Tom geçen ay ceza evinden serbest bırakıldı.Tom was released from prison last month.
Tom hazine aramayı bıraktı ve eve döndü.Tom stopped looking for the treasure and went back home.
Tom geçen hafta işini bıraktı.Tom quit his job last week.
Tom köprünün ortasına yakın üç patlayıcı bıraktı.Tom planted some explosives near the middle of the bridge.
Tom pencereyi açık bıraktı.Tom left the window open.
Tom evi oğluna bıraktı.Tom left the house to his son.
Tom kapıyı kilitlemeden bıraktı.Tom left the door unlocked.
Tom kapıyı açık bıraktı.Tom left the door open.
Tom hiçbir şeyi şansa bırakmadı.Tom left nothing to chance.
Tom istasyona zamanında varabilmek için işini yarım bıraktı.Tom left his work half done so he could get to the station in time.
Tom eşini çocuklarla birlikte evde bıraktı.Tom left his wife at home with the children.
Tom şemsiyesini otobüste bıraktı.Tom left his umbrella on the bus.
Tom ders kitabını arabada bıraktı.Tom left his textbook in the car.
Tom oğluna bir servet bıraktı.Tom left his son a fortune.
Tom çantasını masasının üstüne bıraktı.Tom left his briefcase on his desk.
Tom'un anahtarlarını nerede bıraktığı hakkında fikri yoktu.Tom has no idea where he left his keys.
Şoförü Tom'u tiyatroya bıraktı.Tom had his chauffeur drive him to the theater.
Tom tam zamanlı stüdyo müzisyeni olmak için öğretmenlik mesleğini bıraktı.Tom gave up his teaching job to become a full-time studio musician.
Tom dışarıda bırakılmış hissetti.Tom felt left out.
Tom kendini tehlikeye maruz bıraktı.Tom exposed himself to danger.
Tom liseyi bıraktı.Tom dropped out of high school.
Tom bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom disappeared without leaving a trace.
Tom bir intihar notu bırakmadı, bu yüzden polis cinayetten şüpheleniyor.Tom didn't leave a suicide note, so the police suspect murder.
Tom işini bırakmaya karar verdi.Tom decided to quit his job.
Tom okulu bırakmayı düşündü fakat onun aleyhinde karar verdi.Tom considered leaving school, but decided against it.
Tom eğer işinden hoşlanmadıysa her zaman onu bırakabilir.Tom can always quit his job if he doesn't like it.
Tom bıraktığı az miktarda yiyeceği yedi.Tom ate what little food he had left.
Garson kız onun ona daha fazla bahşiş bırakacağını düşünerek Tom'la kırıştırıyordu.The waitress flirted with Tom thinking that he'd leave her a larger tip.
Doktor Tom'a içkiyi bırakmasını tavsiye etti.The doctor advised Tom to stop drinking.
Tom'u yalnız bırak.Leave Tom alone.
Tom'un gayrimenkulunu bana bırakacağı konusunda bir fikrim yoktu.I had no idea that Tom was going to leave me his estate.
Tom Mary'yi sigarayı bırakması için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to quit smoking.
Tom Mary'ye bırakması için baskı yaptı.Tom pressured Mary to quit.
Tom şemsiyesini Mary'nin arabasında bırakmış olabilir.Tom might have left his umbrella in Mary's car.
Tom araba anahtarını Mary'nin odasında bırakmış olabilir.Tom might have left his car key in Mary's room.
Tom Mary'nin elini bıraktı.Tom let go of Mary's hand.
Tom suyu açık bıraktı ve Mary sinirlendi.Tom left the water running and Mary got angry.
Tom meseleyi tamamen Mary'e bıraktı.Tom left the matter entirely in Mary's hands.
Tom nihai kararı Mary'ye bıraktı.Tom left the final decision to Mary.
Tom, Mary'ye biraz para bıraktı.Tom left some money for Mary.
Tom Mary için biraz yiyecek bıraktı.Tom left some food for Mary.
Tom Mary'nin çantasını arabada bıraktı.Tom left Mary's bag in the car.
Tom başka bir kadın için Mary'yi bıraktı.Tom left Mary for another woman.
Tom Mary'ye bir not bıraktı.Tom left Mary a note.
Tom Mary'ye bir mesaj bıraktı.Tom left Mary a message.
Tom Mary için bir not bıraktı.Tom left a note for Mary.
Tom Mary'nin telesekreterine bir mesaj bıraktı.Tom left a message on Mary's answering machine.
Tom Mary'nin işini niçin bıraktığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary quit her job.
Tom sigara içmeyi bırakmadı, bu yüzden Mary odayı terk etti.Tom didn't stop smoking, so Mary left the room.
Tom Mary'nin işini bırakmaya karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had decided to quit her job.
Tom Mary'ye kendini yalnız bıraktırmadı.Tom couldn't get Mary to leave him alone.
Tom Mary'den onu yalnız bırakmamasını rica etti.Tom asked Mary not to leave him alone.
Kapıyı açık bırak.Leave the door open.
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
Tom'un kamerası tam bıraktığı yerdeydi.Tom's camera was just where he'd left it.
Tom, Mary'yi John'un evinin önünde bıraktı.Tom dropped Mary off in front of John's.
Tom'u rahat bırakalım.Let's cut Tom some slack.
Tom Mary ve John'u birlikte yalnız bıraktı.Tom left Mary and John alone together.
Bu pisliği tuvalete kim bıraktı?Who left this mess in the toilet?
Biz kitabın dışında bir şey bırakmadık.We have left nothing out of our book.