Onu sana bırakacağım.I'll leave that up to you.
Nihayet serbest bırakıldım.I was eventually released.
Tom bir not bırakırdı.Tom would've left a note.
İşi bırakabileceğini düşünüyordum.I thought you might quit.
İşi bırakmamız gerektiğini düşünüyordum.I thought we should quit.
Kendini geride bıraktın.You've outdone yourself.
Bunları kimin bıraktığını merak ediyorum.I wonder who left these.
Onu nerede bıraktın?Where did you leave it?
Onu nerede bıraktınız?Where did you leave it?
Sana bırakacağım.I'll make it up to you.
Tom'a bırakacağım.I'll make it up to Tom.
Tom'u serbest bırakıyorum.I'm setting Tom free.
Ben bir mesaj bırakırdım.I'd leave a message.
Bıçağı bırak, Tom.Drop the knife, Tom.
Ben bırakmaya çalışıyorum.I'm trying to quit.
Onu bırak.Let go of it.
Rahat bıraksana.Hey, lay off.
Bırak kurusun.Let it dry.
Kurumaya bırak.Let it dry.
Onu yalnız bırakın!Leave that alone!
Hava durumu hakkında sızlanmayı bırak.Stop complaining about the weather.
Kediyle oynamayı bırak. Gitmek zorundayız.Stop playing with the cat. We have to go.
Önceki gün işimi bıraktım.The day before yesterday I quit my job.
İki gün önce işimi bıraktım.I quit my job two days ago.
Sen benim neden sigarayı bıraktığıma gerçekten dikkat eder misin?Do you really care why I quit smoking?
Bunun hakkında gülmeyi bıraktık.We ended up laughing about it.
Sigarayı neden bıraktığım gerçekten senin için önemli mi?Is it really important to you why I quit smoking?
Trende şemsiyeni bırakmak senin dikkatsizliğindi.It was careless of you to leave your umbrella on the train.
Kumar oynamayı bırakmak zorundasın.You must stop gambling.
Tom, şemsiyeyi otobüste bıraktı.Tom left the umbrella on the bus.
Sigarayı bırakmayı umuyorum.I hope to stop smoking.
Dün gece Tom bana bir mesaj bıraktı.Tom left me a message last night.
Rehineleri bırakın.Release the hostages.
Tom Mary'nin ağladığını fark ettiğinde gülmeyi bıraktı.Tom stopped laughing when he noticed Mary was crying.
Tom'un annesi ona yatağının üzerinde zıplamayı bırakmasın söyledi.Tom's mother told him to quit jumping on his bed.
Tom kahvesini bıraktı ve telefonunu aldı.Tom put down his coffee and picked up his phone.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istediklerini söylediler.Tom and Mary said they wanted to be left alone.
Tom Mary'nin onun için bıraktığı notu buldu.Tom found the note that Mary had left for him.
Tom ve diğer rehineler serbest bırakıldı.Tom and the other hostages have been released.
Tom ve Mary sadece yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary just wanted to be left alone.
Tom Mary'nin pencereleri açık bırakmasını istedi.Tom asked Mary to leave the windows open.
Tom geç kalacağını söyleyen bir mesaj bıraktı.Tom left a message saying he'd be late.
Tom yaz tatili boyunca sakal bıraktı.Tom grew a beard over the summer break.
Tom Mary'nin kapıyı kapalı bırakmasını istedi.Tom asked Mary to leave the door shut.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary wanted to be left alone.
Tom tabağında biraz yemek bıraktı.Tom left some food on his plate.
Tom bana fazla seçenek bırakmadı.Tom didn't leave me much choice.
Tom bana herhangi bir seçenek bırakmadı.Tom didn't leave me any options.
Anahtarlarını kapının üzerinde bırakmışsın.You left your keys in the door.
Tom bana hiçbir seçenek bırakmadı.Tom didn't leave me any choice.
Tom işini bıraktığını söyledi.Tom said that he quit his job.
Bunu profesyonellere bırak.Leave it to the professionals.
Sigarayı bırakmak kolay değil.Giving up smoking isn't easy.
Tom kahve fincanını yere bıraktı.Tom put his coffee cup down.
Bu, sundurmada bırakıldı.This was left on the porch.
Tom Mary'nin peşini bırakmadı.Tom followed behind Mary.
Tom bu mesajı bıraktı.Tom left this message.
Onu yere bırak, lütfen.Put that down, please.
Bunu bana bırak, Tom.Leave this to me, Tom.
Tom serbest bırakıldı mı?Has Tom been released?