Etrafta pot kırmayı bırakmalısın.You need to stop goofing around.
Etrafta hata yapmayı bırakmalısın.You need to stop goofing around.
Oyunlar oynamayı bırakalım.Let's stop playing games.
Bunu yapmayı bırakalım.Let's stop doing this.
İşi bırakacağını söyledin.You said you were going to quit.
Lütfen beni Tom'la bırakma.Please don't leave me with Tom.
Tom için bir mesaj bıraktım.I left a message for Tom.
Belki de işi bırakmalısın.Maybe you should quit.
Belki de işi bırakmamalısın.Maybe you shouldn't quit.
Sigarayı ne zaman bırakmayı tasarlıyorsun?When do you intend to quit smoking?
Bir mesaj bırak ve ben sana geri döneceğim.Leave a message and I'll get back to you.
Tom kapıyı açık bırakmamak için dikkatliydi.Tom was careful not to leave the door unlocked.
Tom bir şeyi yarım kalmış bırakmayı sevmiyor.Tom doesn't like to leave anything unfinished.
Tom bir şeyi bitmemiş bırakmayı sevmiyor.Tom doesn't like to leave anything unfinished.
Bahşiş bırakmayı unutma.Don't forget to leave a tip.
Sadece onu orada bırak.Just leave it there.
Sadece onları orada bırakın.Just leave them there.
Tom sigarayı bırakmaya çalıştı.Tom tried to stop smoking.
Tom'u rahat bırakmalısın.You should cut Tom some slack.
Tom şemsiyesini okulda bıraktı.Tom left his umbrella at school.
Tüfeği yere bırak.Put down the rifle.
Tom köpeği bıraktı.Tom let the dog out.
Tom bana bir not bıraktı.Tom left me a note.
Tom bir not bıraktığını söylüyor.Tom says he left a note.
Gerisini bana bırak.Leave the rest to me.
Tom'u benimle bırak.Leave Tom with me.
Sadece onu benimle bırakın.Just leave it with me.
Tom onu yalnız bırakmamızı istedi.Tom asked us to leave him alone.
Sadece yalnız bırakılmak istediğimi insanların anlaması neden bu kadar zor?Why is it so hard for people to understand that I just want to be left alone?
Tom bizi yalnız bırakmayacak.Tom won't leave us alone.
Tom serbest bırakmayı reddetti.Tom refused to let go.
Tom yalnız bırakılmayacak kadar çok genç.Tom is too young to be left alone.
Tom kapıyı biraz aralık bıraktı.Tom left the door open a crack.
Tom silahı yere bıraktı.Tom laid down the gun on the floor.
Tom hâlâ onu bıraktığımız yerde.Tom is still where we left him.
Tom biletini evde bıraktı.Tom left his ticket at home.
Tom pasaportunu evde bıraktı.Tom left his passport at home.
Umarım, güzel bir ilk izlenim bırakırım.I hope I make a good first impression.
Onun bunu yapmayı bırakmasını istememize rağmen Tom onu yapmaya devam etti.Tom went on doing that even though we asked him to stop doing it.
Tom işini bırakmak istediğini söylüyor.Tom says he wants to quit his job.
Tom Mary'nin işini neden bıraktığını biliyor.Tom knows why Mary quit her job.
Tom anahtarları bana bıraktı.Tom left me the keys.
Tom emlakının bir parçasını Mary'ye bıraktı.Tom left part of his estate to Mary.
Tom sadece Mary'ye bakmayı bırakamıyor.Tom just can't stop looking at Mary.
Tom anlaşmanın ayrıntılarını avukatına bıraktı.Tom left the details of the agreement to his lawyer.
Tom sigarayı bırakmaya çalışıyor.Tom is trying to quit smoking.
Tom sigarayı bırakmak için çok uğraşıyor.Tom is trying hard to quit smoking.
Tom sigarayı bırakmak için çok çalışıyor.Tom is trying very hard to quit smoking.
Tom ve Mary'yi tek başlarına bıraktık.We left Tom and Mary by themselves.
Tom iz bırakmadan kayboldu.Tom has disappeared without a trace.
Tom sana bir hediye bıraktı.Tom left a gift for you.
Tom sizin için bir hediye bıraktı.Tom left a gift for you.
Geçmiş geçmişte bırakılmalıdır.The past should be left in the past.
Anahtarı odada bıraktım.I left the key in the room.
Mümkün olduğunca hızlı koş ve elimi bırakma.Run as fast as you can and don't let go of my hand.
Tom vasiyetindeki her şeyi Mary'ye bıraktı.Tom left everything to Mary in his will.
Bir durgunluğun ortasında bile bir işi bırakmak zorunda olduğumuz zamanlar vardır.There are times that we have to leave a job even in the middle of a recession.
Tom çantasını trende bıraktı.Tom left his bag on the train.
Tom bırakacağını söyledi.Tom said he was going to quit.
Tom mutfak masasına bir not bıraktı.Tom left a note on the kitchen table.