bırakmam ile cümle
bırakmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
GRAPO da silah bırakmamıştır.Ehkki Fučíkul oli relv, ta ei kasutanud seda.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.A causa della carestia, sono stato costretto ad abbandonare la scuola.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.À cause de la famine, j'ai dû arrêter l"école.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Az éhezés miatt ki kellett maradnom az iskolából.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Bởi cái đói, tôi buộc phải bỏ học.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Din cauza foametei, am fost forţat să renunţ la şcoală.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Door de honger moest ik de school laten voor wat ze was.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Głód zmusił mnie do opuszczenia szkoły.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Karena kelaparan, saya terpaksa putus sekolah.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.굶주림은 제가 학교를 계속 다닐 수 없게 했습니다.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Kvôli hladu som bol nútený odísť zo školy.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Nälän takia minun täytyi lopettaa koulunkäynti.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.På grund av svälten tvingades jag sluta skolan.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Pero por la hambruna, me vi forzado a dejar la escuela.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Pga. hungersnøden, var jeg nødt til at droppe ud af skolen.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Por causa da fome, vi-me obrigado a desistir da escola.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Wegen dem Hunger war ich gezwungen die Schule zu verlassen.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Εξαιτίας της πείνας, αναγκάστηκα να εγκαταλείψω το σχολείο.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Заради глада бях принуден да отпадна от училище.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Из-за голода, я вынужден был уйти из школы.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Через голод я був змушений піти зі школи.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.ובגלל הרעב, נאלצתי לנשור מבית הספר.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.بسبب الجوع، أضطررت لترك المدرسة.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.私は父を眺め
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.A řekl: Pusť mne, nebť zasvitává. I řekl: Nepustím tě, leč mi požehnáš.
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.A riekol: Pusti ma, lebo už vychádza ranná zora. Ale on povedal: Nepustím ťa, len ak ma požehnáš.
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.Da sagde han: "Slip mig, thi Morgenen gryr!" Men han svarede: "Jeg slipper dig ikke, uden du velsigner mig!"
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.In veli: Pusti me, kajti zarja že vzhaja! Jakob pa reče: Ne pustim te, razen če me blagosloviš.
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.Ja mies sanoi: "Päästä minut, sillä päivä koittaa". Mutta hän vastasi: "En päästä sinua, ellet siunaa minua".
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.그 사람이 가로되 날이 새려 하니 나로 가게 하라 야곱이 가로되 당신이 내게 축복하지 아니하면 가게 하지 아니하겠나이다
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.Og han sa: Slipp mig, for morgenen gryr! Men han sa: Jeg slipper dig ikke, uten du velsigner mig.
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.И сказал: отпусти Меня, ибо взошла заря. Иаков сказал: не отпущу Тебя, пока не благословишь меня.
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.ויאמר שלחני כי עלה השחר ויאמר לא אשלחך כי אם ברכתני׃
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.وقال اطلقني لانه قد طلع الفجر. فقال لا اطلقك ان لم تباركني.
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.那 人 說 、 天 黎 明 了 、 容 我 去 罷 . 雅 各 說 、 你 不 給 我 祝 福 、 我 就 不 容
Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.那人說 、 天 黎明 了 、 容 我 去 罷 . 雅各 說 、 你 不 給 我 祝福 、 我 就 不容
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.AIDSとの戦いに専念せざるおえなくなりました 残念なことに 政府は拒否するのみだったのです
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.우리는 에이즈와 싸우기 위하여 많은 것들을 포기해야만 했죠.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.Tivemos de deixar de fazer muitas coisas boas para lutar contra a SIDA.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.We moesten een heleboel goede initiatieven stoppen om aids te kunnen aanpakken.
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.ואנחנו נאלצנו להפסיק לעשות הרבה דברים טובים בכדי להילחם באיידס
AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu.واضطررنا لا نوقف القيام بعدة امور جيدة لكي نحارب الايدز
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Ibu menyuruhku untuk tidak membawa handphone.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Mama mi-a spus sa las mobilul acasa.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Ma mère m'a dit de laisser mon portable à la maison.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Meine Mum hat mir gesagt, dass ich mein Handy zu Hause lassen soll.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Mẹ mình muốn mình để điện thoại ở nhà.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Mia madre mi ha detto di lasciare il cellulare a casa.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Mijn moeder heeft gezegd dat ik mijn mobiel thuis moest laten.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Min mamma sa åt mig å lämna mobilen hemma.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Η μητέρα μου είπε να αφήσω το κινητό μου στο σπίτι.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.Мама сказала, чтобы я телефон дома оставила.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.أمي قالت لي ان أترك الهاتف في البيت
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.携帯を? どうして?
Ayrıca bunun ne tür bir canavar olduğunu açıklayana dek sizi bırakmam, unutmayın.Además, no dejaré que os marchéis hasta que me expliquéis qué es ese monstruo. No lo olvidéis.
Ayrıca bunun ne tür bir canavar olduğunu açıklayana dek sizi bırakmam, unutmayın.Além disso, não vos deixo ir embora até me explicarem o que é este monstro, não se esqueçam disso.
Ayrıca bunun ne tür bir canavar olduğunu açıklayana dek sizi bırakmam, unutmayın.Dessutom släpper jag er inte förrän ni förklarar vad monstret är.
Ayrıca bunun ne tür bir canavar olduğunu açıklayana dek sizi bırakmam, unutmayın.Desuden slipper jeg jer ikke, før I forklarer, hvad monsteret er.
Ayrıca bunun ne tür bir canavar olduğunu açıklayana dek sizi bırakmam, unutmayın.En päästä teitä lähtemään- -ennen kuin kerrotte, mikä tuo hirviö on.
Ayrıca bunun ne tür bir canavar olduğunu açıklayana dek sizi bırakmam, unutmayın.E soprattutto, non ti lascio andare finché non mi spieghi cos'è quel mostro. Ricordalo.
İlgili Sayfalar