Serbest bırakılmasının ardından bu dönemde devrimci faaliyetlerine devam etti.Излизайки на свобода, той отново продължава своята революционна дейност.
1981'de Faşistlerin darbe girişiminin sonuçsuz bırakılmasında önemli rol oynadı.През 1981 година участва в неуспешния преврат на Сейшелските острови.
Musa, Yahudilerin serbest bırakılması konusunda Firavunu ikna etmeye çalışır.Моисей се връща в Египет, където настоява пред фараона да пусне евреите.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Военната му подготовка допринася за победата му във войната.
Serbest bırakılması için uluslararası bir dayanışma kampanyası başlatılır.С Интернационала ще се освободим!
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.Така, най-добре е да се остави гъбата да престои най-малко едно денонощие.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.През 1935 г. Хитлер отхвърля молбата му за оставка.
Başlangıçta ses elde etmek için kavalın tüm perdeleri açık birakılmalıdır.В началото на всеки блок-участък се поставя проходен светофор.
Diğer baş ağrısı nedenlerinin hariç bırakılması amacıyla, bazen Görüntüleme testi yapılır.Kako bi se isključili drugi uzroci glavobolje ponekad se izvode slikovne pretrage.
Temel soru ise neler devlet kontrolüne bırakılmalı, neler bireye bırakılmalıdır?Sad je ostalo neriješeno mučno pitanje, što učiniti sa zatočenim kraljem?
Hedef, simgenin sürüklenip bırakılmasıyla belirlenir.Status: Potopljen kao meta.
Bu nedenle havya rastgele bırakılmamalı, havya altlığında tutulmalıdır.Linija aranžmana ne smije biti kruta nego mora padati u blagom luku.
Musa, Yahudilerin serbest bırakılması konusunda Firavunu ikna etmeye çalışır.Mojžiš predstúpil pred faraóna s požiadavkou, aby prepustil Židov na slobodu.
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.Musíte byť pripravený poskytnúť dospelému kokrovi každý deň najmenej hodinu voľného pohybu.
O zamandan beri, hiçbir güncelleştirme serbest bırakılmadı.Nikto nebol doposiaľ prepustený.
Yumurtaların bırakılmasından sonra büyük sürüler, küçük gruplara ayrılarak beslenme dönemine geçerler.Pri zbere potravy mimo svojho teritória sa spája do malých skupín.
Kaykay uzak bir mesafede bırakılmamalı.Ich let nie je možné nijako na diaľku ovplyvňovať.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Je to exotermická reakcia, pri ktorej sa uvoľňuje veľké množstvo energie.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Dôvodom jeho prvého zatknutia bolo jeho angažovanie v politike počas vojny.
Tümüyle dolduğunda kapatılarak öylece bırakılması tasarlanmaktadır.Zo zastávky odchádza, len ak je naplnené.
Kiralanan malın kullanma hakkı belirli bir kira karşılığında, belirli bir süre için kiracıya bırakılmaktadır.Požičiavanie je poskytovanie niekomu niečoho na istý čas do užívania na jeho žiadosť.
Marsilya'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi.Tam si je pri Marseillu prizadevala za izpustitev svojega moža in za možnost izstopa iz države.
Zorunlu değildir ancak yorum bırakılması tavsiye edilir.Udeležba na pregledu ni obvezna, je pa priporočljiva.
Saçları sarımsıydı ama diğer barbarlar gibi ta beline kadar uzun bırakılmamıştı.Njegovi lasje so bili rumenkasti, vendar niso viseli do pasu, kot pri drugih barbarih.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Nihče ni ostal živ, ker nismo prizanesli niti ženskam niti otrokom«.
Başlangıçta ses elde etmek için kavalın tüm perdeleri açık birakılmalıdır.V začetku kariere so bili razvpiti zaradi cenzure celotne prve plošče Zvočni zid.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.Kajenje in pitje alkohola se strogo odsvetuje.
Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır.Būtina mesti rūkyti.
Macellan vasiyetnamesinde, köle olan Malay tercümanının özgür bırakılmasını istemişti.Magelanas buvo nurodęs, kad malajų kalbos vertėjas atgautų laisvę.
Serbest bırakılmasının ardından bu dönemde devrimci faaliyetlerine devam etti.Po amnestijos paleistas ir toliau dalyvavo revoliucinėje veikloje.
Cenaze evi yalnız bırakılmaz böylece acıları unutturulmaya çalışılır.Laidotuvių metu negali gedėti mirusiųjų, taip pat ir laikyti jiems neapykantos.
Serbest bırakılmasından sonra Rangell siyasete geri dönmedi.Išėjęs laisvėn iš lagerio į šeimą nebegrįžo.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.Suitsetamine ja alkoholi tarvitamine on keelatud.
(Gözaltına alınanların serbest bırakılmasına rağmen siyasal tutuklular için af öngörülmedi.(Positiivsele kohtuotsusele vaatamata vaidlusaluseid maid algsetele omanikele ei tagastatud.
Ama ne olursa olsun bir köpek hiçbir zaman bağlı bırakılmamalıdır.Igatahes millelegi muule kui paratamatule olendile ei saa mõttekalt omistada igavest olemasolu.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.제가 11살이 되었을 때는, 저는 혼자 남겨지길 원했습니다.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.12歳のとき 死にたかった 13歳のとき ある子を殺したかった
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.A 11 anni, volevo essere lasciato solo.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.À l'âge de onze ans, je voulais qu'on me laisse tranquille.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Amikor 11 voltam, azt akartam hagyjanak békén. Amikor 12, meg akartam halni.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Cuando tenía 11, quería que me dejaran solo.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Da jeg var 11, ville jeg lades alene.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Khi tôi 11 tuổi, tôi muốn được để yên thân.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Ko sem bil star 11, sem želel biti sam.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Kun olin 11 halusin, että minut jätetään rauhaan.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.La 11 ani, vroiam să fiu lăsat în pace.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Mit 11 wollte ich allein gelassen werden. Mit 12 wollte ich sterben.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.När jag var 11 ville jag bli lämnad ifred.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Quando tinha 11, queria que me deixassem em paz.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Rok później, to ja chciałem, żeby zostawiono mnie w spokoju.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Toen ik 11 was, wilde ik alleen zijn.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.V 11 jsem chtěl zůstat sám.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Waktu aku 11 tahun, aku ingin dibiarkan sendiri.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Όταν ήμουν 11, ήθελα να με αφήσουν ήσυχο.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Когато бях на 11 години, исках да ме оставят на мира. Когато бях на 12 години, исках да умра.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.Когда мне было 11, я хотел, чтобы меня оставили в покое.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.כשהייתי בן 11, רציתי שיעזבו אותי בשקט.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim.عندما كان عمري 11 سنة، كنت أرغب في أن أترك لوحدي.
Birden çok e- postanın bırakılması desteklenmiyor. @ itemAtt släppa flera brev stöds inte. @ item
Birden çok e- postanın bırakılması desteklenmiyor. @ itemDas Ablegen von mehr als einer E-Mail wird nicht unterstützt.@item