери открытыми.
Beni muallakta bırakmayın.Не держите меня в неизвестности.
Bugünün işini yarına bırakmayı sevmiyorum.Не люблю откладывать на завтра то, что можно сделать сегодня.
Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın.Он сказаў: "Не празнуйте меня!
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.Но мы же падаем, а не тонем!»
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.أرسلت زوجات النبي: «أنَّا لا نَسْتَطِيعُ أَنْ نَخْرُجَ إليه نصلي عليه.»