Ana içeriğe geç
Sözlük

bıcı bıcı ile cümle

bıcı bıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom gergin biçimde Mary'ye bakıyor.Tom nervously looks over to Mary.
O çok canlı bir biçimde konuşur.He speaks so vividly.
Taklit en samimi yağcılık biçimidir.Imitation is the sincerest form of flattery.
Onlar bana bir şekilde garip bir biçimde baktılar.They looked at me somehow strangely.
Ben uzun süre inanılmaz biçimde büyük bir saflıkla bu söze inandım.I believed this promise with unbelievably great naivete for a long time.
Bu, hurafenin modern bir biçimidir.That is a modern form of superstition.
Ne biçim arkadaşsın sen!A right friend you are!
Tom başarısız bir biçimde sigarayı bırakmaya çalıştı.Tom tried to stop smoking without success.
Tom'un yüzü kötü bir biçimde çürük.Tom's face is badly bruised.
Onlar onu adaletsiz bir biçimde suçladılar.They accused him unfairly.
Annenle o biçimde konuşma.Don't talk to your mother like that.
Burası garip biçimde sessiz.It's strangely quiet here.
Kimse durumu net biçimde göremiyor.Nobody can clearly see the situation.
O, senin kadar dikkatli bir biçimde araba kullanır.He drives as carefully as you do.
Tom'un çimenliği biçilmeye ihtiyaç duyuyor.Tom's lawn needs mowing.
Bu görev inanılmaz bir biçimde sıkıcıydı.This task was incredibly boring.
Onunla o biçimde konuşma!Don't talk to him that way.
Herkes alaycı bir biçimde ona güldü.All scornfully laughed at him.
Bilgisayar oyunları onun için bir zaman geçirme biçimidir.Computer games are a way for him to pass time.
Tom annesinin, onun saçını tıraş etme biçimini sevmez.Tom doesn't like the way his mother cuts his hair.
Sen inanılmaz biçimde toysun.You are unbelievably naive.
Bugün kentimde yoğun biçimde kar yağıyor.Today it's snowing heavily in my city.
O güzel biçimde yapılmış.It's beautifully made.
Hapishane ağır biçimde korunuyor.The prison is heavily guarded.
Tom sersem bir biçimde telefona cevap verdi.Tom groggily answered the phone.
Daha kötü olamayacak biçimde zamanlıyorsun.You're timing couldn't have been worse.
Tom hakkında garip bir biçimde tanıdık bir şey var.There's something oddly familiar about Tom.
Kaptan olmak için biçilmiş kaftan olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm cut out to be captain.
O çok nadir ve paha biçilmezdir.It's very rare and priceless.
Tom, benimle o biçimde konuşmak zorunda değilsin.Tom, you don't have to talk to me like that.
Neden o biçimde tepki gösterdiğimi bilmiyorum.I don't know why I reacted that way.
Benimle o biçimde konuşamazsın.You can't talk to me that way.
Sen bizimle o biçimde konuşamazsın.You can't talk to us that way.
Tom bunun biçilmiş kaftan olduğunu söyledi.Tom said this is up your alley.
Tom suçlu bir biçimde gülümsedi.Tom smiled guiltily.
Tom histerik bir biçimde gülüyordu.Tom was laughing hysterically.
Tom saygılı bir biçimde gülümsedi.Tom smiled thoughtfully.
İki erkek kardeş sıcak biçimde kucaklaştı.The two brothers embraced warmly.
Tom kapıyı yavaşça ama sıkı bir biçimde kapattı.Tom shut the door gently but firmly.
Tom derin biçimde içini çekti.Tom sighed deeply.
Tom gergin biçimde gırtlağını temizledi.Tom cleared his throat nervously.
Ben bu kararı kolay bir biçimde vermedim.I didn't make this decision lightly.
Tom ve Mary sıkı biçimde sarıldılar.Tom and Mary hugged tightly.
Bu ne biçim bir eşek şakası?What kind of a sick joke is this?
Tom ne biçim bir isim ya?What kind of name is Tom, anyway?
Tom inanılmaz biçimde aptal.Tom is incredibly stupid.
Sen ne biçim bir adamsın?What kind of man are you?
"Adın ne?", küçük kız utangaç bir biçimde "Mary" dedi."What's your name?" "Mary," the little girl said shyly.
"Adın ne?", küçük çocuk utangaç bir biçimde "Tom" dedi."What's your name?" "Tom," the little boy said shyly.
"Adın ne?", küçük oğlan utangaç bir biçimde "Tom" dedi."What's your name?" "Tom," the little boy said shyly.
Tom çarpıcı biçimde yakışıklı.Tom is strikingly handsome.
Uzun ömrün sırrı, anne ve babayı dikkatli bir biçimde seçmektir.The secret of longevity is to choose your parents carefully.
O, saldırgan bir biçimde anti-Amerikan'dır.He's aggressively anti-American.
Bu ülkenin lideri şiddetli bir biçimde Amerikan karşıtıdır.The leader of this country is fiercely anti-American.
Uçak güvenli bir biçimde indi.The plane landed safely.
Uçağımız tehlikeli bir biçimde Türk Hava Yolları uçağına yaklaşıyordu.Our plane was dangerously approaching the Turkish Airlines airliner.
Tom, polis tarafından ağır biçimde dövüldü.Tom was severely beaten by the police.
Polis Tom'u başından ölümcül bir biçimde yaralanmış bulduThe police found Tom fatally wounded in the head.
Tom ayı tuzağının üzerine bastı ve bacağından ciddi biçimde yaralandı.Tom stepped on a bear trap and was seriously injured in the leg.
Tom, Batı medyasında yaygın bir biçimde seçim hilesiyle suçlandı.Tom was widely accused in the Western media of election fraud.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod