Tom onu buralarda bir yerde bırakmış olmalı.Tom must've left it around here somewhere.
Tom suyu açık bırakmış olmalı.Tom must've left the water running.
Tom motoru çalışır durumda bıraktı.Tom left the motor running.
Tom ne zaman bırakacağını biliyordu.Tom knew when to quit.
Tom ne zaman bırakacağını bilir.Tom knows when to quit.
Tom ne zaman bırakacağını asla bilmiyordu.Tom never did know when to quit.
Tom bıraktığı yerden devam etti.Tom resumed where he left off.
Tom oğluna bir sürü para bıraktı.Tom left his son a lot of money.
Tom işini bırakmak zorunda kalabilir.Tom may have to quit his job.
Tom işini bıraktığına pişman oldu.Tom regretted quitting his job.
Tom Mary'nin işini bırakmasını söyledi.Tom asked Mary to quit her job.
Tom eşine bir servet bıraktı.Tom left his wife a fortune.
Tom öldüğü zaman bu evi bana bıraktı.Tom left this house to me when he died.
Tom anahtarlarını arabada bıraktı.Tom left his keys in the car.
Tom şemsiyesini arabada bıraktı.Tom left his umbrella in the car.
Tom Mary'yi arabada yalnız bıraktı.Tom left Mary alone in the car.
Tom bilerek son sayfayı boş bıraktı.Tom purposely left the last page blank.
Tom onu arkada bırakmaktan nefret etmiş olmalı.Tom must've hated leaving it behind.
Tom Mary'nin çalışmayı bırakmasını istedi.Tom asked Mary to stop working.
Tom kaşığını yere bıraktı.Tom set down his spoon.
Tom sigarayı bırakmaya çalıştığını söylüyor.Tom says he's trying to quit smoking.
Tom meditasyon yapmayı bıraktı.Tom has stopped taking his medication.
Tom kazara kapıyı kilitleyip kendini dışarıda bıraktı.Tom accidentally locked himself out of his office.
Tom bir intihar notu bıraktı mı?Did Tom leave a suicide note?
Belki sen Tom'un bırakmaması için ikna edebilirsin.Maybe you can persuade Tom not to leave.
Bu oda neredeyse Tom'un onu bıraktığı şekilde.This room is pretty much the way Tom left it.
Tom gitarını muhtemelen üst katta bıraktı.Tom probably left his guitar upstairs.
Lütfen defterleri masaya olduğu gibi bırakın.Please leave the notebooks on the table as they are.
Polis Tom'u serbest bırakacağını söyledi.The police said they were going to release Tom.
Biberonu bıraktıralım.Let go of the bottle.
Lütfen bizi burada bırakmayın.Please don't leave us here.
Biz sade bir dille sadece Tom'u burada tek başına bırakamayız.We simply can't just leave Tom here by himself.
"Mary, acele et. Zaten geç kaldık." "Hazır değilim.Beni yalnız bırak!""Mary, hurry up. We're already late." "I'm not ready. Leave me alone!"
İşini bırakmak istediğini Tom zaten biliyor.Tom already knows you want to quit your job.
Bir aptal gibi davranmayı bırak.Stop acting like such a fool.
Buraya biri girmiş. Eşyalarımın onları bıraktığım yerde olmadığını söyleyebilirim.Someone's been here. I can tell that my things aren't where I left them.
O tür şeyi bana bırakmalısın.You should leave that sort of thing to me.
Neden şimdi bırakmıyorsun?Why quit now?
Şimdi, lütfen beni yalnız bırak.Now, please leave me alone.
Tom sigarayı bırakacağını söyledi.Tom said he would stop smoking.
Benim canımı sıkmayı bırak.Stop bugging me.
Sadece canımı sıkmayı bırak, tamam mı?Just stop bugging me, okay?
Aç, istasyonu bul, bırak.Turn on, tune in, drop out.
Tom'u yalnız bırakman gerektiğini sanmıyorum.I don't think that you should leave Tom alone.
Herkes bizi yalnız bıraktı.Everyone left us alone.
Tom başarısız bir biçimde sigarayı bırakmaya çalıştı.Tom tried to stop smoking without success.
Bütün bıraktığım bu.That's all I have left.
Kendini bırakma. Umudunu kaybetme.Hang in there. Don't give up hope.
Eve giderken bu paketi Tom'un evine bırakır mısın?Could you drop this package off at Tom's on your way home?
Tom bisikletinden düşünce yarışı bıraktı.Tom dropped out of the race when he fell off his bike.
Tom bu yüzden bıraktı.That's why Tom quit.
Ne zaman sigarayı bıraktın?When did you quit smoking?
Annen ve baban üzerinde iyi bir izlenim bırakmak istiyorum.I want to make a good impression on your parents.
O çocukları bırakmak istiyorum.I want those kids to leave.
Tom bir mesaj bıraktı mı?Did Tom leave a message?
Onu arabada bırakmış olabilirsin.You might have left it in the car.
Şemsiyemi evde bıraktım.I left my umbrella at home.
Şemsiyemi otobüste bıraktım.I left my umbrella on the bus.
Deri çok uzun süre boyunca güneş ışığına maruz bırakılmamalı.Skin shouldn't be exposed to sunlight for too long.
İşimi bırakıyorum.I'm quitting my job.