bırakması ile cümle
bırakması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaAccenture postąpiło nieprzyzwoicie, pozbywając się Tigera Woodsa tak pospiesznie i pochopnie.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaAchei indecente da parte da Accenture cancelar o contrato com o Tiger Woods de uma forma tão apressada.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaIk vond het vrij onbehoorlijk van Accenture om Tiger Woods te dumpen op zo'n gehaaste manier.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaJag tyckte det var oanständigt av Accenture att dumpa Tiger Woods så bråttom och abrupt.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaJeg synes ikke det var særlig pænt af Accenture at droppe Tiger Woods på sådan en forhastet måde.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaMyslím si, že bylo velmi neslušné, jak v Accenture tak narychlo a zbrkle odkopli Tigera Woodse.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaTôi nghĩ rằng Accenture thật không đàng hoàng khi từ bỏ Tiger Woods một cách vội vàng và hấp tấp như thế.
Düşünüyorum da Accenture'ın Tiger Woods'u bir çeşit acelecilik ile bırakması çok kabaΤο βρήκα πολύ ανάρμοστο, εκ μέρους της Accenture, να διώξει τον Τάιγκερ Γουντς άρον άρον.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Chris da mu coś i przeniesie tutaj, naciśnie przycisk i wypuści trzymany przedmiot.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Chris îi va pune un obiect în mână și-l va aduce aici, va apăsa pe un buton și îi va da drumul.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Chris vezme něco do své ruky, přinese to sem, zmáčkne tlačítko a pustí předmět, který má v ruce.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Gli metterà qualcosa in mano e lo porterà qui, premerà un bottone e lascerà andare l'oggetto che ha in mano.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.크리스가 물건을 벡스터의 손에 쥐어주고, 이쪽으로 데리고 온 뒤 버튼을 눌러 물건을 놓게합니다
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Pondrá algo en su mano y lo traerá acá. Presiona un botón y el robot suelta el objeto.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Він збирається покласти щось у його руку, принести це сюди, натиснути кнопку і відпустити цю річ у руці.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.Той ще постави нещо в ръката му, ще го премести тук, ще натисне бутон и ще пусне каквото държи в ръка.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.. הוא הולך לשים משהו ביד שלו, הוא הולך להביא את זה לכאן, לוחץ על הלחצן ומשחרר את הדבר הזה ביד.
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.فهو سيحمل شيئاً في يده وينزله هناك اضغط الزر و دع ذلك الشيء الذي في يده
Eline bir şey alacak ve buraya geri getirecek düğmeye basıp, elindekini bırakmasını sağlayabiliriz.ボタンを押して 手から物を離させます ロボットはこう理解するわけです 「ここで物を下させたいんだな」
Her şey telesekretere o mesajı bırakmasıyla başladı.Semuanya dimulai dari pesan yang ditinggalkan di mesin penjawab telepon itu.
Her şey telesekretere o mesajı bırakmasıyla başladı.Tout a commence avec ce message laissé sur une messagerie vocale.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.C'est pour cela qu'elle doit s'extraire des profondeurs de la mortalité, entrer, libérer son esprit.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Dari sana ia harus menarik diri dari dalam kefanaan, membebaskan dirinya yang abadi.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Det er dér hun er nødt til at trække sig selv ud fra disse dødelighedsdybder, komme ind, frigøre sin ånd.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Đó là lúc bà phải kéo mình khỏi vũng lầy của sự trần tục, tiến tới và giải thoát linh hồn mình.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Ecco perché deve tirarsi fuori dalla più profonda mortalità, lasciare libero lo spirito.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.É de onde ela se tem de arrancar para fora das profundezas da mortalidade, entrar, libertar o seu espírito.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Es de allí de donde ella tiene que salir de las profunidades de la mortalidad, entrar, liberar su espíritu.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.거기서 그녀는, 자신의 인간스러운면을 내 보여야 해요. 비범한 면은 버리구요.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.To jest moment, w którym musi się wydostać z głębin śmiertelności, uwolnić własnego ducha.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Вона мусить себе витягнути звідти - з безодні смертності, звільнити свою душу.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Ето откъде трябва да се изтегли от дълбините на смъртността, да влезе, да освободи духа си.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.Именно отсюда ей нужно вытянуть себя из глубин смертности, освободить свою душу.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.עליה למשוך את עצמה מעלה ממעמקי התמותה, לשחרר את נפשה.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.ومن هناك يتعين عليها نشل نفسها من أعماق الفناء، لتأتي وتطلق روحها.
Kendisini buradan kurtarması gerekiyor, ölümlülüğünün derinliklerinden gelip ruhunu serbest bırakması.自ら抜け出し 精神を解放しなければなりません その時こそ
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.A Mojžiš im povedal: Nech nikto nenecháva z toho do rána.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Azt is mondá nékik Mózes: Senki ne hagyjon abból reggelre.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Derpå sagde Moses til dem: "Ingen må gemme noget deraf til næste Morgen!"
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.In Mojzes jim veli: Nihče naj ne pusti kaj tega do jutra!
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.I řekl jim Mojžíš: Žádný ať nic z toho nepozůstavuje k jitru.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Ja Mooses sanoi heille: "Älköön kukaan jättäkö siitä mitään huomiseksi".
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.모세가 그들에게 이르기를 아무든지 아침까지 그것을 남겨 두지 말라 하였으나
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Moise le -a zis: ,,Nimeni să nu lase ceva din ea pînă a doua zi dimineaţă.``
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Moïse leur dit: Que personne n`en laisse jusqu`au matin.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Môi-se nói cùng dân sự rằng: Ðừng ai để dư lại cho đến sáng mai.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Môi-se nói cùng_dân sự rằng : Ðừng ai để dư lại cho_đến sáng_mai .
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Mówił też Mojżesz do nich: Żaden niech nie zostawia z niego aż do zarania.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Mozes zei tegen hen: "U mag het niet tot de volgende dag bewaren."
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Musa berkata kepada mereka, "Siapa pun tak boleh menyimpan makanan itu barang sedikit untuk besok.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Och Mose sade till dem: »Ingen må behålla något kvar härav till i morgon.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Og Moses sa til dem: Ingen skal levne noget av det til om morgenen.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Poi Mosè disse loro: «Nessuno ne faccia avanzare fino al mattino»
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Também disse-lhes Moisés: Ninguém deixe dele para amanhã.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Und Mose sprach zu ihnen: Niemand lasse etwas übrig bis morgen.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Y Moisés les dijo: --Ninguno guarde nada de ello hasta el día siguiente
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.ειπε δε προς αυτους ο Μωυσης, Ας μη αφινη εξ αυτου μηδεις υπολοιπον εως πρωι.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.И сказал им Моисей: никто не оставляй сего до утра.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Моисей още им рече: Никой да не оставя от него до утринта.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.ויאמר משה אלהם איש אל יותר ממנו עד בקר׃