bıçak ile cümle
bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'u kimin bıçakladığını bulalım.Let's find out who stabbed Tom.
Bana bir bıçak satın almanı istiyorum.I want you to get me a knife.
Patatesleri sıradan bir bıçak yerine patates soyacağı ile soymayı tercih ederim.I'd rather peel potatoes with a potato peeler than with an ordinary knife.
O bıçakla dikkatli olun.Be careful with that knife.
Bıçaklarla oynamamalısın.You shouldn't play with knives.
Bıçaklarla oynamamalısınız.You shouldn't play with knives.
Biri bana bir bıçak verebilir mi?Could someone hand me a knife?
Mutfak tartışmalar için uygun bir yer değil. Çok fazla bıçaklar.The kitchen is not a suitable place for arguments. Too many knives.
O bir bıçak ya da benzer bir şey taşıdı.He carried a knife or something similar.
Tom onu bıçakladı.Tom stabbed her.
Tom Mary'yi bıçakladı.Tom stabbed Mary.
Tom beni bıçakladı.Tom stabbed me.
Tom bıçaklandı.Tom was stabbed.
Bıçak ve çatal alabilir miyim lütfen?Could I have a knife and fork, please?
Geçen sene üç kere bıçaklandım.I got stabbed three times last year.
İki yıl önce bıçaklandım.I got stabbed two years ago.
Tom'a bir bıçak uzattım.I handed Tom a knife.
Yanımda bir bıçak getirmiştim.I happened to bring a knife with me.
Eti başka bir bıçakla dilimlemeye çalış.Try to slice the meat with a different knife.
Tom'a bir bıçak vermekten pişman olacağımızı biliyordum.I knew we'd regret giving Tom a knife.
Tom bir mutfak bıçağı ile bıçaklandı ama iyi olacak.Tom was stabbed with a kitchen knife, but he's going to be OK.
Bir yamyam bıçak ve çatal kullanıyorsa bu bir ilerleme midir?Is it a progress if a cannibal is using a knife and fork?
Tom ölümüne bıçaklandı.Tom was knifed to death.
Tom parmak izlerini bıçaktan dikkatlice sildi.Tom carefully wiped his fingerprints off the knife.
Tom kanı bıçaktan yıkadı.Tom washed the blood off the knife.
Tom çantayı bir bıçakla açtı.Tom opened up the bag with a knife.
Paketimde bir bıçak taşıyorum.I'm carrying a knife in my pack.
Bu bıçak kör.This knife is dull.
Tom cebinden bir bıçak çıkardı.Tom pulled a knife out of his pocket.
Tom birkaç defa bıçaklandı.Tom has been stabbed several times.
Tom'un elinde bir bıçak vardı.Tom had a knife in his hand.
Bir bıçak ağzının ucuna kaç tane dans eden melek sığabilir?How many dancing angels can fit on the tip of a knife blade?
Bıçak, onun akciğerini delmiş.The knife punctured his lung.
Marketin çalışanı hırsız kovaladı ve bıçaklanarak öldürüldü.The convenience store employee chased the thief and was stabbed to death.
Bıçak kirli.The knife is dirty.
Bir bıçak sahibi olmak istiyorum.I'd like to have a knife.
Bir bıçak istiyorum.I want a knife.
Yeni bir bıçak istiyorum.I want a new knife.
Pastayı kesmek için bir bıçak kullandım.I used a knife to cut the cake.
Bu bıçak çok keskin değil.This knife isn't very sharp.
Tom bir sokak kavgasında bıçaklandı.Tom was knifed in a street fight.
Bir bıçakla yaralandım.I've been wounded with a knife.
Hiç bıçak yok.There's no knife.
Keskin ağızlı bir bıçak aldım.I received a knife with a sharp blade.
Garipı bir adam onu bir bıçakla tehdit etti.A strange man threatened her with a knife.
Sen bıçaklarla dikkatli olmalısın.You should be careful with knives.
O bıçakla ne yapacaksın?What are you going to do with that knife?
Boğazıma bir bıçak dayadı.He put a knife to my throat.
Boğazıma bir bıçak dayadılar ve beni soydular.They put a knife to my throat and robbed me.
O onu bıçakla kesti.He cut it with the knife.
O sırtından bıçaklandı.He was stabbed in the back.
Tom ve Mary kendilerini bıçaklarla silahlandırdılar.Tom and Mary armed themselves with knives.
Tom bir bıçak, bir soğan ve bir doğrama tahtası aldı.Tom grabbed a knife, an onion and a chopping board.
Tom bir bıçak için elini uzattı.Tom reached out for the knife.
Tom Mary'nin kendisini bir bıçakla tehdit ettiğini söyledi.Tom said Mary threatened him with a knife.
Tom defalarca Mary'yi bıçakladı.Tom stabbed Mary repeatedly.
Tom Mary'yi on üç defa bıçakladı.Tom stabbed Mary thirteen times.
Tom bir bıçakla Mary'yi tehdit etti.Tom threatened Mary with a knife.
Tom otuz kez bıçaklandı.Tom was stabbed thirty times.
Dün bir bıçakla kendini yaraladı.He injured himself with a knife yesterday.