Onu arabayla şehre bıraktım.I gave her a lift to town.
Bırak ders çalışmayı, düşünmek için bile bitik durumdaydım.I was too exhausted to think, let alone study.
Uçak şehrin üzerine bombalar bıraktı.The plane dropped bombs on the city.
Beni müzenin önünde bırakır mısın?Could you let me off in front of the museum?
Bu babamın bana bıraktığı bir şey.This is one thing my father left to me.
Babası tarafından ona bırakılan servet onun rahat bir şekilde yaşamasını sağlar.The property left him by his father enables him to live in comfort.
Babam sigarayı bıraktı.Father gave up cigarettes.
Babam sigara içmeyi ve içki içmeyi zaten bıraktı.My father has already given up smoking and drinking.
Babam son zamanlarda sigara içmeyi bıraktı.My father has given up smoking recently.
Babam sigara içmeyi geçenlerde bıraktı.My father has given up smoking recently.
Babam bana büyük bir servet bıraktı.My father left me a large fortune.
Babam içki içmeyi bıraktı.Father stopped drinking.
Babam öğle yemeği yemek için okumayı bıraktı.My father stopped reading to have lunch.
Yaralı askerler savaş alanında bırakıldı.The wounded soldiers were left in the field.
Anahtarımı odamda bıraktım.I left my key in my room.
Odada bırakılan parmak izleri katilin suçlu olduğunu kanıtladı.Fingerprints left in the room proved the murderer's guilt.
Odayı olduğu gibi bırak.Leave the room as it is.
Odayı olduğu gibi bırakın.Leave the room as it is.
Odadan ayrıldığınızda ışıkları açık bırakmayın.Do not leave the lights on when you leave the room.
Fukudas üzerinde bırakalım.Let's drop in on the Fukudas.
İşlerinizi yarım yapılmış bırakmayın.Don't leave things half done.
Şikâyet etmeyi bırak ve sana söylenildiği gibi yap.Stop complaining and do as you're told.
Mahkumlar serbest bırakıldı.The prisoners were set free.
Bırak beni gideyim. Sen beni boğuyorsun.Let me go. You're choking me.
Ziyaretçi, kız kardeşi ile bir mesaj bıraktı.The visitor left a message with his sister.
Şapkanı ve paltonu holde bırak.Leave your hat and overcoat in the hall.
Lütfen şapkanla oynamayı bırak.Please stop playing with your hat.
Sana söyleyene kadar ipi bırakma.Don't let go of the rope till I tell you.
Onu bana bırak.Leave it to me.
Arabamı yalnız bırakın.Leave my car alone.
Ödevimi burada bırakabilir miyim?May I leave my homework here?
Şemsiyemi her zaman trende bırakıyorum.I am always leaving my umbrella on the train.
Eğer kitapların listesi çok uzunsa lütfen bütün yabancı kitapları dışarıda bırak.If the list of books is too long, please leave out all foreign books.
Kitapları olduğu gibi bırak.Leave the books as they are.
Kitapları ve dergileri oldukları gibi bırakın.Leave the books and magazines as they are.
Kızkardeşim her zaman acelesi olup işleri sıklıkla geride bırakıyor.My sister is always in such a hurry that she often leaves things behind.
Ben dışarıda bırakılmış hissettim.I felt left out.
Işıkları açık bıraktın.You left your lights on.
Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım.It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then.
Dün Bay Kinoshita gözlüklerini ofiste bıraktı.Mr Kinoshita left his glasses behind in the office yesterday.
Geri döndüğümde, çantam bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.When I got back, my bag had disappeared without a trace.
Sorun askıda bırakıldı.The question is left in abeyance.
Sorunları çözülmemiş olarak bırakmamalısın.You mustn't leave your problems unsolved.
Dün gece kapıyı açık bırakan sen miydin?Was it you that left the door open last night?
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
Banyoyu böyle bir karmaşa içinde bırakmayın.Don't leave the bathroom in such a mess.
Bana bir mesaj bırak lütfen.Leave me a message, please.
Ben pasaportumu bir yere bıraktım.I left my passport somewhere.
Artık onu bırakalım.Let's leave it at that.
Bu kadarla bırakalım.Let's leave it at that.
Kolumu bırak.Let go of my arm.
Lütfen kolumu bırakır mısın?Would you please let go of my arm?
Lütfen kolumu bırak. Beni incitiyorsun.Please let go of my arm. You're hurting me.
Kolumu bırak!Let go of my arm!
Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum.Let go of my arm! I can't stand people touching me.
Hey,teslimat tarihine az zaman kaldı,biliyor musun?Etrafta şaşkın şaşkın gezmeyi bırak.Hey, there's no time left till the deadline, you know? Stop hanging around in a daze!
Kitaplarınızı mola anında okulda bırakırsanız, onlar toplatılırlar.If you leave your textbooks at school during the break, they'll get confiscated.
Yedinci sınıftayken okulu bıraktım.I dropped out of school when I was in the 7th grade.
Yemeğin bir kısmını yemeden bıraktım.I left part of the meal uneaten.
Ne yaparsan yap tuvaletteki kapağı açık bırakma!Whatever you do don't leave the lid up on the toilet!