bırakma ile cümle

bırakma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sağlık sorunları nedeniyle ömrünün son yıllarında resmi bırakmak zorunda kaldı.V posledných rokoch života sa kvôli zdravotným problémom stiahol do ústrania.
Anne bu dönemde kısa süreli olarak yavruları yalnız bırakmaya başlar.Po tomto období sa mláďatá osamostatňujú.
Sakal bırakmak şehzadelere yasaktır.Kozy ktoré prihnali do obce na zimovisko sa zakazuje odohnať.
Sam ise onu hiç yalnız bırakmadı.Dlho však slobodný nezostal.
Böyle bir karar Tom Hanks'in koleji bırakmasını gerektirdi.Za jeho postoje ho Ján Klamárik prinútil odísť z banskobystrického gymnázia.
İyi bir üniversiteyi bırakmak zorunda kalmıştır.Ani jednu vysokú školu nedokončil.
Hov üç gün hayvanları suya bırakmaz.Bez vody vydržia aj 3 dni.
Bu yıllarda Bizans idaresinin zayıflaması bu bölgede güvenlikten eser bırakmamıştır.Odvtedy riadenie prírody v TANAPe spôsobovalo nemálo problémov.
Michael onların peşini bırakmaz.Francúzsko ho nepodrží.
Mishkutenok sporu bırakmaya karar verdikten sonra Dmitriev yeni bir partner arayışına girdi.Po tom, čo Kacalapov ukončil partnerstvo s Iľjinychovou, bolo nutné nájsť jej nového partnera.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.No mladý doktor zastaví celý ten nezmyselný proces.
Bu oluşan huzursuzluk ortamı yerini eski barışçıl ortama bırakmaya başlamıştır.Po potlačení tohto odporu nastal v oblasti relatívny pokoj.
Araba kısa süre sonra bulunsa da hırsız gerisinde bir kanıt bırakmadığı için yakalanamadı.Hráč je neskôr paradoxne prepustený práve preto, že nemá žiadne auto v čase zatknutia.
Doktorlara göre e-sigara dumanlı sigarayı bırakmaya yardım edebilir.Nakoniec to môže viesť k tomu, že človek sám od seba prestane fajčiť.
Direniş, Sovyetler Birliğinin Birinci Sekreterinin çıkartma planını bırakmasına neden oldu.Splošni odpor je ZSSR primoral k opustitvi prvotnega načrta o izgonu prvega sekretarja.
Tedavisinde sigarayı bırakmak en önemli basamaktır.Najpomembnejši ukrep pri zdravljenju je zagotovo opustitev kajenja.
Finansal sıkıntılar bazı takımları Formula 1’i bırakmaya zorladı.Namreč zaradi finančnih težav jih je več zapustilo Formulo 1.
Yakup buna rağmen güreşi bırakmadı.Puecher pa kljub temu ni odnehal.
Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar.Večje ladje vlečejo vlačilci.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Nekega dne pa je Ema brez sledi izginila.
MÖ 27'de Octavianus resmen tüm tüm yetkilerini Roma senatosuna bırakmaya çalıştı.17. januarja 27 pr. n. št. je Oktavijan ponudil rimskemu senatu, da se odreče vseh svojih pooblastil.
Yakaladığı sağ kalanı yere düşürene kadar bırakmaz.Igralec ne more umreti, razen, če pade iz sveta.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Odpoved tobaku zmanjša tveganje za smrt za 18 %.
Sesimi beğeniyorum ve kimseyi bu sesten mahrum bırakmak istemedim." sözleriyle dile getirmiştir.Čakal sem, nisem jih ubil, preden ne slišim vaše besede o tem."
Fakat siyaseti bırakmadı.Politike ni nikoli zapustila.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.On predlaga, da naj razpuste vojsko in se zbero šele takrat, ko bo sovražnik spet pred vrati.
Serkan Çalık'ın peşini sakatlıklar bir türlü bırakmamıştır.In res, Krek prav nič ne izpušča.
Bu da Antik Kolkhis ile ilgili pek çok soruyu cevapsız bırakmaktadır.Iz Antike se žal ni ohranilo veliko virov, ki bi govorili o Etruščanih.
Yargılamalara rağmen Tanrı, halkını yalnız bırakmayacak.Kljub svojemu imenu sodišče nima sodnih funkcij.
