Bu deodorant, gömleğimin üzerinde beyaz lekeler bırakıyor.This deodorant leaves white stains on my shirt.
Bütün bilge adamların sakalları olduğunu düşündüğü için Tom sakal bıraktı.Tom grew a beard because he thought that all wise men had beards.
Ellerinizi pencerenin dışında bırakmayın.Don't leave your hands outside the window.
Tom silahını kılıfından çıkardı ve onu masaya bıraktı.Tom removed his pistol from his shoulder holster and laid it on the table.
Anahtarlarımı nereye bıraktığımı tam olarak biliyorum.I know exactly where I left my keys.
Keşke şemsiyemi nereye bıraktığımı hatırlayabilsem.I wish I could remember where I left my umbrella.
Onları yalnız bırak.Leave them alone.
İçmeyi bırakan benim babam.It's my father who stopped drinking.
Çocuklarımız için bir şeyler bırakmalıyız.We should leave something for our children.
O, kölelerin serbest bırakılacağına söz verdi.He promised the slaves that they would be freed.
Anahtarı içeride bırakıp kapıyı örttüm.I locked myself out of my house.
Anahtarı içeride bırakıp dışarı çıktım.I was locked out of my house.
Adamın sigarayı bırakmak için yaptığı üçüncü deneme başarısızlıkla son buldu.The man's third attempt to stop smoking ended in failure.
Adamın sigarayı bırakmak için üçüncü girişimi başarısız oldu.The man's third attempt to stop smoking failed.
Tom kışın bile uyurken genellikle pencereyi açık bırakır.Even in the winter, Tom usually leaves the window open when he sleeps.
Onu bana bırakmanı söyledim.I told you to leave it up to me.
Keşke Tom Mary hakkında konuşmayı bıraksa.I wish Tom would quit talking about Mary.
Şimdi bırakmayacağım.I'm not going to quit now.
İşimi bırakmaya ve dünya çapında bir gezi yapmaya karar verdim.I've decided to quit my job and take a trip around the world.
Onu bana bırak. Ben her şeyin bakımını üstleneceğim.Leave it up to me. I'll take care of everything.
Benimle dalga geçmeyi bırak.Quit teasing me.
İstediğin gibi davranmayı bırak.Stop acting like you care.
Beni anlıyor gibi davranmayı bırak.Stop acting like you understand me.
Bu kadar inatçı olmayı bırak.Stop being so stubborn.
Doktor içkiyi bırakmanı istediğini söyledi.The doctor said he wants you to quit drinking.
Doktor sigarayı bırakmanı istediğini söyledi.The doctor said he wants you to quit smoking.
Biz zaten olasılıkların yarısını saf dışı bıraktık.We've already eliminated half the possibilities.
Neden sadece bırakmıyorsun?Why not just quit?
Sigarayı bırakması için Tom'u ikna etmelisin.You must convince Tom to stop smoking.
Üzerimde kötü etki bırakıyorsun.You're a bad influence on me.
Dersleri atlamayı bırakmak zorunda kalacaksın.You're going to have to quit skipping classes.
Bırakan sensin.You're the one who quit.
Zaten bırakmaya karar verdin, değil mi?You've already decided to quit, haven't you?
Tom Mary'ye pencereleri gece açık bırakmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to leave her windows open at night.
Tom Mary'ye içmeyi bırakmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to stop drinking.
Tom her zaman bilgisayarını açık bırakır.Tom always leaves his computer on.
Tom bir sürü insana sigarayı bırakması için yardımcı oldu.Tom has helped a lot of people quit smoking.
Tom motoru kapattı fakat üzerindeki farları açık bıraktı.Tom killed the engine, but left the headlights on.
Tom Mary'nin bileklerini bıraktı.Tom let go of Mary's wrists.
Tom ipi bıraktı.Tom let go of the rope.
Tom Mary'nin elini bırakmak istemedi.Tom never wanted to let go of Mary's hand.
Tom sık sık bütün gece ışıkları açık bırakır.Tom often leaves the lights on all night.
Tom malzeme kutusunu aldı ve bıraktı.Tom picked up his box of stuff and left.
Tom sigarayı bırakacağına söz verdi.Tom promised he'd quit smoking.
Tom gitar kutusunu yere bıraktı böylece Mary'ye sarılabildi.Tom put the guitar case down so he could hug Mary.
Tom Mary'ye sarılabilmek için gitar kutusunu yere bıraktı.Tom put the guitar case down so he could hug Mary.
Tom içkisinden bir yudum aldı ve bardağı masaya geri bıraktı.Tom took a sip of his drink and put the glass back on the table.
Tom motoru kapattı ama farları açık bıraktı.Tom turned off the engine, but left the headlights on.
Tom'un karısı ondan işini bırakmasını istedi.Tom's wife asked him to quit his job.
Sen esir kampından ne zaman serbest bırakıldın?When were you released from the prison camp?
Tom dün işi bıraktı.Tom quit his job yesterday.
Tom freni bırakmayı unuttu.Tom forgot to release the brake.
Şok, Tom'u suskun bıraktı.The shock rendered Tom speechless.
Tom okul ücretini ödeyemediği için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı.Tom had to drop out from college because he couldn't afford tuition.
Bu kitap onun üzerinde kalıcı bir izlenim bıraktı.This book left a lasting impression on her.
Evimle ilgilenme işini Tom'a bıraktım.I gave Tom the run of my house.
Tom bana işini bırakmaya karar verdiğini söyledi.Tom told me that he'd decided to quit his job.
Neden Tatoeba hakkında konuşmayı hiç bırakmıyorsun?Why do you never stop talking about Tatoeba?
Burada kimse yoksa sadece bir mesaj bırakın.If nobody's here, just leave a message.
Kimse bırakanları sevmiyor.Nobody likes a quitter.