Tom Mary'yi geride bıraktı.Tom left Mary behind.
Tom arkada bırakıldı.Tom was left behind.
Tom, Mary'yi yalnız bıraktı.Tom left Mary alone.
Bırak artık şu inadı, Tom.Give it a rest, Tom.
Tom bir mesaj bıraktı.Tom left a message.
Bana kusur bulmayı bırak.Stop picking on me.
Nasıl bıraktılar?How did they leave?
Tom bırakmayı seçti.Tom chose to quit.
Bırakma zamanı.It's time to quit.
Tom çantasını bıraktı.Tom left his bag.
Tom sakal bıraktı.Tom grew a beard.
Tom beni bıraktı.Tom abandoned me.
Onu benimle bırak.Leave it with me.
Tom'u bana bırak.Leave Tom to me.
Tom'u rahat bırak.Cut Tom a break.
Onu bize bırak.Leave it to us.
Onu bırakma.Hold on to it.
Sadece onu masama bırakın.Just leave it on my desk.
Hayatımı nasıl yaşayacağımı bana söylemeyi bırak.Stop telling me how to live my life.
Onlar Tom'u birkaç saat gözaltında tuttu ve sonra onu serbest bıraktı.They held Tom for a few hours and then let him go free.
Duruşmadan sonra, onlar mahkumları serbest bıraktı.After the trial, they freed the prisoners.
Onun yarası onu felçli bıraktı.His injury left him paralyzed.
Işığı açık bırakma.Don't leave the light on.
Onlar arabayı sokakta bıraktı.They have left the car on that street.
İşimi bırakmalı mıyım?Should I quit my job?
Şikayet etmeyi bırakın ve yapmanız istenilen şeyi yapın.Stop complaining and do the work you were asked to do.
O beni dairemde bıraktı.She dropped me off at my apartment.
Benim fincanımda bırakılmış kahve telveleri vardı.There were coffee grounds left in my cup.
Kendin için üzülmeyi bırak.Stop feeling sorry for yourself.
Sigarayı bırakacağım.I am going to give up smoking.
Uzun zaman önce sigarayı bırakmalıydım.I should've quit smoking a long time ago.
Silahı onu bulduğum yere bırakmalıydım.I should've left the gun where I found it.
Tom'u okulda bırakmalıydık.We should've made Tom stay in school.
Karısı onu dışarıda bıraktı.His wife locked him out the house.
500'den fazla bebek deniz kaplumbağası denize bırakıldı.More than 500 baby sea turtles were released into the sea.
O her şeye açık bir kişi izlenimi bıraktı.She left the impression of a person open to everything.
Henüz bıraktın, değil mi ?You just left, didn't you?
Onu bırak!Put that down!
Sen sigara kullanmayı bıraktın.You've given up smoking.
Sigara içmeyi bıraktığını duyuyorum.I hear you've given up smoking.
Sigarayı bıraktığını duyuyorum.I hear you've stopped smoking.
Onu bana bırakmalıydın.You should've left it to me.
Kediler baş aşağı bırakılsalar bile her zaman ayaklarının üzerine düşerler.A cat always lands on its feet, even if upside down when dropped.
Ayakkabımı okulda bıraktım.I left my shoes at school.
O, umudu bıraktı.He abandoned hope.
Tom ve Mary birbirleriyle konuşmayı bıraktılar.Tom and Mary have quit talking to each other.
Kimliğini evde bıraktın, bu yüzden içeri gelemezsin.You've left your ID at home, so you can't come in.
O beni bıraktı.He's left me.
Tatoeba'yı bırakıyorum.I'm leaving Tatoeba.
Söylediğim her şeyi kabul etmeyi bırak.Stop agreeing with everything I say!
Yaptığını bırak ve eve gel.Stop what you're doing and come home.
Bazı şeylerin söylenmemiş olarak bırakılması daha iyidir.Certain things are better left unsaid.
Onlar Tom'u istasyona bıraktı.They gave Tom a lift to the station.
Mary son sayfada yazdı: "Gözlüklerimi nerede bıraktım?"On the last page, Mary wrote: "Where did I leave my glasses?"
Müdahale etmeyi bırak.Stop interfering.
Bana bırak.Let me handle that.
Her şeyi son dakikaya bırakma.Don't leave everything to the last minute.
Zamanımı israf etmeyi bırak.Quit wasting my time.
O, "Beni rahat bırak" dedi.He said, "Leave me alone."
Sigarayı bırakmana yardım edeceğim.I'll help you stop smoking.