bırakmam ile cümle
bırakmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.Niewiele wiadomo jest na jego temat, gdyż nie zostawił po sobie żadnych pisanych śladów.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Laxsjö förde inte något vapen.
Portekiz, diğer Avrupa uluslarının aksine 1950 ve 1960’lı yıllarda Afrika’daki sömürgelerini bırakmamıştır.Till skillnad från många andra kolonialmakter, lämnade inte Portugal sina kolonier under 1950- och 60-talen.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Магнус не склав зброї.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Відгукнутися не було кому.
Yakın felaketler ve yeni savaşlarla ortaya çıkan tehdit kokusu onu rahat bırakmamaktaydı.Безперестанні війні і загальний занепад лякали своєю безвихіддю.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.У цей період самець не залишає самицю.
Devlet belgelerine göre silahını hiç bırakmamış ve savaşırken infaz edilmiştir.Podle amerického velení byl však zabit v boji, nikoli popraven.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Žofie však ještě nehodlala složit zbraně.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Na druhou stranu nechtěla zůstat sama.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Jammeh neponechal nic náhodě.
Siyah 4...Ve7 ile merkezde gücü elinden bırakmamaya çalışabilir ya da 4...Af6 ile karşıakın başlatabilir.Se2 Černý tu může zkusit variantu bez a6 se snahou protihru v centru, nejčastěji se ale 6... a6 vyskytuje.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.De aceea, nu este găsit deloc singur în atmosferă.
Yerine halife bırakmamıştır.)Nu mai detine drepturile.)
Seni burada yalnız bırakmamın imkanı yok.În nici un caz nu am să te las singură aici.
Bu arada foto muhabirliğini de bırakmamıştır.Eközben publicisztikai munkásságát sem szüneteltette.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Ágról szakadt senkié.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Henkilöä ei kuitenkaan saa jättää tilaan yksin.
Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır.Vain isää on ollut ikävä, siitä huolimatta että hän on niin etäinen.
Ancak Haluk Yıldırım, Ülkerspor'u kendi rızasıyla bırakmamıştı.He halusivat saada Machine Empiren Mondon poissaollessa itselleen.
Bir karaciğer hastalığı olan bu kondisyon, hastaya karaciğer naklinden başka bir çözüm bırakmamaktadır.Menetelmän ansiosta uusi aorttaläppä voidaan asentaa avaamatta potilaan rintakehää.
Seni istasyona bırakmamı ister misin?Haluatko, että vien sinut asemalle?
Tom bu işi bırakmamı istedi.Tom halusi, että jättäisin tämän työn.
Görüşmelerde bu terimi reddetmiş, ancak kavramın kendisini tümüyle bırakmamıştır.Σε συνεντεύξεις της τον έχει αποκηρύξει, παρότι δεν έχει αποποιηθεί την έννοιά του ολοκληρωτικά.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Ο Κλεομένης ωστόσο δεν κατέθεσε τα όπλα.
Filmin korku filmi olmasının, müzik üzerinde belirgin etki bırakmamasını sağlamaya çalıştım.Han havde bestemt at der ikke skulle være sang med i filmen, kun instrumental musik.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Hüttig hadde heller ikke våpen.
Kimseye kızoğlankız bırakmamış.Ingen får prikk.
Yerine halife bırakmamıştır.)Det er imidlertid ikke funnet noen sannhetsbevis for dette.)
Yerine halife bırakmamıştır.)Namun, dia kemudian menolak klaim tersebut.]
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Chúng không thích bị bỏ ở nhà một mình trong thời gian dài.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sokrates không viết các tác phẩm triết học.
Bu Beş köye yerleştirilen gruplar birbirleri ile irtibatı bırakmamış görüşmeye devam etmiştir.Five thông báo trên website rằng nhóm sẽ không tiếp tục tái hợp nữa.
GRAPO da silah bırakmamıştır.エルトポは銃を捨てた。
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.佐野昭彦:松来未祐 二塁手。
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.父親は単身赴任で不在。
Tüm deplasmanlarda takımlarını yalnız bırakmamaktadır.搭乗員は全ての過程において、安全な彼らの車両から出る必要が無い。
Büyük dişlilere kazınan gezegen isimleri (Venüs gibi); mekanizmanın amacı hakkında şüphe bırakmamıştır.道具の名称は書籍「ひみつ道具大事典」によるもので、作中では名称不明。
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi.雖朕舉動,靡不猜防,朕故別居,不與接見。
Âsîler lehinde yabancı müdahaleye de artık yer bırakmamakta idi.此后,宗室后裔不再成为已忌讳。
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.毕达哥拉斯没有留下任何书面作品。
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi."만일 그가 저의 침묵에 의해 고양되시지 않는다면, 그는 저의 연설로도 고양되시지 않을 것이오."
Bu durumdan şüphelenen 4 köy korucusu şoförü yalnız bırakmamak için onunla birlikte karakola gittiler.저녁무렵에 길선주 등 태화당에 도착하지 못한 나머지 4인도 경찰에 자진 출두했다.
Yerine halife bırakmamıştır.)단편이 기반이 된 게 아니다.)
GRAPO da silah bırakmamıştır.부스는 어떤 무기도 쏘지를 않았다.
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.그러나 인테르나시오나우에게 밀려 우승을 차지하지는 못하였다.
Filmin korku filmi olmasının, müzik üzerinde belirgin etki bırakmamasını sağlamaya çalıştım.이 때에 비로소 영화 때문에 음악을 소외시키지 말고 음악에 매진하기로 결심하였다.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Не се оставят сами в стаята.
Amcası olan Rıdvan kendine rakip bırakmamak hedefiyle tüm kardeşlerini öldürtmek emri vermişti.Младият гангстер иска от чичо си заповед за ликвидирането на всички.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Сократ не се появява в източниците.
Köse ise okulu bırakmamasının nedenini ailesine verdiği söz olduğunu belirtmiştir.Той не иска родителите му да знаят, че е напуснал училище.
Nihai nokta, gördüğün ve duyduğun zaman bile, aklı tek bir yerde bırakmamaktır.Преживяващият реално вижда, чува и усеща всичко докато се намира на място различно от тялото си.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Hoeneß se uopće nije sjećao nesreće.
Buna rağmen insâfı elden bırakmamak gerekir.Pritom uopće ne treba napuštati sigurnost vozila.
Bu yıllarda Bizans idaresinin zayıflaması bu bölgede güvenlikten eser bırakmamıştır.Odvtedy riadenie prírody v TANAPe spôsobovalo nemálo problémov.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.No mladý doktor zastaví celý ten nezmyselný proces.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.On predlaga, da naj razpuste vojsko in se zbero šele takrat, ko bo sovražnik spet pred vrati.
Serkan Çalık'ın peşini sakatlıklar bir türlü bırakmamıştır.In res, Krek prav nič ne izpušča.
Yerine halife bırakmamıştır.)Pratęsimas nugalėtojo neišaiškino.)
Bu dil grubunda muhtemelen hiç yazılı iz bırakmamış diller de vardır.Mõni selle haru keeltest on võib-olla jäänud veel avastamata.
İlgili Sayfalar