Ana içeriğe geç
Sözlük

bıcı bıcı ile cümle

bıcı bıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Dan testeresi ile bir meslektaşını ciddi biçimde yaraladı.Dan seriously injured a co-worker with his chainsaw.
Dan, Matt'i kanlı bir biçimde dövdü.Dan beat Matt bloody.
Dan'in vücudu kötü biçimde çürümüştü.Dan's body was badly decomposed.
Dan kedinin kötü biçimde çürümüş cesedini dikkatle kaldırdı.Dan carefully lifted the badly decayed body of the cat.
Tom ciddi bir biçimde yaralandı.Tom has been severely wounded.
O çok sancılı biçimde besbelli.It's so painfully obvious.
Çiftlik evi gizemli bir biçimde beyazlaştı.The farm house has mysteriously turned white.
Ben anlaşılır biçimde düşünmüyordum.I wasn't thinking clearly.
Laternanın ses çıkarma biçiminden çok hoşlanıyorum.I enjoy the way hurdy-gurdy sounds a lot.
Kim kendi anadilini kusursuz bir biçimde bilir?Who knows his own mother tongue perfectly?
O, vazoyu uyduruk bir biçimde birlikte yapıştırdı.He glued the vase together sloppily.
Onun konuşma biçimi sinirlerimi zıplatıyor.The way she speaks gets on my nerves.
Mary gergin biçimde boğazını temizledi.Mary cleared her throat nervously.
Tom gergin biçimde ileri geri dolanıyordu.Tom was nervously pacing back and forth.
Tom kontrolsüz bir biçimde hıçkırıyordu.Tom was sobbing uncontrollably.
Garip biçimde sakin hissettim.I felt strangely calm.
Ben onu canlı biçimde hatırlıyorumI remember that vividly.
Birkaç isyancı ciddi biçimde yaralandı.A few rioters were seriously injured.
Tom ağır biçimde yaralandı.Tom was severely injured.
Tom ölümcül bir biçimde yaralandı.Tom was fatally injured.
Metadon bir ağrı kesici olarak yaygın bir biçimde reçete edilir.Methadone is commonly prescribed as a pain killer.
Seyirciler histerik bir biçimde güldüler.The audience laughed hysterically.
Uzun boylu adam tiksindirici bir biçimde güldü.The tall man laughed obnoxiously.
Her şey kusursuz bir biçimde normaldi.Everything was perfectly normal.
Tom ikna edici bir biçimde konuştu.Tom spoke eloquently.
Söylenti çabuk biçimde yayıldı.The rumor quickly spread.
Sana adaletsiz bir biçimde davranıldı.You were treated unfairly.
Neden bunca iğnedenlik domates biçiminde yapılıyor?Why are so many pincushions made to like a tomato?
O, kötü bir biçimde incinmedi.She wasn't badly hurt.
O, histerik bir biçimde ağlıyordu.She was hysterically crying.
O acı verici bir biçimde utangaçtı.She was painfully shy.
Bu inanılmaz biçimde kolaydı.It was amazingly easy.
Ben buna kesin bir biçimde karşıyım.I am firmly opposed to this.
Tom her şeyi doğru biçimde yapmak istedi.Tom wanted to do everything the right way.
Daha kolay anlaşılacak biçimde açıklayın lütfen.Please explain it in a way that's easier to understand.
Ben şirketin iflas ilan etmesine kesin bir biçimde karşıyım.I am categorically opposed to the company declaring bankruptcy.
Davranış vaazın en yüksek biçimidir.Behaviour is the highest form of preaching.
Gerçekten akıcı bir biçimde Fransızca konuşabilmek istiyorum.I really want to be able to speak French fluently.
Tom'un Fransızcası şaşırtıcı biçimde iyiydi.Tom's French was surprisingly good.
Akıcı bir biçimde Fransızca konuşuyor gibi görünüyorsun.You seem to speak French fluently.
Biz ondan derin bir biçimde endişe duyuyoruz.We're deeply concerned by that.
Fransızcayı akıcı bir biçimde konuşuyor musun?Do you speak French fluently?
O günü açık bir biçimde hatırlıyorum.I remember that day clearly.
Müdür yeni bir biçim kullanarak raporun yeniden yazılmasını istiyor.The manager wants the report rewritten using the new format.
Tom'un ruh hali günden güne gözle görülür bir biçimde değişiyor.Tom's mood changes markedly from day to day.
İsyan çok sert bir biçimde bastırıldı.The uprising was brutally suppressed.
O, geçerli Fransızca konuşuyor ama o anlaşılır biçimde Almancada daha akıcı.He speaks passable French, but he is clearly more fluent in German.
O, etkin biçimde, zaman zaman olur.Effectively, that happens from time to time.
Ahlaklı biçimde çalışın!Work morally!
Keşke senin kadar akıcı biçimde Fransızca konuşabilsem.I wish I could speak French as fluently as you.
Fransızcayı akıcı biçimde konuşurum.I speak French fluently.
Neden bu kadar garip biçimde davranıyorsunuz?Why do you act so strangely?
O biçimde konuşan insanlardan nefret ederim.I hate people who talk like that.
En iyi biçimde sonuçlanmasını umuyoruz.We're hoping for the best.
Spiral doğada en yaygın geometrik biçimlerinden biridir.The spiral is one of the most common geometrical forms in nature.
Akşam yemeği için dört farklı biçimde pişirilmiş kuzu etim vardı.For dinner, I had lamb cooked four different ways.
İnsanlar her zaman mantıklı bir biçimde davranmaz.People don't always behave rationally.
Tom garip bir biçimde yürüyor.Tom walks in a strange way.
Sen ne biçim erkeksin!Some friend you are!
Herkese dürüst bir biçimde davranalım.Let's treat everybody fairly.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod