bırakıyor ile cümle
bırakıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Hindistan'da kız çocuklarının yüzde yirmibeşi, yetersiz sağlık koruma hizmetleri yüzünden okulu bırakıyor.不十分な衛生設備を理由に 学校を中退しています 何年もの間女の子たちは 授業中ずっと我慢しています
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Anda memberi suntikan dan kemudian meletakkannya.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Bạn tiêm xong thì kéo nó xuống.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz. Başka biri kullanmaya kalkışırsa kilitleniyor ve sonra kırılıyor.Podáte injekci a pak ji odložíte, pokud se jí někdo pokusí znovu použít, uzamkne se a pak se zlomí.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Beadjuk az injekciót és letesszük.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Dajesz zastrzyk i pchasz to w dół.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Dá-se a injecção e põe-se de lado.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Faci injecția și apoi o pui jos.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Fai l'iniezione e poi lo spingi in fondo.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Je geeft de injectie en legt hem weg.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.이제 주사를 한 대 놓고 바닥에 내려놓습니다.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Man gibt die Injektion und legt sie dann ab.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Man giver indsprøjtningen og lægger den fra sig.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Podáte injekciu a odložíte ju.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Uno utiliza la jeringa y después la deja.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Vous faites une injection et vous la posez.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Κάνεις την ένεση και στη συνέχεια την αφήνουμε κάτω.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Ви даєте ін'єкцію, а потім ставите його вниз.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Вы делаете инъекцию, а затем выбрасываете его.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.Правите инжекцията, а после я оставяте.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.אתה נותן את הזריקה ומניח את המזרק.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.تقوم بالحقن وبعد ذلك تقوم بوضعها.
İğneyi yapıyorsunuz ve bırakıyorsunuz.再び使おうとしても
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Ce sont deux personnes, deux guerriers, qui déposent les armes et font un pas l'un vers l'autre.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Es geht um zwei Menschen, zwei Krieger, die ihre Waffen niederlegen und aufeinander zugehen.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.E vorba de doi oameni, doi războinici, care renunță la arme și care încearcă să se apropie unul de celălalt.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Hai người, hai chiến binh từ bỏ vũ khí và hướng tới nhau.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Het zijn twee mensen, twee krijgers, die hun wapens laten vallen om naar elkaar te reiken.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Ini adalah dua orang, dua prajurit, meletakkan senjata mereka dan saling menggapai satu sama lain.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Jsou to dva lidé, dva bojovníci, odhazující své zbraně a kráčející si naproti.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Két emberről szól, két harcosról, akik leteszik a fegyvereiket, és egymás felé nyújtják karjaikat.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.그것은 두 사람이, 두 전사가 무기를 떨궈 버리고
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Son dos personas, dos guerreros, dejando caer sus armas y saliendo al encuentro con el otro.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Sono due persone, due guerrieri, che depongono le armi e che si vanno incontro.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.To dwoje ludzi, dwoje wojowników, którzy porzucają broń i wyciągają ku sobie dłonie.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Trata-se de duas pessoas, dois guerreiros, que baixam as armas e estendem a mão um ao outro.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Είναι δύο άνθρωποι, δύο πολεμιστές, που αφήνουν τα όπλα τους και πλησιάζουν ο ένας τον άλλον.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Йдеться про двох людей, двох воїнів, які кидають зброю і прямують одне до одного.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Когда два человека, два воина, складывают оружие и начинают двигаться навстречу друг другу.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.Това са двама души, две войнстващи личности, които оставят оръжията си и се насочват един към друг.
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.מדובר בשני אנשים, שני לוחמים, שמניחים את נשקם
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.انه شخصين محاربين يلقيان أسلحتهما
İki kişi, iki savaşçı, silah bırakıyor ve birbirlerine uzanıyorlar.互いに歩み寄る 二人の戦士 二人の人間です ペルシャの偉大な
İlk satırları aynen bırakıyorum.Aku akan meninggalkan baris pertama tidak berubah
İlk satırları aynen bırakıyorum.Az első sorokat változatlanul hagyom.
İlk satırları aynen bırakıyorum.Lascerò le prime righe invariate.
İlk satırları aynen bırakıyorum.Я залишу цей матеріал там.
İlk satırları aynen bırakıyorum.Я оставлю первых строк без изменений.
İlk seçimden sonra bilyeyi masaya bırakıyoruz.Ať je náš první výběr jakýkoli, necháme kuličku na stole.
İlk seçimden sonra bilyeyi masaya bırakıyoruz.Comunque dopo la prima estrazione, la lasci sul tavolo.
İlk seçimden sonra bilyeyi masaya bırakıyoruz.첫 번째 뽑기에서 얻은 구슬의 색에 상관 없이, 그것을 탁자 위에 놓습니다.
İlk seçimden sonra bilyeyi masaya bırakıyoruz.Каквото и да е след първото изваждане, го оставяме на масата.
İlk seçimden sonra bilyeyi masaya bırakıyoruz.בכל מקרה אנחנו משאירים אותה על השולחן.
İlk seçimden sonra bilyeyi masaya bırakıyoruz.ビー玉はもとの袋に戻らないから、取り出した分は減ってしまう。
İmparatorluk Sarayı'nı yaparken bile daima bir yeri tamamlanmamış bırakıyorlar.Anche nella costruzione del Palazzo Imperiale, hanno sempre lasciato qualcosa di incompleto.
İmparatorluk Sarayı'nı yaparken bile daima bir yeri tamamlanmamış bırakıyorlar.Bahkan ketika mereka membangun Istana kerajaan, mereka selalu membiarkan sebuah tempat tidak selesai.
İmparatorluk Sarayı'nı yaparken bile daima bir yeri tamamlanmamış bırakıyorlar.Chiar şi la construcţia Palatului Imperial au lăsat un loc neterminat.
İmparatorluk Sarayı'nı yaparken bile daima bir yeri tamamlanmamış bırakıyorlar.Incluso construyendo el Palacio Imperial, siempre dejan un lugar inacabado.
İmparatorluk Sarayı'nı yaparken bile daima bir yeri tamamlanmamış bırakıyorlar.그래서, 심지어는 제국의 궁전을 지을 때도 한 부분을 미완성 상태로 둔답니다.
İmparatorluk Sarayı'nı yaparken bile daima bir yeri tamamlanmamış bırakıyorlar.Még amikor a császári palotát építették. ott is mindig valamit befejezetlenül hagytak.