Lincoln bütün kölelerin serbest bırakılmasını kabul etti.Lincoln agreed that all slaves should be freed.
Brown ve arkadaşları kaçmak zorunda bırakıldılar.Brown and his friends were forced to flee.
On üçüncü yasa değişikliği tüm zenci köleleri serbest bıraktı.The Thirteenth Amendment freed all Negro slaves.
Rönesans ile skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bırakmıştır.With Renaissance, scholastic ideas gave place to positive ideas.
Tahta kaşıklar çok uzun süre lavaboda bırakılırsa küflenmeye başlar.Wooden spoons start to mildew if they're left in the sink too long.
Bay Kinoshita gözlüklerini dün akşam ofiste bıraktı.Mr Kinoshita left his glasses behind in the office yesterday evening.
Bip sesini işittikten sonra mesajınızı bırakın.Leave your message after hearing the beep.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Kitapları burada bırakıyorum.I am leaving the books here.
O annesini ve kız arkadaşını Fransa'da bıraktı.He has left his mother and girlfriend in France.
Bazı insanlar sigara içmeyi bıraktıklarında kilo alır.Some people gain weight when they quit smoking.
Karını dövmeyi bıraktın mı?Have you stopped beating your wife?
Birbirimizi incitmeyi bırakalım.Let's stop hurting each other.
O ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to give up smoking.
O içmeyi bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop drinking.
Çok fazla çalışmayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
O, onlar fakir ve paraya ihtiyacı olduğu için işini bırakmamasını istedi.She asked him to not quit his job because they were poor and needed the money.
Ona işini bırakmamasını rica etti.She asked him to not quit his job.
O, bilinçli olarak onu tehlikeye maruz bıraktı.She deliberately exposed him to danger.
Onu sıkıca tuttu ve hiç bırakmak istemedi.She held him tightly and never wanted to let go.
O, ona işini bırakması için baskı yaptı.She pressured him to quit his job.
Kapıyı açık bıraktığı için o onu azarladı.She scolded him because he left the door open.
O, işini bırakma konusunda onu ikna etti.She talked him into quitting his job.
Ona onun tarafından içmeyi bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up drinking.
Ona onun tarafından sigarayı bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up smoking.
Sigarayı bırakması için ona onun tarafından nasihat edildi.She was advised by him to stop smoking.
Yarım yıl önce sigarayı bıraktım.I quit smoking half a year ago.
Şemsiyemi hep trende bırakıyorum.I always leave my umbrella in the train.
Köpeğimi beslerken, kapının açık bırakıldığını fark ettim.When I was feeding my dog, I noticed that the gate had been left open.
Ben seni ona bırakacağım.I'll leave you to it.
Tartışmayı bırakalım ve birbirimizin fikirlerine tolere edelim.Let's agree to disagree.
Yakında bırakabilirim ve biraz uyuyabilirim.I may give up soon and just take a nap.
Lütfen bagajınızı gözetimsiz bırakmayın.Please do not leave your luggage unattended.
Görünüşe göre, Tom'un aklında çok şey vardı, bu yüzden onu yalnız bıraktım.Apparently, Tom had a lot on his mind, so I just left him alone.
Bazen büyük babam kendi başına bırakıldığında, kendi kendine konuşur.Sometimes my grandfather talks to himself when left alone.
Yakınmayı bırak.Stop carping!
İşte, şimdi cümlen gelecek kuşaklara bırakıldı!Here, your sentence is now consigned to posterity!
Ben her zaman şemsiyemi trende bırakırım.I always leave my umbrella on the train.
İşini bırakmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about quitting your job?
İşini bırakmak istediğinden emin misin?Are you sure that you want to quit your job?
Keşke blogumdaki yorumları nasıl devre dışı bırakacağımı çözebilsem.I wish I could figure out how to disable comments on my blog.
Doktorum bana aspirin almayı bırakmamı söyledi.My doctor told me to quit taking aspirin.
O deneyim ağzımda kötü bir tat bıraktı.That experience left a bad taste in my mouth.
Niçin beni yalnız bırakmıyorsun?Why don't you leave me alone?
Kocanın sakal bıraktığını görmek ister misin?Would you like to see your husband grow a beard?
Burada olduğum için okumayı bırakmak zorunda değilsin.You don't have to stop reading just because I'm here.
O, sigara içmeyi bırakmaya yemin etti.He swore to quit smoking.
Oyalanmayı bırak da sana ne dediysem onu yap.Stop stalling and do what I told you.
Babam bana büyük bir miras bıraktı.My father left me a large inheritance.
Anlamıyormuş gibi yapmayı bırak.Stop pretending to not understand.
Lütfen sadece beni yalnız bırakın.Please just leave me alone.
Böyle aptalca hareket etmeyi bırakmalısın.You need to stop acting so stupid.
Kumar oynamayı bırakmalısın.You need to stop gambling.
Beni merakta bırakma!Don't keep me in suspense!
Ben 3 ay önce sigarayı tamamen bıraktım.I stopped smoking completely 3 months ago.
Bırak öleyim.Let me die.
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Anahtarlarımı masanın üzerinde bıraktım, onları bana getirebilir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Tom geçen ay hastaneden bırakıldı.Tom was released from the hospital last month.
Tom geçen ay cezaevinden serbest bırakıldı.Tom was released from prison last month.