Şalit’in babası, Amerika’yı, oğlunun serbest bırakılma müzakerelerini engellemekle suçladı.В феврале 2010 года отец Шалита обвинил США в блокировании переговоров об освобождении сына.
Kaykay uzak bir mesafede bırakılmamalı.Или поехали бы на Кавказ, далеко ехать не надо.
Serbest bırakılması için uluslararası bir dayanışma kampanyası başlatılır.Началась кампания за его освобождение.
Yani, kondansatörler çalışma gerilimlerinin üzerinde bir gerilime maruz bırakılmamalıdır.Это означает, что занимающийся не должен ощущать во время занятий слишком большого дискомфорта.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Он не боялся только маленьких детей.
Kralları yeni ölmüştür, onun yakılarak denize bırakılma törenini izlerler.Гости морского короля после окончания празднований поднимаются на поверхность моря.
Dünya çapında kadınların eğitim - öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılması.ترك النساء في جميع أنحاء العالم كخطة ثانية أو حرمانهم من حق التعليم والتعلم.
Yunanlar tarafından serbest bırakılmasından sonra, önce Fransa'ya, sonra İsviçre'ye sürgüne gitti.بعد إطلاق سراحه من الأسر في اليونان ، ذهب إلى المنفى ، أولا في فرنسا ولاحقا في سويسرا.
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.ذلك تتلقى المساعدة من Radames يطلب إطلاق سراح السجناء.
Arap Baharı Suriye'ye geldiği zaman, Çorbacı, siyasi mahkumların serbest bırakılması için çağrı yaptı.عندما امتد الربيع العربي إلى سوريا، نظمت مجد الاعتصامات للمطالبة بالإفراج عن السجناء السياسيين.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.فلم يُترك أحداً من هؤلاء حياً؛ ولم ينج النساء ولا الأطفال".
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.للتقليل من هذه المخاطرة، أُجريت عملية شطف بغاز النيتروجين قبل إطلاق المقراب إلى الفضاء.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.عندما فقط وعد المهدي بدفع 120،000 ريال لهم انسحبوا.
Bunun üzerine mayın hatları farklı derinliklerde kademeli olarak bırakılmaya başlandı.وعندئذ بدأ بترك خطوط الألغام على أعماق مختلفة و بشكل تدريجي .
Olaydan 1 ay sonra Lufthansa uçağı kaçırıldı ve 3 saldırganın serbest bırakılması istendi.في اليوم السادس من الدراما اقتحمت الطائرة وأفرج عن الرهائن المتبقين.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.عدم ترك الدواء في السيارة لمدة طويلة .
Serbest bırakılmasının ardından bu dönemde devrimci faaliyetlerine devam etti.Logo após sua libertação, voltou às atividades revolucionárias.
Mayıs ortasında hükümetten hapisteki altı Yahudinin serbest bırakılması kararı çıktı.Em meados de maio, o governo enviou ordens para libertar os seis restantes prisioneiros judeus.
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.Como resultado, a NFL foi obrigada a dar pelo menos uma semana de folga para cada time.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.Para reduzir esse risco, foi realizada uma limpeza com gás nitrogênio antes do lançamento.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Uma soma de 120 000 peças de ouro foi paga pela liberdade dos prisioneiros.
Kalan 550 Filistinli ise iki ay içinde serbest bırakılması bekleniyor.Em troca, os Four Fiends são libertados no futuro.
Ufuk Ceylan'nın kadro dışı bırakılmasının ardından Manisaspor'a transfer olmuştur.É o novo alcalde de Portozás depois de que Célia se vaia da vila.
Adaya hapsedilen köpekler hiçbir yardım bırakılmaksızın terk edilmişlerdi.Os funcionários da ferrovia foram relegados ao descaso, sem receber nenhuma assistência.
Sutude’in erken serbest bırakılması ile ilgili hiçbir açıklama yapılmadı.No entanto, ainda não foi anunciada uma data para o lançamento oficial do Tuatara.
Augustus çocuğu reddetmiş ve terk edilmesini ya da ölmesi için dağa bırakılmasını emretmişti.Augusto rejeitou a criança e ordenou que ela fosse exposta (deixada para morrer).
İnsan davranışlarını sınırlamak, denetim altına almak yerine insan özgür bırakılmalıdır.Se encoraja a responsabilidade pessoal, em vez da supervisão.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.In 1935 verzoekt Seldte om van zijn officiële verantwoordelijkheden te worden verlost, maar Hitler weigert.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Hierbij komt veel energie vrij.
Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır.Alle buckets moeten minimaal eens per week geleegd worden.
Serbest bırakılması için uluslararası bir dayanışma kampanyası başlatılır.Er wordt sindsdien wereldwijd actie gevoerd voor zijn vrijlating.
Hiçbir şekilde hiçbir kimse acı ve güzel günlerinde yalnız bırakılmaz.Ik zweer bij God, niemand weet hoe eenzaam ik soms ben.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Dit mag dan alleen met andere minderjarigen.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.In totaal worden per jaar zo'n vijf tot tien legsels geproduceerd.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.Bovendien mag het bij verwarming niet week worden.
Cenaze evi yalnız bırakılmaz böylece acıları unutturulmaya çalışılır.Alleen op de plek van de doopkapel werd niet gebruikt om mensen in te begraven.
Kaykay uzak bir mesafede bırakılmamalı.Het onkruid zal niet ver komen.
Bu gemiler, Droid Kontrol Gemisi'nde bırakılmayı bekleyip,Federasyon Savaş Gemisi'nde sarj olurlar.De Destroyer Droids worden zowel op het slagveld gebruikt als aan boord van de vloot van de Trade Federation.
O zamandan beri, hiçbir güncelleştirme serbest bırakılmadı.Sinds die tijd zijn geen nieuwe voorpootrechten meer verleend.
Augustus çocuğu reddetmiş ve terk edilmesini ya da ölmesi için dağa bırakılmasını emretmişti.Augustus wees het kindje af en beval het jonge kind achter te laten op een berghelling om er te sterven.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Met warm rijzen is geen brood te bakken.
Köpeklerin bir alanda başıboş bırakılmaları uzmanlarca egzersiz olarak kabul edilmez.In de Kennemerduinen zijn honden niet toegestaan.
1 Ağustos 1996 tarihinde, Priebke'nin derhal serbest bırakılmasına karar verildi.Begin december werd Bartoldi op borg vrijgelaten.
Kalan 550 Filistinli ise iki ay içinde serbest bırakılması bekleniyor.Filips moest echter in 1550 zijn hofpredikant een half jaar lang met verlof sturen.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.W 1935 poprosił o zwolnienie go z urzędów, jednak Hitler odmówił mu.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.Nie należy ich przechowywać w samochodzie podczas upalnych i słonecznych dni.
Zorunlu değildir ancak yorum bırakılması tavsiye edilir.Jej stosowanie nie jest wymagane, lecz zalecane.
Çar 4. İvan, cesetleri nehre atmak üzere sokakta bırakılmasını emretti.Car rozkazał, by leżące na ulicach trupy wrzucać do rzeki.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Zostaje uwolniony ogromny przepływ energii.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Ale nie sam - na małego synka.
Müzakerelerde, içinde 1027 Hamas ve Filistinli mahkumun İsrail tarafından bırakılması vardı.Izrael zwolnił z więzień 1027 Palestyńczyków, m.in. członków Hamasu.
Sutude’in erken serbest bırakılması ile ilgili hiçbir açıklama yapılmadı.Nie było jednak noty o żądaniu odejścia Asada.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Wydawało się, że nic nie uratuje ani miasta, ani kraju.
Firar, kişi tarafından bir varlığa verilen desteğin çekilmesi veya tamamıyla bırakılmasıdır.W tym celu należy albo urządzić przyjęcie, albo podarować prezent osobie, z którą się przegrało.
Mahkeme, sanıklar hakkında, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verdi.Odpowiadając przed sądem deklarował: Wysoki Sądzie!
Temel soru ise neler devlet kontrolüne bırakılmalı, neler bireye bırakılmalıdır?U jej źródeł znajdujemy podstawowy dylemat: kogo wpuszczamy na terytorium państwa, a kogo z niego wypuszczamy.
Avusturya Hükûmeti mültecilerin serbest bırakılmasını protesto ettiyse de ehemmiyet verilmedi.Z uwagi na ściganie powstańców przez władze austriackie postanowił emigrować.
Geri kalan değişkenlerin belirlenmesi modellere bırakılmaktadır.De kvarvarande individerna är planerade för modifiering.
Cesedin denize bırakılması, yalnızca olağandışı durumlarda caizdir.I resten av haven är den ovanlig.
Cenaze evi yalnız bırakılmaz böylece acıları unutturulmaya çalışılır.Begravning fick endast ske på för därför avsedd begravningsplats.