Ana içeriğe geç
Sözlük

bırak ile cümle

bırak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Fotoğrafları güneşe maruz bırakmayın.Don't expose photos to the sun.
Araba arkasında bir toz bulutu bıraktı.The car left a cloud of dust behind it.
Anahtarı arabada bırakmak senin dikkatsizliğindi.It was careless of you to leave the key in the car.
Beni arabanla bırakıp bırakamıyacağını merak ediyordum.I was wondering if you could give me a lift.
Anahtarı arabanda bırakman senin dikkatsizliğin.It was careless of you to leave the key in your car.
Önüne geleni almayı bıraksan iyi edersin.You had better stop buying things at random.
İçki içmeyi bırakmanı tavsiye ederim.I advise you to give up drinking.
Tutuklu serbest bırakıldı.The prisoner was given his freedom.
Kurşun, onun göğsüne girdi, onu kritik durumda bıraktı.The bullet penetrated his chest, leaving him in critical condition.
Çocuk ödevini yarıda bıraktı.The boy left his homework half-finished.
Kapı açık bırakıldı.The gate was left open.
Yazmayı bırak ve kağıdını teslim et.Stop writing and hand your paper in.
Küçük çocuklar karanlıkta yalnız bırakılmaktan korkuyorlar.Small children are afraid of being left alone in the dark.
Birkaç dakika onu yalnız bıraksak iyi olur.We had better leave her alone for a few minutes.
Kızlardan biri arkada bırakıldı.One of the girls was left behind.
Kız kuşu serbest bıraktı.The girl let the bird loose.
Oğlan bir kuşu serbest bıraktı.The boy set a bird free.
Dokunma. Olduğu gibi bırak.Don't touch it. Leave it as it is.
Sadece onu bırak.Just leave it.
Akşam yemeğinizi fırında bıraktım.I have left you your dinner in the oven.
O gazeteyi bırakıp beni dinler misin?Will you put down that paper and listen to me?
Bazı insanlar sigarayı bıraktıklarında kilo alır.Some people gain weight when they stop smoking.
Rehineler Noelden önce serbest bırakılacak.The hostages will be released before Christmas.
Rehineler serbest bırakılacaktır.The hostages will be released.
Tüm rehineler zarar verilmeden serbest bırakıldı.All the hostages were released unharmed.
Tüm rehineler sağ salim serbest bırakıldı.All the hostages were released unharmed.
Suyu açık bırakmayın.Don't leave the water running.
Bu sonuçsuz argümanı bırakalım.Let's stop this fruitless argument.
Eskiden çok sigara içerdim ama artık sigara içmeyi bıraktım.I used to smoke a lot, but I have given up smoking now.
İki gün boyunca bebeği benimle bırakabilirsin.You may leave the baby with me for two days.
Bebeği yalnız bırakmamalısın.You shouldn't leave the baby alone.
Bebekleri güçlü güneş ışığına maruz bırakmak tehlikelidir.It's dangerous to expose babies to strong sunlight.
Bilet satın almayı size bırakacağım.I'll leave it to you to buy the tickets.
Nehir geniş bir alanı su altında bıraktı.The river flooded a large area.
Büyükannem bize büyük bir servet bıraktı.My grandmother left us a great fortune.
Lütfen pencereleri açık bırak.Please keep the windows open.
Pencereyi açık bırakma.Don't leave the window open.
Pencereleri açık bırakmayın.Don't leave the windows open.
Yerde ayak izleri bırakılmıştı.Footprints were left on the floor.
Taro'nun acelesi vardı ve cüzdanını geride bıraktı.Taro was in a hurry and left his wallet behind.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Birisi masanın üstünde yanan bir sigara bıraktı.Someone left a burning cigarette on the table.
Biri kapıyı açık bırakmış olmalı.Someone must have left the door open.
Biri onun şemsiyesini geride bıraktı.Somebody left his umbrella behind.
Biri suyu açık bıraktı.Someone left the water running.
Biri suyu açık bırakmış olmalı.Someone must have left the water running.
Biri şapkasını bıraktı.Somebody has left his hat.
Pencerenin açık bırakılmasından kim sorumlu?Who is responsible for leaving the window open?
Birisi pencereyi açık bırakmış olmalı.Someone must've left the window open.
Birçok kişi depremin sonucu olarak evsiz bırakıldı.Many people were left homeless as a result of the earthquake.
Er ya da geç, rehineler serbest bırakılacak.Sooner or later, the hostages will be set free.
Er ya da geç rehineler serbest bırakılacak.Sooner or later, the hostages will be released.
Konuları sallantıda bırakmayı sevmiyorum.I don't like to leave things up in the air.
Uzun kara kış sonunda bitti ve yerini yumuşak ılıman bahara bıraktı.The long cruel winter at last came to an end, giving place to a gentle warm spring.
Onu yalnız bırak.Leave him alone.
Erkek kardeşim odasını karmaşa içinde bırakır.My brother leaves his room in a mess.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.The thief fled without leaving any traces.
Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.I quit my job and moved so I could start off with a clean slate.
Ben bir mesaj bırakabilir miyim?Can I leave a message?
Tenis raketimi trende bıraktım.I left my tennis racket on the train.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod