bırakmadan ile cümle
bırakmadan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
O, bir iz bırakmadan gözden kayboldu.He disappeared without a trace.
O hiçbir iz bırakmadan kayboldu.He disappeared without a trace.
Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.A cargo vessel, bound for Athens, sank in the Mediterranean without a trace.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.The thief fled without leaving any traces.
Geri döndüğümde, çantam bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.When I got back, my bag had disappeared without a trace.
O iz bırakmadan kayboldu.He's disappeared without a trace.
Tom bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom disappeared without leaving a trace.
Günün birinde oğlan, iz bırakmadan ortadan kayboldu.Some day, the boy disappeared without a trace.
O bir varis bırakmadan öldü.She died without an heir.
Tom iz bırakmadan kayboldu.Tom has disappeared without a trace.
Tom iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom vanished without a trace.
Gemi iz bırakmadan kayboldu.The ship disappeared without a trace.
Tom mirasçı bırakmadan öldü.Tom died without heirs.
Leyla'yı hamile bırakmadan önce bunu düşünmen gerekirdi.You should have thought about that before you got Layla pregnant.
Zamanın kendini tüketmekten başka hiçbir işlevi yoktur. Kül bırakmadan yanar.Time has no function but to consume itself. It burns without leaving ashes.
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.The prisoners were secretly transported to Germany, and vanished without a trace.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.On 9 April 1951 he again managed to escape and disappeared without a trace.
Ekran ve cam, aralarında 2 mm'lik bir boşluk bırakmadan birlikte lamine edilir.The display and glass are laminated together, eliminating a 2 mm gap between them.
II. João, geride yasal olarak tanınan bie erkek çocuk bırakmadan 40 yaşında ölür.John II died at Alvor at age 40 without legitimate children.
Hiçbir şey bırakmadan, kardeşlerini bulmaya karar verir.Left with nothing, she sets out to find her brothers.
Köyün en güzel kızı Güvercin, iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.A king's beautiful daughter vanished without a trace.
Bu çeşit bir lif kötü bir etki bırakmadan 7,5 mm’den daha düşük yarıçaplarda bükülebilir.This type of fiber can be bent with a radius as low as 7.5 mm without adverse impact.
III. Willem'in erkek varis bırakmadan ölmesiyle, Oranje-Nassau hanedanının erkek soyu tükenmiştir.When William III died childless, the patrilineal ancestry of Orange-Nassau became extinct.
Mumunu benim mumumdan yakan biri olarak, beni karanlıkta bırakmadan alır ışığını.As he who lights his candle at mine receives light without darkening me."
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.But really, truly -- often you think about letting go way before your body does.
Sanal silahların böyle garip bir özelliği var: iz bırakmadan kullanılabilirler.Cyber weapons have this peculiar feature: they can be used without leaving traces.
Yedi kardeş vardı. Birincisi evlendi ve çocuk bırakmadan öldü.There were seven brothers. The first took a wife, and dying left no offspring.
İkincisi de, üçüncüsü de kadını aldı; böylece kardeşlerin yedisi de çocuk bırakmadan öldü.The second took her as wife, and he died childless.
Ve dünyanın sonu hiç bir kuşkuya yer bırakmadan gelmekte ve ALLAH mezarlardakileri diriltecektir.The Hour will come without a doubt, and God will raise those who are dead.
Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış!" derler.How is it with this Book, that it leaves nothing behind, small or great, but it has numbered it?'
Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır.They get one-fourth of what you leave behind, if you have no children.
İoane 790 yılında ardında bir varis bırakmadan öldü.Ioane died around 790 leaving no descendants.
Ertesi gün iz bırakmadan ortadan kayboldu.The following day it disappeared without trace.
2014 yazında en az 243 mülteci iz bırakmadan kayboldu.2014 – At least 243 refugees disappeared without a trace in the summer of 2014.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.Der Dieb floh, ohne irgendeine Spur zu hinterlassen.
Köpek basit komutları fazla tekrara gerek bırakmadan kolayca öğrenebilir.Durch ihr übernervöses Gebaren kann man sie relativ leicht entdecken.
İz bırakmadan kayboldu.Il a disparu sans laisser de trace.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Le 9 avril 1951, il réussit à échapper et disparait sans laisser de trace.
Hiçbir şey bırakmadan, kardeşlerini bulmaya karar verir.Il décide de la suivre sans prévenir ses frères.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Mais peu de temps après, il disparaît sans laisser de trace.
Honorius 423'te hiçbir varis bırakmadan ödemden öldü.Honorio murió de hidropesía en 423, sin dejar heredero.
Honorius 423'te hiçbir varis bırakmadan ödemden öldü.Archelao morì nel 38 senza lasciare eredi.
Haç planlı kilisesi zamanla yıkılmış ve hiçbir iz bırakmadan yok olmuştur.La Vera Croce sparì in quegli anni senza lasciare traccia.
Yaklaşık 90 erkek, 17 kadın ve 11 çocuktan oluşan göçmenler grubu hiç iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.Приблизительно 90 мужчин, 17 женщин и 11 детей исчезли; не было никаких признаков борьбы или сражения.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.أنه احترق في عام 1951 و لا الصور البقاء على قيد الحياة.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.وبعد عدة أشهر، رحلت حنا فجأة دون أن تترك أي أثر.
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.Os prisioneiros eram transportados secretamente para a Alemanha, e desapareciam sem deixar rasto.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.As pessoas desapareciam sem deixar qualquer rasto.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Em pouco tempo, desapareceria sem sequer deixar um traço.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Vele anderen verdwenen zonder sporen na te laten.
Hiçbir şey bırakmadan, kardeşlerini bulmaya karar verir.Hij laat de broers voor dood achter.
Ancak, bu dili kuşkuya yer bırakmadan sınıflandırabilmek için hakkında çok az bilgi vardır.Er is echter te weinig van deze taal bekend om haar goed te kunnen indelen.
Hiç iz bırakmadan ortalıktan kaybolur.Plots verdwijnt hij evenwel spoorloos…
Köpek basit komutları fazla tekrara gerek bırakmadan kolayca öğrenebilir.Gąsienicojad reunioński może być trudny do zauważenia i łatwo przeoczony.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Även fadern försvinner senare spårlöst.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.En del strövar bara omkring utan att komma någon vart.
Futbolu bırakmadan önce bir sezon Altay'a transfer oldu, ancak Beşiktaş'a geri döndü.Han spelade sedan ytterligare en match för Flames innan han skickades tillbaka till Heat.
Bu çeşit bir lif kötü bir etki bırakmadan 7,5 mm’den daha düşük yarıçaplarda bükülebilir.Цей тип волокна може бути зігнутим з радіусом щонайменше 7.5 мм без будь-якого ефекту.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.В 1948 році він виїхав з села і сліди його загубилися.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Před třemi lety se vydal do světa a zmizel beze stopy.