Bu, güneşe maruz bırakılmamalıdır.This mustn't be exposed to the sun.
Hiç bırakma.Don't ever let go.
Onu burada bırakma.Don't leave that here.
Onları buraya bırakma.Don't leave them here.
O tutukluyu serbest bırakmayın.Don't release that prisoner.
Kendini bir sürü eleştiriye maruz bırakıyorsun.You're exposing yourself to a lot of criticism.
Onlar tüm mahkumları serbest bıraktı.They released all the prisoners.
Seni burada bırakmayacağım.I won't leave you here.
Peki neden bırakmıyorsun?So why don't you quit?
Onlar Tom'u bırakmayacak.They won't let Tom out.
Aslında şu anda bırakmak gibi bir niyetim yok.Actually, I have no intention of quitting right now.
Tom bir mesaj bırakmadı.Tom didn't leave a message.
TV'yi açık bırak.Leave the TV on.
Televizyonu açık bırak.Leave the TV on.
Hiç bıraktın mı?Don't you ever quit?
Siz ikiniz tartışmayı bırakmaz mısınız?Don't you two ever stop arguing?
Kapıyı açık bırakmadım.I didn't leave the door unlocked.
Bırakmadığımı zaten sana söyledim.I already told you I'm not quitting.
Tom'un bizi izlemeyi bırakmasını istedim.I asked Tom to stop following us.
Onu havalimanında bıraktım.I dropped her off at the airport.
Herkes ayak izleri bırakmak istiyor.Everyone wants to leave footprints.
Herkes bir iz bırakmak ister.Everyone wants to leave a mark.
Dil önemli bir konudur, bu nedenle dilbilimcilere bırakmayın.Language is an important matter, so don't leave it to the linguists.
Sigarayı bırakmana yardım edebilirim.I can help you stop smoking.
İstediğim herhangi bir zaman sigara içmeyi bırakabilirim.I can stop smoking anytime I want.
Onu alabilirim ya da bırakabilirim.I can take it or leave it.
Ben kesinlikle sigarayı bırakacağım!I'm definitely going to give up smoking!
Kesinlikle sigara içmeyi bırakacağım.I'm definitely going to quit smoking!
Tom'un bırakmasını isteyemem.I can't ask Tom to quit.
Burayı bırakamam.I can't leave here.
Tom'u burada bırakamam.I can't leave Tom here.
Seni böyle bırakamam.I can't leave you like this.
O zamandan beri spor yapmayı bıraktılar ve kilo aldılar.Since then, they've stopped doing sports and gained weight.
Ben o kadar çok yemeyi bıraktığım için memnunum.I'm glad I stopped eating that much.
Ona bırakmasını söyledim ama o yine de bunu yaptı.I told him to stop, but he did it anyway.
Ben sizi tamamen tek başınıza orada bırakamazdım.I couldn't leave you there all by yourself.
Tom'un niçin okulu bırakmak istediğini anlayamadım.I couldn't understand why Tom wanted to quit school.
Onu şansa bırakmak istemiyorum.I don't intend to leave it to chance.
Mal varlığınının bir kısmını oğlu Robert'a bıraktı.He settled part of his estate on his son Robert.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu bilmiyorum ama onları burada bir yerde bıraktım.I don't know where I put my keys, but I left them in here somewhere.
Tom'un niçin şemsiyesini arabada bırakacağını anlamıyorum.I don't understand why Tom would leave his umbrella in the car.
Koleji bıraktım.I dropped out of college.
Tom'un ofisine bir şey bırakmak zorunda kaldım.I had to drop something off at Tom's office.
Tom'u okula bırakmak zorunda kaldım.I had to drop Tom off at school.
Gülmeyi bıraktım.I stopped laughing.
Gülmeyi bıraktı.He stopped laughing.
Gülmeyi bıraktılar.They stopped laughing.
Onun neden işini birdenbire bırakma konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea why he quit his job suddenly.
O, kız arkadaşını hamile bıraktı ve onlar evlenmek zorundaydı.He got his girlfriend pregnant and they had to get married.
İşi bırakmamaya karar verdim.I've decided not to quit.
Bırakmamaya karar verdim.I've decided not to quit.
İşimi bırakmaya karar verdim.I've decided to quit my job.
İşi bırakmaya karar verdim.I've decided to quit my job.
Tom'a üç mesaj bıraktım.I've left Tom three messages.
Tom'u yüzüstü bıraktım.I've let Tom down.
Neden sadece bırakmadığını anlamıyorum.I don't understand why you just don't quit.
Ben sadece sana bir mesaj bıraktım.I just left you a message.
Tom'un bırakmaya cesareti olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have the courage to quit.
Bir sürü iyi arkadaşımı Boston'da bıraktım.I left a lot of good friends in Boston.
Sekreterin ile bir mesaj bıraktım.I left a message with your secretary.