Oyalanmayı bırakmalıyım.I should stop procrastinating.
O kapıyı açık bıraktı.He left the door open.
O, kapıyı açık bıraktı.He left the door open.
Kitabını arabada bıraktım.I left your book in the car.
Babası vasiyetinde evi ona bıraktı.Her father left her the house in his will.
O bizimle mutlu olamaz, bırakalım gitsin.She can't be happy with us, let her go.
Eğer bir hata bulursan, lütfen bir yorum bırak.If you find a mistake, please leave a comment.
Koltuğunu yaşlı bir kişiye bıraktı.She gave up her seat for the old person.
O, sigarayı bıraktı mı?She quit smoking.
O kızgın şekilde "beni yalnız bırak" dedi."Leave me alone," she said angrily.
Beni sadece sıradan bir insan gibi düşünmeyi bırak.Stop thinking of me as just an average person.
Nehir tüm bölgeyi sular altında bıraktı.The river flooded the entire region.
Seni yüzüstü bırakmayacağım.I won't forsake you.
Ben kapıyı açık bıraktım.I left the door open.
Bugünün işini yarına bırakma.A stitch in time saves nine.
Yolcu koltuğunda bıraktığım çanta kaybolmuş!The bag I left on the passenger seat is missing!
Doktor ona içmeyi bırakmasını tavsiye etti.The doctor advised him to cut back on drinking.
Kendini bir çukurda bulursan kazmayı bırak.If you find yourself in a hole, stop digging.
Onun için bu zor işi bırakmak istiyorum.I want to leave this difficult job to her.
Tom sigara içmeyi bıraktı.Tom ended up stopping smoking.
Hastalık nedeniyle, sigarayı bırakmak zorunda kaldı.Due to illness, he had to give up smoking.
Beni rahatsız etmeyi bırak. Ben meşgulüm.Stop bugging me. I'm busy.
Birayı bıraktım.I've quit drinking beer.
Onu otobüste bırakmış olmalıyım.I must have left it on the bus.
Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum.I want to leave these packages for a while.
O, telefona cevap vermedi, bu yüzden ona bir e-posta bıraktım.He didn't answer the phone, so I left him an email.
Onu kapalı bırakın.Leave it closed.
Telefon numaramı bırakabilir miyim?May I leave my phone number?
Ben kovulmadım. Bıraktım.I wasn't fired. I quit.
Ona geride bıraktığı şeyleri vermek için onu geri çağırdı.She called him back to give him something he had left behind.
Onu masanın altında bıraktılar.They left it under the table.
Mike içmeyi bıraktı mı?Has Mike quit drinking?
Mike alkollü içkileri içmeyi bıraktı mı?Did Mike stop drinking alcoholic drinks?
Teşhisi doktoruna bırakmalısın.You must leave the diagnosis to your doctor.
Annem bana bir mesaj bıraktı.My mother left me a message.
Sigarayı bırakmakmalısın.You should quit smoking.
Şemsiyesini otobüste bıraktı.She left her umbrella on the bus.
Şu çocuk güneşte çok uzun süre bırakıldı.That child was left in the sun too long.
Arada bir şemsiyesini trende bırakır.Once in a while, he leaves his umbrella in the train.
İran, Amerikalı kadının serbest bırakılmasını engelliyor.Iran balks at release of American woman.
İran Amerikalı kadının serbest bırakılmasına karşı çıkıyor.Iran balks at release of American woman.
Bu sitedeki hesabımı nasıl devre dışı bırakabilirim.How can I deactivate my account on this site?
Bagajımı buraya olduğu yere bırakabilir miyim ve dışarı çıkabilir miyim?May I leave my luggage here where it is and go out?
Her sabah işe gitmeden önce çocuklarımı okula bırakırım.I drop off my children at school every morning before going to work.
O işini bırakmaya karar verdi.She decided to quit her job.
O, annesini ve kız arkadaşını Fransa'da bıraktı.He left his mother and his girlfriend in France.
Madonna hiç şarkı söylemeyi bırakacak mı?Will Madonna ever stop singing?
Bu kitabı sana bırakmak istiyorum.I'd like to leave this book with you.
Ona beni yalnız bıraktıramadım.I couldn't get him to leave me alone.
Hizmeti beğenmezseniz bahşiş bırakmayın.If you don't like the service, don't leave a tip.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Şemsiyemi neredeyse trende bırakıyordum.I almost left my umbrella on the train.
Çantamı otobüste bıraktım.I left my briefcase on the bus.
Ben arkadaşımı tren istasyonunda bıraktım.I parted with my friend at the train station.
Ben şu anki işimi bırakmak istiyorum.I want to quit my current job.
Babam içmeyi bıraktı.My father stopped drinking.
Etrafta oyalanmayı bırak!Stop fooling around!
Kendini oyalamayı bırak.Stop fooling around!
Bu sömestr iki öğrenciyi intihalden dolayı bıraktım.This semester I failed two students for plagiarism.
Gerçek seni özgür bırakacak.The truth shall set you free.