Ana içeriğe geç
Sözlük

bıcı bıcı ile cümle

bıcı bıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Leyla ağır biçimde hastaydı.Layla was seriously ill.
Leyla kırsal yaşam biçimini seviyordu.Layla loved the country lifestyle.
Leyla ağır biçimde içti.Layla drank heavily.
Leyla ve Sami acıi bir biçimde kavga etmeye başladılar.Layla and Sami began to fight bitterly.
Leyla ve Sami şiddetli bir biçimde kavga etmeye başladılar.Layla and Sami began to fight violently.
Tom ağır biçimde hasta.Tom is seriously ill.
Tom ciddi biçimde hasta.Tom is seriously ill.
Tom onu her zamanki kadar hızlı biçimde yapmadı.Tom didn't do that as quickly as he usually does.
Gerçekten o biçimde mi oldu?Did it actually happen that way?
Bunu düzgün biçimde yapmıyor muyum?Am I not doing this properly?
Tom onu çok hızlı bir biçimde yaptı.Tom did that very quickly.
Tom çok yavaş biçimde konuşuyor.Tom speaks very slowly.
Tom'un evi piramite benzer biçimlidir.Tom's house is shaped like a pyramid.
Sözcüğü hatalı bir biçimde kullanıyorsun.You are using the word incorrectly.
Sözcüğü hatalı biçimde kullanıyorsunuz.You're using the word incorrectly.
Doğru biçimde çalışmıyor.It doesn't work correctly.
Leyla dikkatli bir biçimde araç sürüyor.Layla drives carefully.
Leyla kötü bir biçimde dövüldü.Layla has been badly beaten.
Leyla inanılmaz bir biçimde hayatta kaldı.Incredibly, Layla survived.
"Leyla korkunç biçimde işkence gördü." "Zaten onun cehennemden geçtiğini görebiliyorum.""Layla was horribly tortured." "I can see that she has already been through hell."
Tom onu benim yaptığım biçimde yapmıyor.Tom doesn't do that the same way I do it.
Tom açık biçimde uykuluydu.Tom was obviously sleepy.
Leyla, oğlu Sami'ye kötü biçimde davranıyordu.Layla treated her son Sami poorly.
Leyla ve Sami barbar bir biçimde davrandılar.Layla and Sami behaved in a barbaric way.
Leyla'nın yeni yaklaşımı inanılmaz biçimde tehlikelidir.Layla's new approach is incredibly dangerous.
Onun konuşma biçimini seviyor.He likes the way she talks.
Tom'un saçı düzgün biçimde taranmıştır.Tom's hair is neatly combed.
Neden bazı insanlar dilleri diğerlerinden daha hızlı biçimde öğrenirler?Why do some people learn languages more quickly than others?
Sami hala Leyla'yı korkunç biçimde özlüyor.Sami still misses Layla terribly.
Sıkı bir biçimde savaş karşıtı bir romandır.It is a firmly anti-war novel.
Tom çimimizi birkaç yıldır biçiyor.Tom has been mowing our lawn for a couple of years.
Tom'un işi tam onun için biçilmiş kaftan.Tom has his work cut out for him.
Sence Tom onu o biçimde mi yapardı?Do you think Tom would've done it that way?
Tom düzgün biçimde yemek yemiyor.Tom hasn't been eating properly.
Kayıtsızlık, hoşgörüsüzlüğün en hafif biçimidir.Indifference is the mildest form of intolerance.
O ekonomik biçimde yaşar.He lives economically.
Dövmeler kendini ifade etme biçimidir.Tattoos are a form of self-expression.
Tom'un kahve yapma biçimi hoşuma gitmiyor.I don't like the way Tom makes coffee.
Çimin biçilmeye ihtiyacı var.The lawn needs mowing.
Sami'nin İslam'a karşı merakı ciddi biçimde artmaya başladı.Sami started to feel really curious about Islam.
Tom ve Mary kendilerini açık biçimde ifade ettiler.Tom and Mary expressed themselves clearly.
Tom'un Mary'ye bakış biçimini gördüm.I've seen the way Tom looks at Mary.
Tom mutfağına yeni bir biçim vermek istiyor.Tom wants to remodel his kitchen.
Tom alaycı bir biçimde "Koltuklarım kabardı." dedi."I'm flattered," Tom said sarcastically.
Bunu her zaman bu biçimde yapmam.I don't always do this this way.
Tom çok sıcak biçimde giyinmiş.Tom is dressed very warmly.
Tom'un Mary'ye davranış biçimini beğenmiyorum.I don't like the way Tom treats Mary.
Genelde bu biçimde giyinmem.I don't usually dress this way.
Tom, Mary'nin eve sarhoş biçimde araç kullanarak gitmesini istemedi.Tom didn't want Mary to drive home drunk.
Onu o biçimde istiyorum.That's the way I want it.
Ben onu o biçimde yapmam.I don't do that that way.
Tom'un neden o biçimde davrandığını anlamıyorum.I don't understand why Tom acts that way.
Sami kötü biçimde kanıyordu.Sami was bleeding badly.
Tom'un şirketi hızlı biçimde büyüdü.Tom's company grew rapidly.
İyi bir evlilikte uyumlu biçimde tartışabiliriz.In a good marriage we can argue harmoniously.
Sami'nin vücudu kötü biçimde yanmıştı.Sami's body was badly burned.
Sami, Leyla'ya benzer biçimde suçlu bulundu ve ömür boyu hapse mahkum edildi.Sami was found just as guilty as Layla and was sentenced to life.
O inanılmaz biçimde seksi görünüyordu.She looked incredibly sexy.
Sami asla agresif biçimde davranmadı.Sami never acted out aggressively.
Samiitaatkar biçimde Leyla'nın emirlerine itaat etti.Sami obediently obeyed Layla's commands.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod