Her şeyi bırakmak zorundasın.You have to leave everything.
Aptal gibi konuşmayı bırak.Stop talking like a fool.
Tom benimle konuşmayı bıraktı.Tom has stopped talking to me.
Lütfen öyle konuşmayı bırak.Please stop talking like that.
İnsanlar cep telefonlarını kullanırken dikizlemeyi bırakmalısınız.You should stop peeking when people are using their cellphones.
Tom şirketi bıraktı.Tom quit the company.
Tom düşünmeyi asla bırakmaz.Tom never stops to think.
Beni bir dakika yalnız bırakır mısın?Would you mind leaving me alone for a minute?
Bizi bir dakika yalnız bırakır mısın?Would you mind leaving us alone for a minute?
Tom okulu bırakmak istedi.Tom wanted to drop out of school.
Tom ilacını almayı bıraktı.Tom stopped taking his medication.
Ders kitaplarımı yemek odasında bıraktım.I left my textbooks in the lunch room.
Tom'un duvara vurmasını bırakmasını istedim.I asked Tom to stop pounding on the wall.
Bana ne yapacağımı söylemeyi bırak.Stop telling me what to do.
Tom'a köpeği bırakmasını söyle.Tell Tom to let the dog out.
Tom'a beni yalnız bırakmasını söyledim.I told Tom to leave me alone.
Adamlarına silahlarını bırakmalarını söyle.Tell your men to drop their weapons.
Tom bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.Tom told me to leave the window open.
Tom herkese işini bıraktığını söyledi.Tom told everyone that he quit his job.
Bize Tom'un okulu bırakmak istediği söylendi.We were told Tom wanted to drop out of school.
Bana şemsiyeni nereye bıraktığını düşündüğünü söyle.Tell me where you think you left your umbrella.
Tom'a seni yalnız bırakmasını söylemen gerektiğini düşünüyorum.I think you need to tell Tom to leave you alone.
Mary sigarayı bırakmaya karar verdi.Mary resolved to quit smoking.
Asla onu bırakmayacağım.I'll never part with it.
Onu yalnız bırak, seni uğursuz piç!Leave him alone, you evil bastard!
Kirli giysiler soyunma odasının havasında iğrenç bir koku bıraktı.The dirty clothes left a foul odor in the air of the locker room.
Burada benim için bırakılmış bir şey yok.There's nothing left for me here.
Burada herkim oturuyorsa kalemini bıraktı.Whoever was sitting here left his pencil.
Gözlüklerini yerde bırakma.Don't leave your glasses on the floor.
Valizlerimi burada bırakmak güvenli mi?Is it safe to leave my suitcase here?
Gözlerimi Tom'dan alamıyorum. Ona bakmayı bırakamıyorum.I can't take my eyes off Tom. I can't stop looking at him.
Seni yalnız bırakmamalıydım.I shouldn't have left you alone.
Gebelik onu gerilme izleriyle bıraktı.The pregnancy left her with stretch marks.
Konuyu değiştirmeyi bırak.Stop changing the subject.
O, kapıyı açık bırakmayı reddetti.He denied leaving the door open.
Her türden kağıdı masasının üzerinde bıraktı.He left all kinds of papers on his desk.
O onu kasabada bıraktı.He left her in town.
O onu tamamen yalnız bıraktı.He left her all alone.
Zamanımı boşa harcamayı bırak.Stop wasting my time.
Nefesini boşa tüketmeyi bırak.Stop wasting your breath.
Bana yalan söylemeyi bırak.Stop lying to me.
Hiçbir şeyi şansa bırakmamalıyız.We should leave nothing to chance.
Herhangi bir şeyi şansa bırakmamalıyız.We shouldn't leave anything to chance.
Sakın beni bırakma!Don't you dare leave me!
Beni kontrol etmeye çalışmayı bırak!Stop trying to control me!
Tom, lütfen beni yalnız bırak.Tom, please leave me alone.
Beni yalnız bırak, Tom. Sen sarhoşsun.Leave me alone, Tom. You're drunk.
Hırsız, polisi gördüğünde, cüzdanı bıraktı ve kaçtı.When he saw the policeman, the thief dropped the purse and ran.
Tom'u burada tek başına bırakmayacağız.We're not going to leave Tom here by himself.
Seni burada bırakmıyoruz.We're not leaving you here.
Sizi burada bırakmıyoruz.We're not leaving you here.
İyi bir izlenim bırakmaya çalışacağız.We'll try to make a good impression.
Tom'u orada kendi başına bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom there by himself.
Bavullarımızı buraya bırakabiliriz.We could leave our suitcases here.
Arabayı burada bıraksak iyi olur.We'd better leave the car here.
Sadece onları burada bırakamayız.We can't just leave them here.
Sadece onu burada bırakamayız.We can't just leave it here.
Sadece onu burada bırakabiliriz.We could just leave it here.
Tom'u burada bırakamayız.We can't leave Tom here.
İyi bir izlenim bırakacağından eminim.I'm sure you're going make a good impression.