Düşünceni daha açık bir biçimde açıkla!Explain your idea more clearly.
Fikrinizi somut bir biçimde ifade edin.Express your idea concretely.
O zarif bir biçimde dans eder.He dances gracefully.
O bunu dalgın bir biçimde yaptı.He did it absentmindedly.
O kendini çok doğru bir biçimde ifade eder.He expresses himself very correctly.
Tom olağanüstü biçimde bencil.Tom is extraordinarily selfish.
Tom beklenmedik biçimde çevik.Tom is surprisingly agile.
Tom makul biçimde meraklı.Tom is understandably curious.
Endişe etme. O mükemmel biçimde güvenli.Don't worry. It's perfectly safe.
Sen ne biçim erkeksin.Some man.
O, çimlerini biçiyor.He's mowing his lawn.
Alışılmadık bir yaşam biçimini benimsedi.He adopted an unconventional lifestyle.
Ben sadece Tom'un konuşma biçimini severim.I just love the way Tom talks.
Garip biçimde davrandığımı biliyorum.I know I've been acting strangely.
Ölüm, hangi biçimde olursa olsun, iğrençtir.Death, in whatever form, is repulsive.
Sen akıcı biçimde İngilizce konuşacaksın!You're going to speak English fluently!
O kitap etkin biçimde yazmana yardım ediyor.That book is helping you write effectively.
O kötü biçimde bitecek.That will end badly.
Ben rahat biçimde yaşamak istiyorum.I want to live comfortably.
Akıcı biçimde Fransızca konuşmayı öğrenmeyi gerçekten istiyorum.I really want to learn to speak French fluently.
Fransızcayı akıcı biçimde konuşabilmeyi istiyorum.I want to be able to speak French fluently.
Tom çok iyi biçimde Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French very well.
Tom'un Fransızcası şaşırtıcı biçimde iyi.Tom's French is surprisingly good.
Fransızcayı akıcı biçimde konuşmak istiyorum.I'd like to speak French fluently.
Tom oldukça akıcı biçimde Fransızca konuştu.Tom spoke French quite fluently.
Tom Fransızcayı akıcı biçimde konuşur mu?Does Tom speak French fluently?
Yazarsan doğru biçimde yaz.If you write, write correctly.
O alışılmadık biçimde iyi davrandı.She behaved exceptionally well.
Bu inanılmaz biçimde güzel!It's unbelievably beautiful!
O ölümcül bir biçimde yaralıydı.He was mortally wounded.
Altının bir bedeli var ama bilgi paha biçilmez.Gold has a price, but knowledge is invaluable.
Bunu nasıl daha etkili biçimde yapabileceğimize dair bir fikrim var.I have an idea how we can do this more efficiently.
Bunu başka biçimde yapmam.I wouldn't do it any other way.
Bunun için biçilmiş kaftan değilim.I'm not cut out for this.
Öyleyse ben de dosya biçimini değiştirmeyi deneyeceğim.I'll try to change the file format then.
Kavanozu çok sıkı biçimde kapatmayın.Don't close the jar too tightly.
Kavanozu çok sıkı biçimde kapatma.Don't close the jar too tightly.
Bazen o oldukça garip biçimde davranır.Sometimes he acts quite strangely.
Tom garip bir biçimde davranıyor.Tom has been behaving oddly.
Tom bizi sıcak bir biçimde selamladı.Tom greeted us warmly.
Tom bizi sıcak bir biçimde karşıladı.Tom greeted us warmly.
Telefon soygunu olağanüstü bir biçimde engellendi.Phone robbery thwarted in unusual manner.
Onun yüzündeki görünüş paha biçilmezdi.The look on her face was priceless.
Onun yüzündeki görünüş paha biçilemezdi.The look on his face was priceless.
O hiçbir biçimde sorun olmayacak.It's not going to be a problem at all.
Onlar uyumlu bir biçimde yaşıyorlar.They are living harmoniously.
Artık mutlu biçimde ölebilirim.I can now die happily.
O, derin biçimde uyudu.He slept deeply.
Motosikletler güzeldir. Trafik sıkışıklığında bile sorunsuz biçimde ilerleyebilirsin.Motorbikes are nice. You can move smoothly even through a traffic jam.
İşleri çok uyduruk bir biçimde yapıyorsun. Lütfen işleri daha dikkatli yap.You do things too sloppily. Please do things more carefully.
Onlar iki adam için tuhaf biçimde yakınlar, öyle düşünmüyor musun?They're strangely close for two guys, don't you think?
Marie akıcı bir biçimde Almanca konuşur.Marie speaks German fluently
Tom ipi güvenli bir biçimde düğümledi.Tom knotted the rope securely.
Tom ipi güvenli bir biçimde bağladı.Tom knotted the rope securely.
Tom gergin bir biçimde parmaklarını masaya vuruyordu.Tom was tapping his fingers nervously on the table.
Akıl almaz bir biçimde sıkılmıştım.I was incredibly bored.
Haber onu korkunç biçimde üzdü.The news upset her terribly.
O hızlı biçimde konuşuyor.He is speaking quickly.
Sessiz biçimde konuş.Speak quietly.
Tom yüksek sesle ve uygunsuz bir biçimde güldü.Tom laughed loudly and inappropriately.