Tom şeyleri farklı biçimde görüyor.Tom sees things differently.
O garip biçimde davrandı.He acted strangely.
İnsanlar her zaman mantıklı bir biçimde hareket etmezler.People don't always act rationally.
Bütün bu fillerin zarf biçimlerini çalışmama yardım eder misin?Can you help me to work out the adverbial forms of all these verbs?
Bu fillerin zarf biçimlerini çalışmama yardım eder misin?Can you help me to work out the adverbial forms of these verbs?
Bu açık biçimde yanlıştır.This is clearly wrong.
Dün gece alışılmadık biçimde soğuktu.Last night was unusually cold.
Yabancı bir dili doğru biçimde konuşmak çok zordur.It is very difficult to speak a foreign language correctly.
Hata yapmadan doğru bir biçimde yabancı dil konuşmayı öğrenemezsin.You can't learn to speak a foreign language correctly without making mistakes.
Tom ve ben o biçimde hissetmiyoruz.Tom and I don't feel that way.
Benimle o biçimde konuşamazsın. Ben senin patronunum.You can't speak to me like that. I'm your boss.
Garip bir biçimde, o birden kayboldu.Oddly, she had suddenly disappeared.
Garip bir biçimde, o aniden ortadan kayboldu.Strangely, she has suddenly vanished.
Tom kontrolsüz biçimde titremeye başladı.Tom began to shiver uncontrollably.
O hızlı bir biçimde öldü.She died quickly.
Karpuzlar bu yıl alışılmadık biçimde tatlı.The watermelons this year are unusually sweet.
Ben buna sakin biçimde bakamıyorum.I can't look at this calmly.
Hamuru top şeklinde biçimlendir.Form the dough into a ball.
Fiyatlar saçma bir biçimde düşük.The prices are ridiculously low.
Tom çok çabuk biçimde kilo kaybetti.Tom lost weight very quickly.
Tom gergin biçimde boynunun arkasını tırmaladı.Tom scratched the back of his neck nervously.
Ben normal biçimde büyütüldüm. Annem ve babam iyiydiler.I was raised normally. My parents were decent.
Operasyon sırasında ciddi biçimde yaralandım.I was severely wounded during the operation.
Özgür biçimde sor.Ask freely.
Tom, Mary'ye farklı biçimde davrandı.Tom treated Mary differently.
Tom'la o biçimde konuşmaman gerekirdi.You shouldn't have talked to Tom like that.
Bu tartışmasız bir biçimde şimdiye kadar yediğim en kötü yemek.This is unequivocally the worst meal I have ever had.
Yumi yoğun biçimde İngilizce eğitimi alıyor.Yumi is studying English intensively.
Yumi yoğun biçimde İngilizce çalışıyor.Yumi is studying English intensively.
Tom derin biçimde nefes aldı.Tom breathed deeply.
Tom açık biçimde yalan söyledi.Tom clearly lied.
Tom çimini biçiyor.Tom is mowing his lawn.
O bir göz biçiminde gizemli tılsıma sahiptir.He has a mysterious talisman in the form of an eye.
Ben bir Meksikalıyım. İspanyolcayı akıcı biçimde konuşurum.I am a Mexican. I speak Spanish fluently.
İngilizce ağır biçimde Latinleşmiş bir Cermen dilidir.English is a heavily Latinized Germanic language.
Şaşırtıcı biçimde o çok iyi bir çocuk.Surprisingly he is a very good boy.
Tom açık bir biçimde eşcinseldir.Tom is openly gay.
Şaşılacak biçimde iyi yapıyoruz.We're doing phenomenally well.
Tüm hükümet biçimlerinden, demokrasi en az kötüdür.Of all the forms of government, democracy is the least bad.
Motor normal biçimde çalışıyor.The engine is working normally.
Benim için sempati, rüşvetin tek biçimidir.Sympathy, for me, is the only form of bribery .
İşlerin gelişme biçiminden oldukça mutluyuz.We're pretty happy with the way things have turned out.
Bir buz hokeyi diski küre biçiminde değildir.An ice hockey puck is not spherical.
Tom tuhaf bir biçimde konuşuyor.Tom speaks in a strange way.
Tom garip biçimde konuşuyor.Tom speaks strangely.
İş yapma biçimimizi değiştirmedik.We haven't changed the way we do things.
Fail, açık biçimde deliydi.The perpetrator was obviously insane.
Mükemmel biçimde güvenlidirler, değil mi?They're perfectly safe, aren't they?
Çocuklar korkunç biçimde hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.The boys look horribly disappointed.
Kızlar düzgün biçimde giyinmediler.The girls weren't dressed properly.
O belirgin biçimde farklı bir yaklaşım.It's a markedly different approach.
Düzgün biçimde bilgilendirilmiyoruz.We're not being properly informed.
Uygun bir biçimde eğitilmedik.We haven't been properly trained.
Tom onunla kusursuz bir biçimde mutludur.Tom is perfectly happy with that.
Tom tuhaf bir biçimde davranmaya başladı.Tom started to behave strangely.
Bence ciddi biçimde hatalısın.I think you're seriously wrong.
Sanırım aynı biçimde düşünüyoruz.I think we're on the same page.
Tom çok ağır biçimde nefes alıyor.Tom is breathing really heavily.
Kadınlara farklı biçimde davranılır.Women are treated differently.
Tom'un hayatı sert bir biçimde değişti.Tom's life changed drastically.