bırakmam ile cümle

bırakmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'u orada kendi başına bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom there by himself.
O, sigarayı bırakmam gerektiğini söyledi.She said that I should quit smoking.
Belki de işi bırakmamalısın.Maybe you shouldn't quit.
Tom kapıyı açık bırakmamak için dikkatliydi.Tom was careful not to leave the door unlocked.
Tom onu yalnız bırakmamızı istedi.Tom asked us to leave him alone.
Belki sen Tom'un bırakmaması için ikna edebilirsin.Maybe you can persuade Tom not to leave.
Tom'u burada tek başına bırakmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should leave Tom here by himself.
Çocuğu yalnız bırakmaman gerekir.You shouldn't leave the child alone.
Sen beni tekrar sınıfta bırakmamalısın.You must not fail me again.
Tom onu ilk adı ile çağırmamı bırakmamda ısrar ediyor.Tom insists I stop calling him by his first name.
Mesaj bırakmam gerekiyor mu?Should I leave a message?
İşimi bırakmam gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should quit my job?
Benim onu hayran bırakmam gerekir.I need to impress her.
Tom Mary'den işini bırakmamasını istedi.Tom asked Mary to not quit her job.
Eve bırakmamı ister misin?Do you want a lift home?
Seni eve bırakmama izin ver lütfen.Please let me see you home.
Hayatı son sürat yaşamam için bu faydasız düşünceleri bırakmam gerek.I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life.
Tom bırakmama izin vermedi.Tom wouldn't let me quit.
Lütfen köpeği dışarıya bırakmamaya dikkat edin.Please be careful not to let the dog outside.
Pencerelerini açık bırakmamalısın.You shouldn't leave your windows open.
Pencerelerinizi açık bırakmamalısınız.You shouldn't leave your windows open.
Tom eve bırakmamı istedi.Tom asked for a ride home.
Tom'u rahat bırakmamız gerekiyor.We need to cut Tom some slack.
Sigara içmeyi yıllar önce bırakmam gerekirdi.I should have quit smoking years ago.
Bizim onu Boston'da bırakmamız gerekiyordu.We were supposed to leave that in Boston.
Işıkları açık bırakmamın bir sakıncası var mı senin için?Do you mind me leaving the lights on?
Bunu yapmayı bırakmam gerekiyor.I need to quit doing this.
Tom'u kedilerimin yanında bırakmam.I wouldn't let Tom near my cats.
Bunu arkamızda bırakmamız gerek.We need to put this behind us.
Belki bırakmam gerektiğini düşündüm.I thought maybe I should stop.
Tom bana onu yapmayı bırakmamı istediğini söyledi.Tom told me he wanted me to stop doing that.
Tom'a ipi bırakmamasını söyledim ama bıraktı.I told Tom not to let go of the rope, but he did.
Okula gittiğinde kapıyı açık bırakmamalısın.You must not leave the door unlocked when you go to school.
Tom Mary'ye kapıyı açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her door unlocked.
Tom bunu yapmayı bırakmamı istedi.Tom asked me to stop doing that.
Tom bunu yapmayı bırakmamı söyledi.Tom told me to stop doing that.
Tom bana ağlamayı bırakmamı söyledi.Tom told me to stop crying.
Tom işini bırakmamalıydı.Tom shouldn't have quit his job.
Tom, kapının kilidini açık bırakmamış olmayı dilediğini söyledi.Tom said that he wished that he hadn't left the door unlocked.
Tom'un kapısını açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını açık bırakmaması gerektiğini söyledim.I told Tom he shouldn't leave his door unlocked.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom to not leave his door opened.
Tom'a kapısını açık bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a kapısını kilitlenmemiş bırakmamasını söyledim.I told Tom not to leave his door unlocked.
Tom'a geceleyin pencerelerini açık bırakmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to leave his windows open at night.
Onu yapmayı bırakmam olası değil.I'm unlikely to stop doing that.
Onu yapmayı bırakmam pek mümkün değil.I'm very unlikely to stop doing that.
Köpeği köpek evine bırakmamız gerek.We need to drop the dog off at the kennel.
Onu yapmayı bırakmam gerekiyor.I'm supposed to stop doing that.
Tom'a bunu yapmayı bırakmamasını tavsiye ettim.I've advised Tom not to stop doing that.
"Onu yalnız bırakmamız gerek." "Muhtemelen en iyisi budur.""We should leave him alone." "That's probably for the best."
Tom, Mary'ye kapısını açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her door open.
Bazen düşünmeyi bırakmamız gerekir.Sometimes we should stop to think.
Bırakmama ramak kalmıştı.I was this close to giving up.
Ukrayna nükleer silahlarını devre dışı bırakmamalıydı.Ukraine shouldn't have disposed of its nuclear weapons.
Arkadaşlarını yüzüstü bırakmamalısın.You shouldn't abandon your friends.
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.It is not known whether she was literate, and she left no known writings.
Aynı dönemde Thorpe Amerikan futbolunu da bırakmamıştır.But Thorpe had not abandoned football either.
Annesi ona pek para bırakmamıştır, yalnız başına yarı aç yarı tok yaşamaya başlar.His mind moves forth only when some external thing has roused it.
Yerine halife bırakmamıştır.)ΙΟΔΑΙΟΙ instead of ΙΟΥΔΑΙΟΙ).
İlgili Sayfalar