Ana içeriğe geç
Sözlük

bıcı bıcı ile cümle

bıcı bıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Bazıları oldukça kötü biçimde yanmıştı.Some were pretty badly burned.
Ameliyat harika bir biçimde gitti.The surgery went wonderfully.
Sanırım fazla hızlı biçimde konuştum.I think I spoke too quickly.
Tom ağır biçimde nefes almaya başladı.Tom began to breathe heavily.
İnanılmaz biçimde yakındılar.They were incredibly close.
Ben onu oldukça farklı biçimde görüyorum.I see it quite differently.
Dost bir biçimde kaldılar.They have stayed friendly.
O otopsiyi kötü biçimde yaptılar.They botched that autopsy.
Tom kendisini kötü biçimde ifade ediyor.Tom expresses himself badly.
Tom şaşırtıcı biçimde güzeldi.Tom was surprisingly nice.
Biçim farklıdır.The format is different.
Bana inanılmaz biçimde yardımcı oldu.It helped me incredibly.
Tom mutlu biçimde evliydi.Tom was happily married.
Kesinlikle o biçimde görünüyor.It sure looks that way.
Seni korkunç biçimde özleyeceğim.I'll miss you terribly.
O biçimde düşünmüyorum.I don't think that way.
Tom onu güzel biçimde yapar.Tom does it beautifully.
Tom utangaç bir biçimde elini kaldırdı.Tom shyly raised his hand.
Tom bebek arabası koltuğunun nasıl uygun biçimde kurulacağı konusundaki talimatları okudu.Tom read the instructions on how to properly install an infant car seat.
Çoğu roman ve gösteriler, tarımsal yaşam biçimini romantikleştirir.Many novels and shows romanticize the agrarian lifestyle.
Akıcı bir Esperantist bunu o biçimde söylemezdi.No fluent Esperantist would say it that way.
Tom anlaşılır biçimde kızgındı.Tom was understandably angry.
Hükümet çok yavaş biçimde hareket ediyor.Government moves very slowly.
Her halükarda, ağır biçimde cezalandırılmak zorunda kalacak.In any case, she'll have to be severely punished.
Diana "Oh, Anne, çabuk gel" diye gergin biçimde yalvardı."Oh, Anne, do come quick," implored Diana nervously.
Her şeyi düzgün biçimde yapmak istiyorum.I'd like to do things properly.
Yurtdışında eğitim görmeyi ciddi biçimde düşünmelisin.You should seriously consider studying abroad.
Boston'da hava acı biçimde soğuktu.It was bitterly cold in Boston.
Kötü biçimde davrandım.I behaved badly.
Filmin sona eriş biçiminden hoşlanmadım.I didn't like the way the movie ended.
O karardan derin biçimde pişmanım.I deeply regret that decision.
Onu doğru biçimde yaptım.I did it correctly.
Yavaş bir biçimde konuştum, böylece herkes anlayabiliyordu.I spoke slowly, so everyone could understand.
Sıkı biçimde giyinmenizi öneririm.I suggest that you dress warmly.
Arkadaşlarımla o biçimde konuşma.Don't talk to my friends that way.
İslam yalnızca bir din değildir. O bir yaşam biçimidir.Islam is not only a religion. It's a way of life.
Teleskobun aynasının mükemmel biçimde pürüzsüz olması gerek.The telescope's mirror needs to be perfectly smooth.
Fadıl, Rami'yi vurduktan sonra inanılmaz biçimde sakin ve kendindeydi.Fadil was amazingly calm and collected after he had shot Rami.
Suç tarif edilemez biçimde şiddetliydi.The crime was unspeakably violent.
Onu yanlış biçimde yapıyorsun.You're doing that the wrong way.
Her soruyu doğru biçimde cevapladım.I answered every question correctly.
Bana o biçimde bakma!Don't look at me that way!
Dikkatli biçimde dinledi.He listened carefully.
Ben onu çok kötü biçimde konuşuyorum.I speak it very poorly.
Ben akıcı biçimde kırık İngilizce konuşuyorum.I speak broken English fluently.
Bu anlaşılır biçimde düzeltilmedi.This clearly hasn't been proofread.
"Elitizm" in eleştirisi çoğunlukla anti-entellektüelciliğin örtülü bir biçimidir.Criticism of "elitism" is often a veiled form of anti-intellectualism.
Şapkamı giymeyi unuttum ve yüzüm kötü biçimde güneşten yandı.I forgot to wear my hat and my face got badly sunburned.
Ben onu asla o biçimde yapmazdım.I would never do it that way.
Çimlerin biçilmesi gerekiyor.The lawn needs to be mowed.
Bu dili doğru biçimde konuşmayı öğrenmek olanaksızdır.It is impossible to learn to speak this language correctly.
Gergin biçimde izledim.I watched nervously.
Çabuk bir biçimde öğrendi.He learned quickly.
Bana üzgün biçimde "Hayatta olup olmamam gerektiğinden emin değilim" dedi.He told me sadly, "I'm not sure whether I should be alive".
Tom'la o biçimde konuşmaman gerekir.You shouldn't talk to Tom that way.
Seni uyarıyorum, ciddi biçimde hastayım!I'm warning you, I'm seriously ill!
Leyla kötü biçimde yaralandı.Layla was badly wounded.
Ev ölümcül biçimde sessizdi.The house was dead silent.
Sami ve Leyla mutlu bir biçimde evliydiler.Sami and Layla were happily married.
Tanrılar sapkınlara nazik biçimde davranmazlar.The gods do not take kindly to heretics.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod