bırakmadan ile cümle
bırakmadan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
1189 yılında II. Guglielmo bir mirasçı bırakmadan ölmesiyle krallık bir kaos içine atılmıştır.Cu toate acestea, moartea sa fără moștenitori din 1189 a aruncat regatul într-o stare de haos.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Unele dintre ele au dispărut, dar lăsând totuși unele urme.
Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.Un cargou care mergea la Atena s-a scufundat în Marea Mediterană fără nicio urmă.
Hiç iz bırakmadan ortalıktan kaybolur.Egyszer csak nyom nélkül eltűnik.
Köpek basit komutları fazla tekrara gerek bırakmadan kolayca öğrenebilir.A jó disznós kutyának is több dolgot kell tudnia.
Yaklaşık 30 saniye sonra cisim, aniden, gürültü yapmadan ve koku bırakmadan kayboldu.Ensimmäistä kertaa pitkään aikaan, tunnen olevanin täysin ja kieltämättä hereillä.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Molemmat katoavat jälkiä jättämättä.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Πολλοί τουρίστες έχουν εξαφανιστεί χωρίς ν' αφήσουν ίχνη.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Den ble fjernet i 1945 og forsvant sporløst.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Etterhvert begynner mennesker å forsvinne sporløst.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Seiring dengan berjalannya waktu, Opstib pun hilang tanpa bekas sama sekali.
8 Mayıs 1682 günü Çar III. Fyodor'un hiçbir varis bırakmadan ölmesi ayaklanmayı tetikleyen olay olmuştur.Vào tháng 5/1682, Hoàng đế Fyodor III đột ngột qua đời mà không có người thừa kế.
Yaklaşık 90 erkek, 17 kadın ve 11 çocuktan oluşan göçmenler grubu hiç iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.その隊員たちも男90人、女17人、子供11人の植民者達の形跡を見つけられず、戦闘が行われたような兆候も無かった。
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.収監者はドイツへ密かに連行され、まるで夜霧のごとく跡形も無く消え去った。
1977’de Varşova’a taşınmadan önce, kendi avlusundaki çalışmalarını hiçbir belge bırakmadan yaktı.1977年,在搬至華沙之前,他在自家的後院焚毀了幾張自己的作品,沒有留下任何相關的文件或樣品。
4 yıl tahtta kaldıktan sonra varis bırakmadan ölmüştür.四年前葛修失蹤後,就獨自居住。
Hiçbir şey bırakmadan, kardeşlerini bulmaya karar verir.그러나 이이 형제의 병구완에도 차도가 없이 세상을 떠나고 만다.
8 Mayıs 1682 günü Çar III. Fyodor'un hiçbir varis bırakmadan ölmesi ayaklanmayı tetikleyen olay olmuştur.ב-27 באפריל 1682 נפטר הצאר פיודור השלישי ללא צאצאים.
Honorius 423'te hiçbir varis bırakmadan ödemden öldü.Хонорий умира от воднянка през 423 г., без да остави наследник.
Bırakmadan gelen postanın engel olabilecek bir sorunu giderir.Това би могло да спре цялата нежелана поща по дадена тема.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Izgubljen je 1945. godine i od tada mu se gubi svaki trag.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Nekega dne pa je Ema brez sledi izginila.
1189 yılında II. Guglielmo bir mirasçı bırakmadan ölmesiyle krallık bir kaos içine atılmıştır.Ta suri aastal 1189 ilma pärijateta, mis viis kuningriigi langusse.
Anketlere bakmayı bırakmadan önce,여러 해에 걸친 통계에서 그렇게 나오더군요.
