bırakmayı ile cümle

bırakmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Şansa bırakmayın.Don't take chances.
Kapıyı açık bırakmayın.Don't leave the door open.
Lütfen kapıyı açık bırakmayın.Would you please not leave the door open?
Yağmura maruz bırakmayın.Don't expose it to the rain.
Bitkiyi doğrudan güneş ışığına maruz bırakmayın.Don't expose the plant to direct sunlight.
Cildinizi çok uzun süre güneşe maruz bırakmayın.Don't expose your skin to the sun for too long.
Köpeği bütün gün bırakmayın.Don't leave your dog in all day.
Lütfen geride hiçbir şey bırakmayın.Please leave nothing behind.
Okulu bırakmayı düşündüm ama sonra fikrimi değiştirdim.I considered leaving school, but thought better of it.
Beni arkada bırakmayın!Don't leave me behind!
Beni dışarıda bırakmayın.Don't bar me out.
Eşyalarınızı geride bırakmayın.Don't leave your things behind.
Fotoğrafları güneşe maruz bırakmayın.Don't expose photos to the sun.
Suyu açık bırakmayın.Don't leave the water running.
Pencereleri açık bırakmayın.Don't leave the windows open.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Konuları sallantıda bırakmayı sevmiyorum.I don't like to leave things up in the air.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
Bir şeyi bitirilmemiş bırakmayı sevmez.She doesn't like to leave anything unfinished.
Çocuğunu yağmur altında bırakmayı reddetti.She refused to let her child go out in the rain.
Odadan ayrıldığınızda ışıkları açık bırakmayın.Do not leave the lights on when you leave the room.
İşlerinizi yarım yapılmış bırakmayın.Don't leave things half done.
Banyoyu böyle bir karmaşa içinde bırakmayın.Don't leave the bathroom in such a mess.
Hizmeti beğenmezseniz bahşiş bırakmayın.If you don't like the service, don't leave a tip.
O köpeği serbest bırakmayın.Don't release that dog.
Rosa Parks, beyaz bir yolcuya koltuğunu bırakmayı reddetti.Rosa Parks refused to give up her seat for a white passenger.
Rehineleri serbest bırakmayı reddettiler.They refused to release the hostages.
Lütfen bagajınızı gözetimsiz bırakmayın.Please do not leave your luggage unattended.
İşini bırakmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about quitting your job?
Tom okulu bırakmayı düşündü fakat onun aleyhinde karar verdi.Tom considered leaving school, but decided against it.
Kapıları açık bırakmayın.Don't leave the doors open.
Kanıt bırakmayın.Don't leave evidence.
Onu yağmura maruz bırakmayın!Don't expose him to the rain!
Girişi korunmasız bırakmayın.Don't leave the entrance unprotected.
Onları yalnız bırakmayın.Don't leave them alone.
O bir sakal bırakmayı düşündü ama sakal bırakma fikrinden vazgeçti.He thought about growing a beard, but gave up the idea of growing one.
Toplantı odasında herhangi bir bilgisayar bırakmayın.Don't leave any computer in the meeting room.
Bizi bırakmayın.Don't leave us.
Beni bırakmayın.Don't let go of me.
Liseyi bırakmayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to drop out of high school?
Okulu bırakmayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to quit school?
İşini bırakmayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to quit your job?
Beni yalnız bırakmayın.Don't leave me alone.
Ben işi yarım yapılmış bırakmayı sevmiyorum.I don't like leaving the job half done.
O tutukluyu serbest bırakmayın.Don't release that prisoner.
Dil önemli bir konudur, bu nedenle dilbilimcilere bırakmayın.Language is an important matter, so don't leave it to the linguists.
Onu bırakmayı denemeliydim.I should've tried to stop it.
Sigarayı bırakmayı umuyorum.I hope to stop smoking.
Tom bırakmayı seçti.Tom chose to quit.
Boş yere sigarayı bırakmayı denedi.He tried in vain to quit smoking.
Ellerinizi pencerenin dışında bırakmayın.Don't leave your hands outside the window.
Tom freni bırakmayı unuttu.Tom forgot to release the brake.
Lütfen Facebook'unuzu açık bırakmayın.Please don't leave your Facebook open.
Tom sakal bırakmayı düşündü ama bırakmamaya karar verdi.Tom thought of growing a beard, but decided not to.
Bütün paramı bırakmayı planladığın kişi sensin.You're the one that I plan to leave all my money to.
O, kapıyı açık bırakmayı reddetti.He denied leaving the door open.
Sigarayı ne zaman bırakmayı tasarlıyorsun?When do you intend to quit smoking?
Tom bir şeyi yarım kalmış bırakmayı sevmiyor.Tom doesn't like to leave anything unfinished.
Tom bir şeyi bitmemiş bırakmayı sevmiyor.Tom doesn't like to leave anything unfinished.
Bahşiş bırakmayı unutma.Don't forget to leave a tip.

İlgili Sayfalar