Birisi yaralanmadan önce dövüşmeyi bırakalım.Let's quit fighting before somebody gets hurt.
Birisi buraya senin için bir paket bıraktı.Somebody left a package here for you.
O onun sigarayı bırakmayacağını söylüyor.She says he will not give up smoking.
Sigara içmeyi bırakmayacağını söylüyor.She says she will not give up smoking.
Sesin kısılsa bile, şarkı söylemeyi bırakma.Don't stop singing even if you get hoarse.
Bağırmayı bırak. Başım ağrıyor.Stop yelling. My head hurts.
Bizi istasyona bırakabilir misin?Can you give us a lift to the station?
Maalesef okul ücretini göze alamadığım için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım.Unfortunately, I had to drop out of college because I couldn't afford the tuition.
Lütfen Facebook'unuzu açık bırakmayın.Please don't leave your Facebook open.
Tembellik etmeyi bırak ve bana yardım et.Stop fooling around and help me!
Tom bize bu haritayı bıraktı.Tom left us this map.
Tom bize bazı şeyler bıraktı.Tom left us some things.
Tom bize biraz yiyecek ve su bıraktı.Tom left us some food and water.
Tom bıçağı geride bıraktı.Tom left the knife behind.
Tom beni denetimde bıraktı.Tom left me in control.
Tom bana bir mesaj bıraktı.Tom left me a message.
Tom onu bana bıraktı.Tom left it to me.
Tom ceketini bir yerde bıraktı ve nereye bıraktığını hatırlayamıyor.Tom left his jacket somewhere and he can't remember where.
Tom cesedin bulunduğu odanın kapı kolunda parmak izleri bıraktı.Tom left fingerprints on the doorknob of the room where the body was found.
Tom her şeyi sana bıraktı.Tom left everything to you.
Tom her şeyi bana bıraktı.Tom left everything to me.
Tom her şeyi Mary'ye bıraktı.Tom left everything to Mary.
Tom bir intihar notu bıraktı.Tom left a suicide note.
Sekreterime numaranızı bırakın.Leave your number with my secretary.
Mary berbat plastik cerrahi sonrası kötü bir şekilde yara iziyle bırakıldı.Mary was left badly scarred after botched plastic surgery.
Her cümleden sonra bir çift boşluk bırakın.Leave a double space after each sentence.
Büyüdüğümüz için oyun oynamayı bırakmadık; oyun oynamayı bıraktığımız için büyüdük.We don't stop playing because we grow old; we grow old because we stop playing.
Olmadığın bir şey gibi davranmayı bırak.Stop pretending to be something you're not.
Dün gece kapıyı açık bıraktın mı?Did you leave the door open last night?
Kötülemeyi bırak Tom.Stop bad mouthing Tom.
Onun hakkında endişelenmeyi bıraktım.I've stopped worrying about it.
Tom sigara içmeyi bırakacağına yemin ettiğini söylüyor..Tom says he's swearing off smoking.
Tom valizini bıraktı ve kaçtı.Tom dropped his suitcase and ran away.
Tom telesekreterime bir mesaj bıraktı.Tom left a message on my answering machine.
Tom bir dul ve üç çocuk bıraktı.Tom left a widow and three children.
Binlerce kadın, savaş tarafından dul bırakıldı.Thousands of women were widowed by the war.
Eve giderken beni istasyona bırakır mısın?Can you drop me off at the station on your way home?
Tom her gün işe giderken çocuklarını okula bırakır.Tom drops his kids off at school on his way to work every day.
Keşke herkes bana daha dikkatli olmam gerektiğini söylemeyi bırakmasa.I wish everybody would stop telling me I need to be more careful.
Burada çalışmayı bırakmaya karar verdim.I've decided to quit working here.
Tom giderken ön kapıyı açık bıraktı.Tom left the front door open when he left.
Tom köpeği dışarı bırakmak için ön kapıyı açtı.Tom opened the front door to let the dog out.
O, gözlüklerini meknımızda bıraktı.He left his glasses at our place.
Tom aşağıya geldi, bu yüzden hemen öpüşmeyi bıraktık.Tom came downstairs, so we stopped kissing immediately.
Pencereyi açık bırakmamalıydın.Tom shouldn't have left the window open.
Senin ofisin aradı ve bir mesaj bıraktı.Your office called and left a message.
Mary kocasından Tom'unki gibi bıyık bırakmasını istedi.Mary asked her husband to grow a mustache like Tom's.
Endişelenme. Seni bırakmayacağız.Don't worry. We're not going to leave you.
Endişelenmeyin. Sizi bırakmayacağız.Don't worry. We're not going to leave you.
Bizim için endişelenmeyi bırak.Leave the worrying to us.
Benim hakkımda endişelenmeyi bırak.Stop worrying about me.
Endişelenmeyi bırak ve biraz uyu.Stop worrying and get some sleep.
Keşke Tom hakkında düşünmeyi bırakabilsem.I wish I could stop thinking about Tom.
Sigarayı bırakması için onu zorladım.I urged him to quit smoking.
Dövüşmeyi bırakın.Burada hepimiz aynı ekipteyiz.Stop fighting. We're all on the same team here.
Keşke gece bu kadar geç saatlerde beni aramayı bıraksan.I wish you'd stop calling me so late at night.
Tom bana Mary'nin sigarayı bıraktığını söyledi.Tom told me that Mary quit smoking.
Ne yaparsan yap, halatı bırakma.Whatever you do, don't let go of the rope.
Lütfen gülmeyi bırakın.Please stop laughing.
İşini sevmiyorsan bırak.If you don't like your job, quit.