Anketlere bakmayı bırakmadan önce,השנים -- ועד שהפסקתי לצפות בסקרי דעת קהל,
Anketlere bakmayı bırakmadan önce,السنوات تمر..حتى توقفت عن قراءة إستطلاعات الرأي,
Anketlere bakmayı bırakmadan önce,英国そして世界中で あなたは 偉大なヒーローとして見られていた
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.Când vedea un punct, știa cum să facă să sune o propoziție ca și cum s-ar termina, în loc s-o lase în aer.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.Ha pontot látott, tudta, hogyan érzékeltesse, hogy vége van a mondatnak, ahelyett, hogy a levegőben lógna.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.Když viděl tečku, věděl, co udělat, aby věta zněla, že končí, místo toho, aby zůstala viset ve vzduchu.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.Kiedy natykał się na kropkę, wiedział, jak zakończyć zdanie, a nie pozostawić je zawieszone w powietrzu.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.마침표가 나타나면, 알렉스는 얼버무리지 않고 문장이 끝나는 듯한 느낌이 들도록 발음했습니다.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.Quando c'era un punto, sapeva come modulare il tono per chiudere la frase piuttosto che lasciarla in sospeso.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.When Alex einen Punkt sah, wusste er einen Satz so zu beenden, dass er am Ende nicht in der Luft hängen blieb.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.Όταν έβλεπε τελεία, ήξερε να κάνει την πρόταση να ακούγεται σαν να τελειώνει αντί να μένει μετέωρη.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.כשהוא ראה נקודה, הוא ידע איך לגרום למשפט להשמע כאילו הוא נגמר במקום להשאר תלוי באויר.
Bir nokta gördüğünde, cümleyi havada bırakmadan bitiyormuş gibi seslendirmeyi biliyordu.文の終わりが宙に浮いている様にはなりません HTML コードを使えば
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.A porazili ho i jeho synov i všetok jeho ľud, takže mu nezostal nikto živý, a zaujali jeho zem dedične.
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.이에 그와 그 아들들과 그 백성을 다 쳐서 한 사람도 남기지 아니하고 그 땅을 점령하였더라
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.Megverék azért õt és az õ fiait és egész népét annyira, hogy egy sem marada belõle; és elfoglalák az õ földét.
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.Und sie schlugen ihn und seine Söhne und all sein Volk, bis daß keiner übrigblieb, und nahmen das Land ein.
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.И поразили они его и сынов его и весь народ его, так что ни одного не осталось, и овладели землею его.
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.ויכו אתו ואת בניו ואת כל עמו עד בלתי השאיר לו שריד ויירשו את ארצו׃
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.فضربوه وبنيه وجميع قومه حتى لم يبق له شارد وملكوا ارضه
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.於 是 他 們 殺 了 他 和 他 的 眾 子 、 並 他 的 眾 民 、 沒 有 留 下 一 個 、 就 得 了 他 的 地
Böylece İsrail halkı kimseyi sağ bırakmadan Og'la oğullarını ve ordusunu yok etti, ülkeyi ele geçirdi.於是 他 們殺 了 他 和 他 的 眾子 、 並 他 的 眾民 、 沒有 留下 一 個 、 就 得了 他 的 地
Bunu yapmak için, Google arama çubuğuna sitenizin adını ve domain ismini arada boşluk bırakmadan yazın.За целта, напишете в Google търсачката "site:", и името на домейна Ви, без разстояние.
Bunu yapmak için, Google arama çubuğuna sitenizin adını ve domain ismini arada boşluk bırakmadan yazın.يسمى بالبحث عن موقع الكتروني. لتقوم بذلك، أذهب إلى شريط جوجل للبحث و أكتب :Site
Bunu yapmak için, Google arama çubuğuna sitenizin adını ve domain ismini arada boşluk bırakmadan yazın.スペースなしであなたのドメイン名をタイプする もしなにかが出てきたら、おめでとう!!
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Aber ernsthaft -- oft denkt man darüber nach loszulassen, lange bevor der Körper es tut.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Ale opravdu -- často přemýšlíte, že to vzdáte dávno předtím, než to vzdá vaše tělo.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Ale vskutku -- často premýšlate, že to vzdáte dávno predtým, než to vzdá vaše telo.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Dar de fapt, te gandesti sa iti dai drumul cu mult inainte ca organismul sa iti cedeze.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.하지만 분명히 여러분은 종종 포기할 생각을 합니다. 여러분의 몸이 포기하기 이전에 말입니다.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Mais vraiment, honnêtement - vous pensez souvent à lâcher bien avant que votre corps ne le fasse.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Mas, a sério, na verdade muitas vezes pensamos em nos largar muito antes de o nosso corpo o fazer.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Namun sebenarnya, sesungguhnya -- Anda sering berpikir untuk melepaskan jauh sebelum tubuh Anda tidak sanggup.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Nhưng thưc sự, thực tế là -- thường thì bạn sẽ nghĩ đến việc từ bỏ trước khi cả cơ thể bạn làm điều đó.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Pero en realidad con frecuencia piensas en soltarte mucho antes de que tu cuerpo lo haga.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.Spesso si pensa di mollare prima che lo faccia il corpo.