Gordon Moore, Eprom'ları şirketin terasında uzun süre güneş ışınlarına maruz bırakmayı teklif etti.Oče Roy (Dylan McDermott) želi začeti gojiti sončnice na kmetiji.
2001 ile 2004 yılları arasında sakatlıklarla boğuşmak zorunda kaldı ve futbolu bırakma kararı aldı.V letih 2002-2004 je imel precej težav s poškodbami in bil prisiljen izpustiti pomembne tekme.
Gein, daha sonra Florida'ya geri dönüp, uyuşturucuyu bırakmaya çalıştı.Jim je zapustil Florido in odšel za njo.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".Ravnanje Hraniti ločeno od virov vžiga, ne kaditi!
Yerine halife bırakmamıştır.)Pratęsimas nugalėtojo neišaiškino.)
Michael onların peşini bırakmaz.Robertas atsisako vykti su jais.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sekstas Pompėjus kėlė grėsmę Oktavianui stabdydamas javų siuntas į Italiją.
İngiliz krallarının amacı, fetihten sonra iktidarı ele geçirerek derebeylerini saf dışı bırakmaktır.Dėl to karaliai rėmėsi tuo, kad ir po savo mirties jie išlaiko veiksmingą galią.
Kürt silah bırakmaz.Šautuvas liko neįdiegtas.
Köpke bu sefer takımını bırakmadı.Šį kartą dukra neiškeliavo su juo.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Ji niekada nenorėjo būti karaliene ir gyventi taip toli nuo savo šeimos.
Ne Olur Bırakma 05.Pamiršk mane 10.
Ama geminin yeni kaptanı Mactan'da Enrique'yi serbest bırakmayı reddetti.Bet po atsitikimo Maktane ir mirus kapitonui Magelanui, likę kapitonai atsisakė suteikti laisvę Enrikui.
Bir dizi şirket, bu ürüne ilişkin uygulamaları serbest bırakmayı planladığını açıkladı.Bendrovė buvo priversta nutraukti visą reklamą nurodant tokius reikalavimus.
Bunlar birkaç gün boyunca onu gözaltında tutarlar ve sonunda onu serbest bırakmak zorunda kalırlar.Jam teko keletą dienų praleisti kalėjime, po kurių atsidūrė laisvėje ir galėjo kurti savo gyvenimą.
Rahibeliği bırakmasını ikna ederek, Lazika'da imparatoriçe olarak ilan ettiler.Jie įkalbėjo ją atsisakyti vienuolės įžadų ir paskelbė Lazikos imperatore.
En önemli özelliklerinden biri de bir defada 1.000.000 dan fazla yumurta bırakmasıdır.Kitas ypač reikšmingas kūrinys yra pasakos Tūkstantis ir viena naktis.
Sigara içmeyi bırakmalısın.Turi mesti rūkyti.
O köpeği serbest bırakmayın.Nepaleiskite to šuns.
Onu bırakmayı denemeliydim.Aš turėjau tai mesti.
6 Mart - İngiliz kömür sanayinde 12 ay süren iş bırakma eylemi başladı.6. märts – algas Suurbritannia söekaevurite 12 kuud kestnud streik. ...
18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.Ma ei jäta teid orbudeks, ma tulen teie juurde.
Ne Olur Bırakma 05.Vaiki, kui võid! 5.
Tek bir taş bırakmak mümkündür.Kätte saab võtta ainult kivimi näidise.
Müdahele edilen oyuncu topu bırakmalıdır.Palliga liikuv mängija peab palli põrgatama.
İki ay için hastaneye yattı ama resmi bırakmadı.Viimased kaks nädalat oli ta voodis pikali, kuid valusid tal ei olnud.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".Sa peaksid vähem suitsetama / suitsetamise maha jätma!
Bu dil grubunda muhtemelen hiç yazılı iz bırakmamış diller de vardır.Mõni selle haru keeltest on võib-olla jäänud veel avastamata.
Savmi salati birakmazdim.Koostanud Vello Salo.
Kaunda bu sonuçlar neticesinde 1968 yılından bu yana yürüttüğü görevi bırakmak zorunda kaldı.Sellel ametikohal teenis ta kuni tegevteenistusest lahkumiseni 1938. aastani.
Pausanias'ın bazı Pers savaş esirlerini serbest bırakması tepki çekti.Brigaadid nõudsid Moro vabastamise eest osade vangide vabastamist.
İlgili Sayfalar