Ben zaten bir mesaj bıraktım.I've already left a message.
Tom'u burada tek başına bırakmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should leave Tom here by himself.
Evde seni tek başına bırakma fikrini sevmiyorum.I don't like the idea of leaving you at home by yourself.
Siz ikinizin sonunda dövüşmeyi bıraktığınızı gördüğüme memnun oldum.I'm glad to see you two have finally quit fighting.
Polis aramayı bıraktı.The police have called off the search.
Tom masana bir zarf bıraktı.Tom left an envelope on your desk.
Tom masana bir şey bıraktı.Tom left something on your desk.
Şapkamı sınıfta bıraktım.I left my hat in the classroom.
Lütfen ışığı açık bırak.Please leave the light on.
Tom şemsiyesini arabamda bıraktı.Tom left his umbrella in my car.
Tom'un bıraktığını düşündüm.I thought Tom left.
Tom bütün mirasını size bıraktı.Tom left his entire estate to you.
Tom sizin için masaya biraz para bıraktı.Tom left some money on the table for you.
Tom bunu sizin için bırakmış olmalı.Tom must've left this for you.
Tom neden işini bırakmaya karar verdi?Why did Tom decide to quit his job?
Çocuğu yalnız bırakmaman gerekir.You shouldn't leave the child alone.
Bizi kaderimizle baş başa bırakmayın.Don't leave us to our fate.
Tom'un arabasının yıkanması gerekti, bu yüzden onu yağmurda dışarıda bıraktı.Tom's car needed a wash, so he left it out in the rain.
Kumar oynamayı bıraktım. Çok para kaybediyorum.I've packed gambling in. I've been loosing too much money.
İşçiler, yağmur nedeniyle saat 2'de işi bıraktılar.The workers packed up at 2 o'clock on account of the rain.
Tom okulu bıraktığını kimseye söylemedi.Tom didn't tell anyone that he'd dropped out of school.
İşi oluruna bırak.Go with the flow.
İşini bırakman gerektiğini düşünmüyorum.I don't think you should quit your job.
Tom'a sigarayı bırakması tavsiye edildi.Tom was advised to give up smoking.
Seni Tom'la yalnız bırakmak istemiyorum.I don't want to leave you alone with Tom.
Masum bir adamı hapishaneye göndermek bir suçluyu serbest bırakmaktan daha kötüdür.It's worse to send an innocent man to prison than to let a criminal go free.
Üzgünüm, ev ödevimi evde bıraktım.I'm sorry, I left my homework at home.
Tom, acentenin menfaatı icabı işi bırakmalıdır.Tom should quit for the good of the agency.
Söylediklerini uygula, lafta bırakma.Put your money where your mouth is.
Lafı bırak icraata bak.Put your money where your mouth is.
Tütünü bırakma sürecinde kendimle ilgili çok şey öğrendim.I learned a lot about myself in the process of giving up tobacco.
Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en zor şeydi.To give up smoking was the hardest thing I've done in my life.
Lütfen yakalanan kuşları serbest bırakın.Please free the captured birds.
Beni bırakır mısın?Would you abandon me?
Beni burada bırakmadın, değil mi?You wouldn't leave me here, would you?
Bırak onu senin için yapayım.Let me do that for you.
Korku onu suskun bıraktı.Fear left him speechless.
Önerilerimi alabilirsin ya da bırakabilirsin, keyfin bilir. Benim için fark etmez.You can take or leave my suggestions, as you wish. It's no skin off my nose.
Anahtarları yağmurluğun cebinde ofisime bıraktığımdan oldukça eminim.I'm pretty sure that I've left the keys to my office in my raincoat pocket.
Beni doğrulamayı bırak.Stop correcting me.
O, vasiyetinde karısına bir servet bıraktı.In his will, he left a fortune to his wife.
Görevini bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit your job.
Takımı bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit the team.
Beyzbolu bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit baseball.
Yapmakta olduğun şeyi bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit what you're doing.
Piyano çalmayı bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit playing the piano.
Burada çalışmayı bırakmanı istemiyorum.I don't want you to quit working here.
Her şeyi yalnızca bana bırak.Just leave everything to me.
Tom bunu sana bıraktı.Tom left this for you.
Biri bunu sana bıraktı.Someone left this for you.
Sigarayı bırakmak onun için imkansızdır.It's impossible for him to give up smoking.
Kader şansa bırakılmayacak kadar ciddidir.Fate is too serious to be left to chance.
Noel Baba'ya inanmayı bıraktığında kaç yaşındaydın?How old were you when you stopped believing in Santa Claus?
Beni yalnız bıraktın!You left me alone.
Tom ön kapıyı açık bıraktı.Tom left the front door open.
Tom, tam bir vücut aramasına maruz bırakıldı.Tom was subjected to a full body search.
İşimi bırakmak zorundayım.I have to quit my job.
Hiç kimse bırakılmayacak.No one will be released.
Tom avluda köpeği serbest bıraktırdı.Tom let the dog loose in the yard.
O bize hiç seçim bırakmaz.That leaves us no choice.