Tom bıyık bırakıyor.Tom is growing a mustache.
Tom sonunda sigara içmeyi bıraktı.Tom finally gave up smoking.
Tom her zaman bisikletini kirli bırakır.Tom always leaves his bicycle dirty.
İki lise öğrecisi Tom'u döğüp çürükler içerisinde bıraktılar.Two high school boys beat Tom black and blue.
Tom'un karnesi arzu edilecek çok şey bırakıyor.Tom's report leaves much to be desired.
Anahtarlarımı nereye bıraktığım hakkında bir fikrim yok.I have no idea where I left my keys.
Lütfen ateşi yanık bırakın.Please keep the fire burning.
Bu işi nasıl bırakabilirim?How can I quit this job?
Lütfen beni yalnız bırak.Please leave me alone.
Kapıyı kapattıktan sonra anahtarımı içeride bıraktığımı hatırladım.After I shut the door, I remembered I had left my key behind.
Kapıyı açık bırakmayın.Don't leave the door open.
Kapıyı açık bırakır mısın?Will you leave the door open?
Kapıyı açık bıraktık.We left the door open.
Kapıyı kim açık bıraktı?Who left the door open?
Lütfen kapıyı açık bırakmayın.Would you please not leave the door open?
Kapı aralık bırakıldı.The door was left ajar.
Kapıyı açık bırakman senin dikkatsizliğindi.It was careless of you to leave the door unlocked.
Televizyon izlemeyi bırakmanın zamanı geldi de geçti bile.It's time you stopped watching television.
TV açık bırakıp yatmaya gitmesi onun dikkatsizliği.It was careless of him to go to bed with the TV on.
Kitabı masaya bırak.Lay the book on the table.
Onu masanın üstünde bırakmış olabilirim.I might have left it on the table.
Dirseklerinizi masaya yaslamayı bırakın.Stop resting your elbows on the table.
Kasetleri güneşe maruz bırakma.Don't expose the tapes to the sun.
Dean, yemeği gerçekten bir kenara bırakabilir.Dean can really put away the food.
Dansçının zarif eylemi seyirciyi hayran bıraktıThe dancer's graceful action charmed the audience.
Pencereyi kim açık bıraktı?Who left the window open?
Birisi bankta bir çanta bıraktı.Someone has left a bag on the bench.
Birisi onu orada bırakmış olmalı.Someone must have left it there.
Neden sigarayı bırakmıyorsunuz?Why don't you give up smoking?
Keşke sigarayı bırakabilsem.I wish I could give up smoking.
Sigarayı içmeyi bırak.Stop smoking.
O, sigara içmeyi bırakmak için karar verdi.He made a resolve to stop smoking.
Sigarayı bırakmak kolay değildir, fakat sağlığının uğruna bırakmalısın.To give up smoking is not easy, but you should for the sake of your health.
Sigarayı içmeyi bıraksan iyi olur.You'd better give up smoking.
Eğer George sigara içmeyi bırakmazsa akciğer kanseri gelişme riskini göze alır.If George doesn't stop smoking, he will run the risk of developing lung cancer.
Lütfen sigara içmeyi bırak.Please give up smoking.
Sigaraları azaltmaktansa, bayım, niçin onları bırakmıyorsun.Rather than cutting down on cigarettes, sir, why don't you just give them up?
Sigara içmeyi bırakacağıma söz veriyorum.I give my pledge that I will quit smoking.
O, sigara içmeyi bırakmayacağını söylüyor.He says he will not give up smoking.
Bırak bu dumanlı hava odadan çıksın ve temiz hava girsin.Let this smoky air out of the room and let some fresh air in.
Her zaman sigara fiyatları yükseliyor, çok sayıda insan sigara içmeyi bırakmaya çalışıyor.Every time cigarettes go up in price, many people try to give up smoking.
Performans çok iyi olsa bile, hâlâ projeyi bıraktığımızı söylerim.Even if the performance is good, I still say we drop the project.
Kameranızı takside bırakmanız sizin dikkatsizliğinizdi.It was careless of you to leave your camera in the taxi.
Şemsiyenizi takside bırakmanız sizin dikkatsizliğinizdi.It was careless of you to leave your umbrella in the taxi.
Şemsiyemi takside bıraktım.I left my umbrella in the cab.
Şimdi ağlamayı bırak.Now stop crying.
Böyle söylemeyi bırak!Stop saying that!
Ben onu kilitlemeden bıraktım.I left it unlocked.
Onu oraya bırakın.Set it down there.
Yağmura maruz bırakmayın.Don't expose it to the rain.
Bunu yapıncaya kadar burada bırakma.Don't leave here until you have done it.
Onu masaya bırakın.Lay it on the table.
Onu söylemeden bıraksan iyi olur.You had better leave it unsaid.
Onu bulduğun yere bırak.Leave it where you found it.
Onu yarına bırakmalısın.You should leave it for tomorrow.
Bu şüpheye yer bırakmıyor.That leaves no room for doubt.
O beni güç bir durumda bırakırdı.That would leave me in a fix.
Konuyu halletmeden bırakmamalıyız.We shouldn't leave the matter unsettled.
Sorunu yarına kadar bırakalım.Let's leave the problem until tomorrow.
Sorunu bana bırakın. Onunla ilgileneceğim.Leave the matter to me. I'll see to it.