TV'yi açık bırakma.Don't leave the TV on.
Onu oraya bırak.Leave that there.
Tom işini niçin bıraktı?Why did Tom quit his job?
Tom cinayet silahında parmak izlerini bırakmaktan kaçınmak için eldivenler giydi.Tom wore gloves to avoid leaving his fingerprints on the murder weapon.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden ikinci fincan kahvesini içmeden bıraktı.Tom was in a hurry so he left his second cup of coffee undrunk.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden kahvaltısını sadece yarısı yenmiş olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his breakfast only half eaten.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden yatağını yapılmamış olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his bed unmade.
Tom Mary'nin onu yalnız bırakmasını istedi.Tom wanted Mary to leave him alone.
Tom Mary'ye kullanmayı bitirdiğinde çekici alet çantasına geri bırakmasını söyledi.Tom told Mary to put the hammer back into the toolbox when she was finished using it.
Tom kirli bulaşıkları çoğunlukla lavaboda bırakır.Tom often leaves dirty dishes in the sink.
Tom bütün gece suyu açık bıraktı.Tom left the water running all night.
Tom bütün gece televizyonu açık bıraktı.Tom left the TV on all night.
Tom, bütün gece ışıkları açık bıraktı.Tom left the lights on all night.
Tom otelde çantamı bıraktı.Tom left my bag at the hotel.
Tom evde cüzdanını bıraktı.Tom left his wallet at home.
Tom trende şemsiyesini bıraktı.Tom left his umbrella on the train.
Tom, anahtarlarını masanın üzerine bıraktı.Tom left his keys on the table.
Tom çantasını metroda bıraktı.Tom left his briefcase on the subway.
Tom Mary'nin paspasın altında bir anahtar bıraktığını biliyordu.Tom knew that Mary kept a key under the doormat.
Tom Mary'nin onu aşağıya bırakmayacağını biliyordu.Tom knew Mary wouldn't let him down.
Tom Mary'yi yalnız bırakma fikrinden nefret etti fakat işe gitmek zorundaydı.Tom hated the idea of leaving Mary alone, but he had to go to work.
Tom hapishaneden bırakıldı.Tom has just been released from prison.
Tom'un işini bırakmaktan başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to quit his job.
Tom Mary'yi işe arabayla bıraktı.Tom gave Mary a lift to work.
Tom şemsiyesini nereye bıraktığı unuttu.Tom forgot where he left his umbrella.
Tom turnuvayı bıraktı.Tom dropped out of the tournament.
Tom okulu bıraktı.Tom dropped out of school.
Tom Mary'yi okulda bıraktı.Tom dropped Mary off at school.
Tom Mary'yi içki içmede gölgede bırakır.Tom drank Mary under the table.
Tom Mary'yi rahat bırakmadı.Tom didn't cut Mary any slack.
Tom okulu bırakmaya ve tamgün çalışmaya karar verdi.Tom decided to drop out of school and work full-time.
Cüzdanını evde bıraktığı için, Tom bugün bir şey alamaz.Tom can't buy anything today, because he left his wallet at home.
Tom tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves the toilet seat up.
Mary diş macununun kapağını açık bıraktığında, bu Tom'u kızdırıyor.It irritates Tom when Mary leaves the cap off the toothpaste.
Tom tuvaletin kapağını açık bıraktığında bu Mary'yi kızdırıyor.It irritates Mary when Tom leaves the toilet seat up.
Ben ne dersem deneyeyim, ben sigarayı bırakır gibi görünemiyorum.No matter what I try, I can't seem to give up smoking.
Senin kendi evin olsa bile, lütfen etrafta çıplak dolaşmayı bırak.Even if it's your own house, please stop walking around naked.
Yapacak işlerim var; o yüzden git ve beni yalnız bırak.I have work to do, so go away and leave me alone.
O bizi yalnız bırakmayacak.He won't leave us alone.
Ben seni asla tekrar yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone again.
Bunu bana bırak.Leave this to me.
Doktor sigarayı bırakmak zorunda kalacağımı söyledi.The doctor said that I would have to quit smoking.
Onu olduğu gibi bırakamaz mıyız?Can't we leave it as it is?
Büyükbabamla gitmek istemiyorum anne. Beni burada bırak.Mom, I don't want to go with Grandpa. Leave me here.
Neden Leonardo araştırmacılarının çalışmalarını yarıda bıraktı?Why did Leonardo leave his researcher's work undone?
Onu al, ya da bırak.Take it, or leave it.
Kapıları açık bırakmıyorum çünkü benim semtimde hayvanlar var.I don't leave the doors open, because there are animals in my neighborhood.
Senin harp çalmayı bırakmana inanamıyorum.I can't believe you quit playing harp.
Onun ifadesi herhangi bir şüpheye yer bırakmıyor.His statement doesn't leave room for any doubt.
Sayacı çalışırken bırak.Keep the meter running.
Sigara içmeyi kesin olarak bıraktım.I stopped smoking once and for all.
Altı ay önce sigarayı bıraktım.I quit smoking six months ago.
Eldivenlerimi kütüphanede bıraktım.I left my gloves in the library.
Şu anda evde değiliz. Lütfen bip sesinden sonra mesaj bırakın.We aren't at home now. Please leave a message after the beep.
Tom Mary'ye çağrı bırakmalıydı.Tom should've paged Mary.
Tom sigara içmeyi bırakmalı.Tom ought to stop smoking.
Tom Mary için bir mesaj bıraktı.Tom left a message for Mary.
Tom masaya büyük bir bahşiş bıraktı.Tom left a large tip on the table.
Şikayet etmeyi bırak.Put a lid on it!
Sızlanmayı bırak!Put a lid on it!