Bir mesaj bıraktım.I left a message.
Bu sabah kapına bir not bıraktım.I left a note on your door this morning.
Şapkamı bir uçakta bıraktım.I left my hat on the plane.
Çantamı burada bıraktım.I left my bag here.
Hesap makinemi masamda bıraktım.I left my calculator on my desk.
Dün gece paltomu buraya bıraktım.I left my coat here last night.
Gitarımı ofisinde bıraktım.I left my guitar in your office.
Ceketimi sınıfta bıraktım.I left my jacket in the classroom.
Anahtarlarımı masada bıraktım.I left my keys on the table.
Telefonumu arabada bıraktım.I left my phone in the car.
Tenis raketimi kulüpte bıraktım.I left my tennis racket at the club.
Ders kitaplarımı bir yerde bıraktım.I left my textbooks somewhere.
Dün gece şemsiyemi burada bıraktım.I left my umbrella here last night.
Kitaplarımdan birini okulda bıraktım.I left one of my books at school.
Arabada ihtiyacım olan bazı şeyler bıraktım.I left some stuff I need in the car.
Kapıyı açık bıraktım.I left the door unlocked.
Pencereyi açık bıraktım.I left the window open.
Tom'a birkaç mesaj bıraktım.I left Tom a couple messages.
Bu sabah Tom'a bir mesaj bıraktım.I left Tom a message this morning.
Tom'u geride bıraktım.I left Tom behind.
Tom'u sorumlu bıraktım.I left Tom in charge.
Sana bir çift mesaj bıraktım.I left you a couple messages.
Ön masada sana bir mesaj bıraktım.I left you a message at the front desk.
Sana bir not bıraktım.I left you a note.
Size bir not bıraktım.I left you a note.
Tom'a valizini geride bıraktırdım.I made Tom leave his suitcase behind.
Cüzdanımı evde bırakmış olmalıyım.I must've left my wallet at home.
Mesaj bırakmalıyım.I need to leave a message.
Asla evimi açık bırakmam.I never leave my house unlocked.
Uzun zaman önce bıraktım.I quit a long time ago.
Bir hafta sonra bıraktım.I quit after a week.
İşimi bıraktım.I quit my job.
Üç yıl önce sigarayı bıraktım.I quit smoking three years ago.
Gerçekten onu yapmayı bırakman gerektiğini düşünüyorum.I really think you should stop doing that.
Niçin Tom'u rahat bırakmıyorsun?Why don't you cut Tom some slack?
Tom sigarayı bırakamıyordu.Tom was not able to quit smoking.
Anahtarı kilitte bırakma.Don't leave the key in the lock.
Bu bize fazla zaman bırakmaz.That doesn't leave us much time.
Onu bırak dedim!I said drop it!
Silahını bırak dedim!I said drop your gun!
Kameramı evde bırakmalıydım.I should've left my camera at home.
Tom'a bir not bırakmalıydım.I should've left Tom a note.
Onu bırakmayı denemeliydim.I should've tried to stop it.
Sorular sormayı bıraktım.I stopped asking questions.
Uzun zaman önce sana kızmayı bıraktım.I stopped being mad at you a long time ago.
Tom'un uzun zaman önce düşündüğünü umursamayı bıraktım.I stopped caring about what Tom thinks a long time ago.
Oraya gitmeyi bıraktım.I stopped going there.
Sanırım anahtarlarımı burada bir yerde bıraktım.I think I left my keys in here somewhere.
Sanırım sınıfta bir şey bıraktım.I think I left something in the classroom.
Sanırım şemsiyemi arabanda bıraktım.I think I left my umbrella in your car.
Geçmişi geride bırak ve şimdiye dikkat et.Leave the past behind and take care of the present.
Geçmişi geride bırakın ve devam edin.Leave the past behind and go on.
Tom'dan beni tren istasyonuna bırakmasını istedim.I asked Tom to drive me to the train station.
Sen ütüyü açık bıraktın.You left the iron on.
Biri ışıkları açık bıraktı.Somebody left the lights on.
Seni geride bırakamam.I can't leave you behind!
Onu geride bırakamam.I can't leave him behind.
Tom Mary'yi geride bırakmak istemiyordu.Tom didn't want to leave Mary behind.
O serbest bırakıldığı zaman ağlıyordum.I was crying when he released her.
Onun uyuşturucu kullanmayı bırakmasını rica ettim.I begged him to stop using drugs.