Ben bas gitar çalmayı bırakıyorum.I quit playing the bass guitar.
Ben gitar çalmayı bıraktım.I quit playing the guitar.
Kapıyı açık bıraktın.You left the door open.
O onlara tutukluyu serbest bırakmasını emretti..He ordered them to release the prisoner.
Ayakkabılarını nerede bıraktın?Where did you leave your shoes?
Bu kızı seninle birlikte bırakmak istiyorum.I would like to leave this girl with you.
Bisikletini nereye bıraktın?Where did you leave your bike?
O gülmeyi bırakamaz.He can't stop laughing.
Biyologlar bazı kaplumbağaları denize bıraktılar.Biologists released some turtles into the sea.
Beni otobüs durağına bırakabilir misin?Could you drop me at the bus station?
Kim özel eşyalarını toplantı odasında bıraktı?Who left their belongings in the meeting room?
Bana seçenek bırakmıyorsun.You leave me no choice.
Neden toplantı odasındaki ışığı açık bıraktın?Why did you leave the light on in the meeting room?
Toplantı odasında herhangi bir bilgisayar bırakmayın.Don't leave any computer in the meeting room.
Toplantı odasındaki masaya kim yiyecek bıraktı?Who left food on the table of the meeting room?
Bana birazcık dondurma bırak.Leave me a bit of ice cream.
Saçımı çekmeyi bırak.Stop pulling my hair!
Şemsiyeni nerede bıraktığını hatırlıyor musun?Do you remember where he left his umbrella?
Hiçbir çocuk geride bırakılmamalıdır.No child should be left behind.
Paramı burada bırakamam.I cannot leave my money here.
Bu sorun hakkında düşünmeyi bırakamıyorum.I cannot stop from thinking about this problem.
Bu şimdiye kadar ilk kez sakal bırakışım.This is the first time I've ever grown a beard.
Ben orduda sakal bırakamam.I cannot grow a beard in the army.
Taninna'yı burada bırakamam. Bir polis var.I cannot drop Taninna here. There is a policeman.
Geride bırakıldım.I was left behind.
Arkada bırakıldım.I was left behind.
Çocuklarımız için bir şey bırakmak zorundayız.We have to leave something to our children.
Silahlarınızı bırakın!Drop your weapons!
Hiç sakal bıraktın mı?Have you ever grown a beard?
Hiç ofisini açık bıraktın mı?Have you ever left your office open?
Karışmayı bırak.Stop meddling.
Kaderimi senin güzel ellerine bırakıyorum.I put my fate in your beautiful hands.
O bile sigara içmeyi bıraktı.Even he stopped smoking.
Kadın diyet yapacağına, sigarayı bırakacağına ve fiziksel egzersiz yapacağına söz verdi.The woman promised to go on a diet, to stop smoking, and to do physical exercises.
Onu yalnız bırakın.Leave her alone.
Okumayı bırakın.Stop reading.
"Bir mesaj bırakmak ister misiniz?" "Hayır, teşekkürler.""Do you want to leave a message?" "No, thanks."
Arabayı burada bırakmak zorundayım.I have to leave the car here.
Sigara içmeyi bırakmak zorundayım.I have to quit smoking.
Yeni bir elektronik cihaz serbest bırakıldığında herkes deliriyor.When a new electronic device is released, everyone goes crazy.
Hayal etmeyi bırak! Eğer çalışmazsan, Almanya'ya gidemezsin.Stop dreaming! If you can't work, you can't go to Germany.
Lütfen zapping yapmayı bırak.Please stop changing channels.
Çiftlikteki işini niye bıraktın?Why did you leave your job on the farm?
Şimdi, lütfen, ayrıl ... beni yalnız bırak!Now, please, leave ... leave me alone!
Bırak kavga etsinler.Let them fight.
Beni izlemeyi bırak.Stop following me.
Bırak konuşsun.Let him talk.
Birbirinizle konuşmayı bırakın ve dinleyin!Stop talking with each other and listen!
Bize çevirecek birkaç cümle bırak.Leave us some sentences to translate.
Seni eve bırakmamı ister misin?Do you need a ride home?
Kütüphane kitaplarını burada bırakma.Don't leave library books here.
Kütüphane kitaplarını sınıfta bırakma.Don't leave library books in the classroom.
Kütüphane kitaplarını bu odada bırakma.Don't leave library books in this room.
Konuşmayı bıraktı.She stopped to talk.
Tom, Mary'nin yemek odası masasında bıraktığı elmayı yedi.Tom ate the apple that Mary had left on the dining room table.
Tom'a içmeyi nasıl bıraktırdın?How did you get Tom to quit drinking?
Biz bunun hakkında konuşmayı bırakabilir miyiz?Can we quit talking about this?
Anne babam kiliseyi bıraktılar.My parents left the church.
Onu serbest bırakın.Release him.
Bağırmayı bırak.Stop yelling.