bırakmam ile cümle
bırakmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.For he has not left mankind an orphan.
Bunu önlemek için onları çok aç bırakmamak ya da akvaryumun üzerini kapatmak gerekir.Do not water, or only enough to avoid shrivelling.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Weissauer left without any promises.
Hiçbir zaman Avrupa için Galatasaray'ı bırakmam."I have no reason to ever leave Orlando.
Eğer bir söz söylenirse kılıcımı çeker ve kimseyi sağ bırakmam." dedi.Should my demand be refused, I cannot be responsible for the fate of your command."
Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır.Her husband should take her in charge unless he has gone crazy, too.
Bu sırada Judy ile olan ilişkisinide bırakmamıştır.She may still be in a relationship with Jake after this.
Pers dönemi ise istilalarla geçmiş olup belli bir iz bırakmamıştır.The Super-Cycle meanwhile has disappeared without a trace.
Amcası olan Rıdvan kendine rakip bırakmamak hedefiyle tüm kardeşlerini öldürtmek emri vermişti.Ask your commissioner if my brother did not barely escape being killed.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.So today, I'm going to tell you about some people who didn't move out of their neighborhoods.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.And it was one of the reasons I left school when I was 15 years old.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Instead, what he told us was to put aside childish things. And he appealed to virtue.
Ayrıca, zihinsel hastalıkları bir suç unsuru gibi göstermeyi bırakmamız gerek.Also, we must stop criminalizing mental illness.
Annem bana cep telefonumu evde bırakmamı söyledi.My mother told me to leave my cell phone at home.
Her şeyi sana bırakmam sorun olmaz değil mi?Will it be okay, that I'm leaving everything to you?
Eğer yemeği yersen seni rahat bırakmam.I won't leave you alone if you eat the lunch.
Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.But the foragers somehow decide not to come out.
Hayır ! sen asla bırakmam !No! I have to go with you!
O zamanlar okyanuslarda balina bırakmamıştık.Now are we stuck with this?
Öfke temsilcileri gibi hareket edip, intikam çağrıları yapmayı bırakmamız gerekiyor.We need to stop acting as agents of rage and calling for days of rage.
Gene bu iki ifadeyi birbirinden çıkarıp en sade formda cevabı bırakmamız isteniyor. .So once again they're telling us to subtract and state the difference in simplest form.
Sizi zor durumda bırakmam.Give it to me. I won't punish you.
Onu hiç yalnız bırakmam, derdini kendime dert edinirim,I'll never leave him alone, I'll make his troubles my own
Onu hiç yalnız bırakmam, dertlerini kendime dert edinirimI'll never leave him alone, I'll make his troubles my own
Karım sigarayı bırakmamı istiyor.My wife wants me to quit smoking.
Ancak oğlu yetişkin olduğunda da yönetmeye devam etmiş, tahtı oğluna bırakmamış.But then when he finally came to age, she continued to reign.
Ve robot fark ediyor ki, " Chris objeyi elimden bırakmamı istiyor. "And the robot figures out, ah, he must mean I want to put stuff down. It puts a little icon there.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Because of the hunger, I was forced to drop out of school.
Erkeklerin onu rahat bırakmamasına şaşmamalı.It's natural men wouldn't leave her alone.
Hazır olmadığımı biliyordum. Bırakmam gerektiğini biliyordum."I knew I had to quit.
Fakat her zerrem bana bunu,... ...bırakmamamı söylüyordu.But every fiber of my being told me I couldn't let this one go.
Bana şarkı söylemeyi bırakmamı söyledi. Dedi ki:I went to see this specialist, and she was top-of-the-field and told me I had to stop singing.
Seni yalnız bırakmamak için gitmiyorum.I'm not going to leave you alone.
Bu yüzden onu sana bırakmam daha iyi olurdu diye düşünüyorum.I've sometimes thought it might be better to let her go to you.
Ülkede yaşadığınız sürece Levilileri yüzüstü bırakmamaya dikkat edin.Take heed to yourself that you don't forsake the Levite as long as you live in your land.
Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır.There is nothing that We have left out from recording.
Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.We have neglected nothing in the Book; then to their Lord they shall be mustered.
Her iki bahçe de ürünlerini vermişlerdi, hiçbir şeyi de eksik bırakmamışlardı.Both gardens produced their harvest in full, and suffered no loss.
İki bağ da yemişlerini vermiş o adamdan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı.Both gardens produced their harvest in full, and suffered no loss.
İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı.Both gardens produced their harvest in full, and suffered no loss.
İnsanları huzurumuzda toplamış, içlerinden hiçbirisini hesap dışı bırakmamışızdır.On that Day We shall muster all men together, leaving none of them behind.
Hem ülke içinde hem ülke dışında ihtiyatı elden bırakmamalıyız."We must -- and we will -- remain vigilant at home and abroad," he said.
Sakin bir yaşam sürmek istiyorlar ve bizim de yanlış bir intiba bırakmamamız gerekiyor.They want to live a quiet daily life and we must not create a wrong reputation.
Artık onu düşünmeyi ve her şeyin onun hatası olduğunu söylemeyi bırakmamızın zamanı gelmedi mi?"Isn't it time we stopped thinking about him and saying everything is his fault?"
Yetkililer tarafları kuzey Kosova'daki sorunları çözmede diyaloğu bırakmamaya da çağırdılar.They also urged the sides to commit to dialogue in addressing challenges in northern Kosovo.
Anastassiades, "İlerleyebilmemiz için evet - hayır olayını geçmişte bırakmamız gerekir," dedi."We must leave the 'yes' and 'no' behind us so that we can move forward," said Anastassiades.
Hepimizin içinde, serbest bırakmamız gereken pozitif bir enerji var.Everybody among us has positive energy that we have to unleash.
Bunu, Kosova'yı bölgenin gerisinde bırakmamak için yaptı." dedi.This is done to avoid leaving behind Kosovo in comparison to the region," Bytyci said.
Traykoviç ayrıca, Sırbistan'ı her türlü müzakerede ihtiyatı elden bırakmamaya da çağırdı.Trajkovic also urged Serbia to exercise caution in any negotiations.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.Sie hat ihn gebeten, sie nicht alleine zu lassen.
Seni istasyona bırakmamı ister misin?Möchtest du, dass ich dich zum Bahnhof bringe?
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Somit kann er seinen Freund nicht alleine zurücklassen.
Yakın felaketler ve yeni savaşlarla ortaya çıkan tehdit kokusu onu rahat bırakmamaktaydı.Das Gefühl der Bedrohung durch nahe Katastrophen und neue Kriege ließ ihn nicht los.
Aynı zamanda bitkilerin nasıl yetiştiği konusu da Goethe’yi bırakmamıştır.Auch die Frage, wie Pflanzen wachsen, ließ ihn nicht los.
GRAPO da silah bırakmamıştır.Allerdings gibt Hideo ihm das Gewehr nicht.
Salih Eyyub belirlenmiş bir varis bırakmamıştı.Adam hatte die Möglichkeit, nicht zu sündigen (posse non peccare).
Sakatlıklar peşini bırakmamıştır ve pek oynayamamıştır.Er verletzte sich und konnte nicht spielen.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Saint-Exupéry hinterließ kein Testament.
Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştır.Sokrates selbst hinterließ keine schriftlichen Werke.
Fazla eser bırakmamıştır.Er lässt nicht locker.
İlgili Sayfalar