bırakmak ile cümle

bırakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Entonces se vuelve muy racional negar servicios a los inyectores de droga.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Es wird also ganz rational, Injizierenden Dienstleistungen vorzuenthalten.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Il devient donc assez rationnel de refuser les aides aux drogués.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Jadi ini menjadi cukup masuk akal untuk tidak memberi pelayanan kepada para penyuntik diri.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.따라서 마약 중독자들에게 서비스를 거부하는 것은 합리적으로 보입니다.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Så det blir ganska rationellt att förneka injektionsmissbrukare service.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Staje się więc racjonalnym odmówić pomocy wstrzykującym.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Tehát egészen racionálisnak tűnik a tűhasználók számára biztosított szolgáltatások megtagadása.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Vì vậy nó trở nên khá logic khi từ chối dịch vụ cho dụng cụ tiêm
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Φαίνεται λοιπόν αρκετά λογικό να αρνούμαστε υπηρεσίες σε όσους κάνουν ενδοφλέβια χρήση.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Така че става доста разумно да се лишават наркоманите от услуги.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.Так что, оказывается, вполне рационально отказывать в помощи наркоманам.
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.(צחוק) אז זה נהיה די הגיוני
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.لذا يبدو من المنطقي نوعا ما ان نرفض ان نقدم خدمة للمدمنين .
Böylece iğne kullananları hizmetten mahrum bırakmak epey mantıklı hale geliyor.否定するのは非常に合理的なこととなるのです さて セックスについて話しましょう
Böylelikle iki taraf da eşit kalır. x'i yalnız bırakmak için ne ile çarpmamız gerekir?Co chceme udělat je zjednodušit to, tak abychom měli na pravé straně pouze X.
Böylelikle iki taraf da eşit kalır. x'i yalnız bırakmak için ne ile çarpmamız gerekir?Dus waar kunnen we dit mee vermenigvuldigen, zo dat we alleen de x overhouden?
Böylelikle iki taraf da eşit kalır. x'i yalnız bırakmak için ne ile çarpmamız gerekir?우리는 지금 이 식을 간단하게 만들고 싶은 거니까 지금 우변에는 x/9라는 분수가 있습니다 여기서 우변에 x만 남기기 위해서는 어떤 수를 곱하면 될까요?
Böylelikle iki taraf da eşit kalır. x'i yalnız bırakmak için ne ile çarpmamız gerekir?نفس الشيء على اليمين لتبقى متساوية اذاً ما الذي نستطيع ان نضرب هذا به، حتى
Böylelikle iki taraf da eşit kalır. x'i yalnız bırakmak için ne ile çarpmamız gerekir?何か 掛けることで、 "x"だけ残すことができます。
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.Die Bestrafung der Justiz besteht daraus, einem zu berauben was das System bietet.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.Hukuman sistem peradilan ini adalah untuk mengahalangi manusia dari apa yang ditawarkan oleh sistem moneter.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.La punition de ce système judiciaire est de priver l'homme de ce que le système offre.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.La punizione del sistema giudiziario è privare l uomo di quello che offre il sistema.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.物 サービス 情報などから遮断し
Bu bir kasırgaydı, Ve herkes kiliseye bir şeyler bırakmak ve gönüllü olmak için yol alıyor.Przez miasto przeszło tornado, i wszyscy przynoszą różne rzeczy do kościoła i oferują pomoc.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.즉, 400마리의 나쁜 진딧물들의 체액 속에 알을 낳는다는 얘기입니다.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Asta înseamnă că are vreo 400 de afide în care să-și depună ouăle în corpurile lor.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Cela signifie qu'elle doit mettre ses œufs dans 400 mauvais pucerons dans leurs fluides corporels.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Cũng có nghĩa là nó sẽ tìm 400 con rệp vừng để ấp trứng của nó vào trong khoang bụng.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Dat wil zeggen, 400 slechte bladluizen om haar eieren in te leggen.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Det betyder, at der er 400 onde bladlus, hvor hun skal putte æggene ind i deres kropsvæsker.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Eso significa que tiene que poner huevos en el fluido corporal de 400 áfidos malos.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Isso significa que tem 400 afídios maus onde pôr os ovos nos seus fluidos corporais.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Itu berarti serangga ini perlu 400 afid jahat untuk memasukkan telurnya ke dalam cairan tubuh mereka.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Questo vuol dire che deve deporre le uova in 400 afidi.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Sie kann in den Körpersäften von bis zu 400 bösen Blattläusen ihre Eier ablegen.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.To oznacza 400 złych mszyc, do ciał których złoży swoje jaja.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.To znamená, že 400 zlých mšic dostane její vajíčka do svých tělních tekutin.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Αυτό σημαίνει ότι χρειάζεται 400 κακά αφίδια για να βάλει τα αυγά της στα υγρά τους.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Това означава че тя се нуждае от 400 лоши въшки, за да сложи нейните яйца в техните телесни сокове.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Это значит, ей нужно 400 вредных тлей, чтобы отложить яйца в их телесных жидкостях.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.כלומר יש לה 400 כנימות עלה רעות להטיל את ביציה בנוזלי הגוף שלהן.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.هذا يعني انها ستحتاج الى 400 مَن ضار لتضع بيضها داخل سوائل اجسامهم.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.アブラムシの体内に 卵を産むということです もちろんこれで終りではありません
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Het resultaat: een aanzienlijke ecologische voetafdruk in Europa en elders.
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Posledica tega je okoljski odtis, ki tako v Evropi kot drugod po svetu presega sprejemljive meje.
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Resultatet är en betydande miljöpåverkan i Europa liksom i andra delar av världen.
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Rezultatem tego jest znaczący ślad ekologiczny w Europie i poza nią.
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Rezultatul este o amprentă semnificativă asupra mediului în Europa şi înaltă parte.
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Tuloksena on merkittävä ympäristöjalanjälki Euroopassa ja muualla.
Bu da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan yerlerinde hatırı sayılır bir çevresel ayak izi bırakmaktadır.Výsledkem je výrazná ekologická stopa v Evropě i mimo Evropu.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Abbiamo fatto ascoltare, in questo periodo, il Mandarino a dei bambini Americani.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Altistimme amerikkalaisvauvoja tämän vaiheen aikana mandariinille.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Ameriške dojenčke smo v tem obdodju izpostavili mandarinščini.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Cái mà chúng tôi làm là để cho những đứa trẻ Mỹ, trong khoảng thời gian này tiếp cận với tiếng Trung Quốc.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Ce que nous avons fait, nous avons exposé les bébés américains pendant cette période au mandarin.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Ebben a periódusban az amerikai csecsemőkkel mandarin beszédet hallgattattunk.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.Expusimos a los bebés estadounidenses durante este período al mandarín.
Bu dönemde yaptığımız Amerikalı bebekleri Çince'ye maruz bırakmaktı.În această perioadă, am expus bebelușii americani la dialectul mandarin.

İlgili Sayfalar