O cümle doğru bir biçimde nasıl çevirilir bilmiyorum.I don't know how to translate that sentence correctly.
Tom onu yanlış biçimde yaptığını biliyor muydu?Did Tom know that he was doing it the wrong way?
Bunların hepsi biçimsiz oluyor.This is getting awkward.
Sanık hakim ile romantik biçimde bağlıydı.The accused was romantically linked with the judge.
O güzel bir biçimde yazar.He writes beautifully.
Ben akıcı bir biçimde İngilizce konuşurum.I speak English fluently.
Markku hoş bir biçimde şaşırmış gibi görünüyordu.Markku seemed pleasantly surprised.
Bazı insanlar reklamın bir beyin yıkama biçimi olduğunu düşünüyorlar.Some people think that advertising is a form of brainwashing.
Çocukların dikkat çekecek biçimde ahlaklı.Your children are remarkably well-behaved.
"Ne oldu?" "Hoparlörler düzgün bir biçimde çalışmıyor.""What's happened?" "The speakers aren't working properly."
Konuşma biçimini beğeniyorum.I like the way you speak.
Artık vicdanı rahat bir biçimde eve gidebilirim.Now I can go home with good conscience.
Tom gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.Tom closed his eyes tightly and endured the pain.
Tom korkunç biçimde.Tom is in horrible shape.
Tom bu gece alışılmadık biçimde geveze.Tom is unusually talkative tonight.
Tom Mary'yi romantik bir biçimde öptü.Tom kissed Mary romantically.
Tom ciddi biçimde yaralanmış olabilir.Tom might be seriously injured.
Tom gergin biçimde ayağa kalktı.Tom nervously got to his feet.
Annesi çocuğu ihtiyatlı biçimde gözledi.His mother discreetly kept an eye on the boy.
O oldukça hızlı bir biçimde konuşur.She speaks fairly quickly.
Cümle doğru ama onu farklı bir biçimde ifade edebilirdim.The sentence is correct, however, I would word it differently.
Tom biçimsiz bir ekose ceket ve puantiyeli bir kravat giyiyordu.Tom was wearing an ugly plaid jacket and a polka-dot tie.
Düşünceler, tarihin rotasını biçimlendirir.Ideas shape the course of history.
Tom'un sağ eli kontrol edilemez bir biçimde titremeye başladı.Tom's right hand began to shake uncontrollably.
Tom gergin biçimde odaya girdi.Tom entered the room nervously.
O ciddi şeylerle ilgili önemsiz bir biçimde konuşmaz.He doesn't speak frivolously of serious things.
O evin biçimi benimkine benzer.The style of that house is similar to mine.
Tom gençliğinde ağır biçimde içki içti ama şimdi yeşilaycıdır.Tom drank heavily in his youth, but is now a teetotaller.
Bu paha biçilmez bir başyapıt.This is a priceless masterpiece.
Sevmek ve sevilmek, bunlar mutluluğun büyük biçimleridir.To love and to be loved, these are the biggest forms of happiness.
Sen benimle o biçimde konuşmayacaksın.You will not speak to me like that.
Patlamadan hemen önce, şüpheli bir biçimde davranan bir adam görüldü.A man was seen acting suspiciously shortly before the explosion.
Yer utanç verici bir biçimde bakımsızdı.The place was shamefully neglected.
Tom Mary'nin cenazesinde çok ikna edici biçimde konuştu.Tom spoke very eloquently at Mary's funeral.
Beni dinle, o soğukkanlı bir biçimde babamın Kakongo kralı olduğunu söyledi.Listen to me, he said coldly, my father was the king of Kakongo.
Caddeler parlak bir biçimde aydınlatılmış.The streets are brightly lit.
Bir arkadaşım akıcı bir biçimde Hintçe konuşabilir.A friend of mine can speak Hindi fluently.
Ben dili güzel biçimde kullanan insanları severim.I like people who use language beautifully.
O, koşulları çok açık bir biçimde açıklar.He explains things in a very clear way.
Cézanne doğanın yeni bir biçimde nasıl resmedileceğini biliyordu.Cézanne knew how to paint nature in a new way.
O biçimde konuşmanın normal olduğunu mu düşünüyorsunuz?Do you think it's normal to talk like that?
Bu çarpıcı biçimde yakışıklı genç adam kim?Who is this strikingly handsome young man?
Ben Esperanto'yu çok kötü bir biçimde konuşuyorum.I speak Esperanto very poorly.
Benim akıcı bir biçimde konuşabileceğim tek dil İngilizce'dir.The only language I can speak fluently is English.
Nepal şu anda dikdörtgen biçiminde olmayan bir ulusal bayrağa sahip tek ülkedir.Nepal is currently the only country with a non-rectangular national flag.
Sizin için biçilmiş kaftan işiniz var.You have your work cut out for you.
İşler biçimlenmeye başlıyor.Things are starting to take shape.
Herkes gergin biçimde ne olacağını görmek için bekliyor.Everyone's waiting nervously to see what'll happen.
Tom inanılmaz bir biçimde yetenekli.Tom is incredibly talented.
Ben onu korkunç biçimde özlüyorum.I miss him terribly.
Tom mağaranın etrafına gergin biçimde baktı.Tom looked nervously around the cave.
Onu mükemmel biçimde açıkladın.You made that perfectly clear.
Tom gergin biçimde doktora baktı.Tom looked nervously at the doctor.
Tom çimi biçiyor.Tom is mowing the lawn.
Tom öğretmenlik için biçilmiş kaftan değil.Tom isn't cut out for teaching.
Tom bunun için biçilmiş kaftan değil.Tom isn't cut out for this.
İlk kez kusursuz biçimde çalıştı.It worked perfectly the first time.
Mary kararlı bir biçimde "Evet" diye yanıtladı."Yes," replied Mary decisively.
Tom kararlı bir biçimde "Hayır" diye yanıtladı."No," replied Tom decisively.
Tom gergin bir biçimde pencereden dışarıya baktı.Tom nervously looked out of the window.