Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Som sin belønning for seieren ber Radames kongen om å benåde krigsfangene og sette dem fri.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Ingen av dem fikk leve, hverken kvinner eller barn ble spart».
1 Haziran 1979'a kadar kalıcı olarak serbest bırakılmayacaktı.Han ble ikke løslatt før i 1979.
1 Ağustos 1996 tarihinde, Priebke'nin derhal serbest bırakılmasına karar verildi.Priebke ble derfor frifunnet på alle punkter den 1. august 1996.
Eğitim-öğretim imkânlarından yoksun bırakılmak.Større sjanse for å miste studierett.
Bu görüşme üzerine heyet oluşarak serbest bırakılmaları sağlandı.En avtale om frigivelse må derfor inngåes.
Adaya hapsedilen köpekler hiçbir yardım bırakılmaksızın terk edilmişlerdi.Det var heller ingen hunder på øya, slik at sledeferder var utelukket.
Geri kalan değişkenlerin belirlenmesi modellere bırakılmaktadır.Noen endringer dukker opp på modeller.
Serbest bırakılması için uluslararası bir dayanışma kampanyası başlatılır.Igjen kom det internasjonalt press for å få ham løslatt.
Bu sınırlar sonucunda Sırbistan’a bazı topraklar bırakılmak durumunda kalınmıştı.Grensen innebar at visse tibetanske områder ble overlatt til britena.
Tüm sosyalist partilere ait siyasi mahkûmlar ve işçi sınıfına mensup tüm mahkûmlar serbest bırakılmalıdır.Sjølstyremyndighetene og myndighetene i Gaza må snarest frigi alle politiske fanger.
Kentin teslim edilmesi ve silah bırakılmasına karşı çıkar.Forsvaret må gi opp og overleverer sine våpen.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.Røye og ørret går til røyking.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.120.000 lempengan emas dibayarkan untuk kebebasan tahanan itu.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Tak satupun dari mereka dibiarkan hidup, baik wanita maupun anak-anak tidak diampuni.”
Serbest bırakılması için uluslararası bir dayanışma kampanyası başlatılır.Protes internasional diikuti pembebasannya dari tahanan.
Cenaze evi yalnız bırakılmaz böylece acıları unutturulmaya çalışılır.Pemakaman ini dilakukan sekadar untuk menghilangkan jejak saja.
Bu geçiş hatası, bir hafta sonra yapı 10149'un serbest bırakılmasıyla düzeltildi.Lỗi này đã được sửa một tuần sau đó với việc phát hành bản 10149.
Yazın, fazla güneşte bırakılmamalıdır.Vào mùa hè không cho nai ở ngoài trời nắng gắt quá lâu.
Cenaze evi yalnız bırakılmaz böylece acıları unutturulmaya çalışılır.Khóc lóc không được khuyến khích trong đám tang để mà không làm bận lòng linh hồn vừa mới qua đời.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Không một ai trong số họ còn sống sót, phụ nữ và trẻ em cũng không được tha."
27 Mayıs 2011, Deauville Bildirgesinde, G8 üyeleri, Şalit’in serbest bırakılmasını istedi.Trong Tuyên bố Deauville tháng 5 năm 2011, G8 yêu cầu thả Gilad Shalit.
Bırakılmasını bekleyen destekçileri onu evinin dışında bekliyordu.Muốn đàn ca phải chờ khi anh ấy vắng nhà.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.Không nên nhốt chúng ở ngoài trời khi không khí lạnh.
Sovyetler inatla serbest bırakılması önerisine karşı çıktılar.Các ứng cử viên do LTTE đề xuất đã bị Ấn Độ từ chối.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.この過程によって、非常に大きなエネルギーが解放される。
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.1935年にはヒトラーに辞職の許可を願い出ているが、却下されている。
Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır.煙草を吸うと消えるともいう。
Çalışma hakkından yoksun bırakılmak.^ 別仕事のため欠席。
Suya, aileler tarafından atalarının ruhlarını temsil etmesi amacıyla yüzen fenerler bırakılmaktadır.また、ご先祖さまの霊を清めるため墓石に水をかける。
Keyfi olarak tutuklanan ve gözaltına alınanların serbest bırakılması talep ediliyor.拘束されている人の速やかな釈放を求めた。
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.飲酒・喫煙が可能になる。
Cenazelerde hep beraber hareket edilir.Cenaze evi yalnız bırakılmaz ve acıları unutturulmaya çalışılır.彼らが死んで埋葬されるときには何らの儀式も行われないし副葬品を伴ったり、死に特別な関心が払われることもない。
Dorabella tek başına bırakılmanın bir eziyet olduğundan şikayete başlar.Dorothyが脱退したため活動休止になる。
Kaykay uzak bir mesafede bırakılmamalı.トリニダードは中々距離を詰められない。
Kız kardeşi Licia buraya gelmiş, serbest bırakılmasını istemiş ancak bir sonuç alamamıştır.エレオノールは娘の解放を願ったが、実現されなかった。
Bırakılmasını bekleyen destekçileri onu evinin dışında bekliyordu.而剛剛斥責她的人從屋裡往外監視她。
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.每星期所有的水桶都应该被至少清空一次。
İmparatoriçe Pyotr'un masumiyetine inandırılmıştır ve Pyotr'un serbest bırakılmasını emreder.女皇已经确信了彼得的清白并命令了将他释放。
Ama ne olursa olsun bir köpek hiçbir zaman bağlı bırakılmamalıdır.”“孩子无论何时都不应该成为目标。
Serbest bırakılmasına Güney Afrika siyahlarının yanında birçok beyaz da sevindi.許多南方白人則害怕和黑人平起平坐。
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.定期運用的車輛皆未加裝冷氣。
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.십자가형은 최소 하루 이상은 매달려야 했다.
Cenaze evi yalnız bırakılmaz böylece acıları unutturulmaya çalışılır.장례를 치를 돈이 없어서 풍장을 하는 것이 절대 아니다.
Sutude’in erken serbest bırakılması ile ilgili hiçbir açıklama yapılmadı.다만 프라티바 파틸의 개입 의혹에 대해서는 아무런 언급이 없었다.
Kaliforniya'nın bu alternatif versiyonu, aksi takdirde satış veya akış için resmi olarak serbest bırakılmadı.이 대체 버전은 공식 판매 또는 스트리밍으로 출시되지 않았다.
1 Haziran 1979'a kadar kalıcı olarak serbest bırakılmayacaktı.그러나 그는 결국 감형되어 1979년 7월에 석방되었다.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.그런 위험을 줄이기 위해 우주로 망원경을 발사하기 전에 질소가스 퍼지 작업이 먼저 이루어졌다.
Serbest bırakılması için uluslararası bir dayanışma kampanyası başlatılır.האירוע גרר קמפיין בינלאומי רב-משתתפים לשחרורו.
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.כל ה"סלים" צריכים להיות מרוקנים (מעובדים) לפחות אחת לשבוע.
Çünkü bırakılması gereken bir esaret gerçekten mevcut muydu ki?האם כל מה שנתפס, בהכרח קיים?
Marsilya'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi.במרסיי השתדלה למען שחרור בעלה ובדקה אפשרויות ליציאה מצרפת.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.עישון, צריכת אלכוהול מרובה.
Trafikten men edilmiş olan araçlar, yeddi emine bırakılmaktadır.הקבוצה הצטיידה במזון שנועד להספיק לשבעת ימי ההפלגה.
Seymur, esirlerin geri alınmasında, birçok köyün serbest bırakılmasında gerçek kahramanlık sergiledi.אילו עובדה זו הייתה ידועה לכוחות בעלות הברית ששחררו את מחנות הריכוז, חיים של אסירים משוחררים רבים היו ניצלים.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.За да се намали този риск, преди пускането на апарата в космоса е извършено почистване с азот.
Macellan vasiyetnamesinde, köle olan Malay tercümanının özgür bırakılmasını istemişti.В своето завещание Магелан записва, че неговият малайски преводач трябва да бъде освободен след смъртта му.
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Като награда за подвизите си, Радамес иска животите на етиопците да бъдат помилвани и освободени.
Ancak yiyeceklerin gereğinden fazla bir süre ızgara üzerinde bırakılmaması gereklidir.Колкото до храната, те няма да получават повече от нужното.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Не е „на добро“ ако оставиш торбата без хляб.