bıçak ile cümle
bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Patologlara göre katil bu yaralanmaları bıçakla yapıyordu.Залишалося лише з'ясувати, хто з братів завдав смертельний удар ножем.
Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.”«Там є і любов, і зрада, і кров.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Дівчина хапає ножиці і декілька разів б'є себе ними в живіт.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Якщо ікра потрапляє у стоячу воду, вона гине.
Bu olay, Uzun Bıçaklar Gecesi olarak tarihe geçti.Брав участь в Ночі довгих ножів.
Üstelik F.N.'nin aynı gün bıçak bilettiği tespit edilmişti.Також повідомлялося, що в день НП він був черговим.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.На відкриття Народного дому у Стрию прибуло багато вельмиповажних гостей.
Bıçak parlaklığını kaybetmeye başlamıştır.Путивль же почав занепадати.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Знаходив і купував нові експонати.
Alex'in parmak izleri artık bıçaktadır.Після обшуку Джека, в його плащі знаходять діамант.
Bu kılıç ve bıçaklar, düşman yaklaştığında mavi mavi parlardı.Як і всі інші ельфійські мечі, при наближенні ворога світився синім та білим полум'ям.
Bazı eski bıçak örnekleri hâlâ dövüş izlerini taşır.На деяких пам'ятниках все ще видно сліди бойових дій.
Hücresinde bıçak bulunur.У в центрі кімнати розташована клітка.
Bıçakla çırpılır.Зарізаний ножем.
Ancak bir defa bıçaklamıştım, kanı görünce, bıçaklamaya devam ettim.Двічі поранений, спливаючи кров'ю, він продовжував бій.
İlk bıçak darbesini vurdum.Виконано перший стовпчик.
Tıraş bıçaklarını bulmak zor olabilir ama halen satılmaktadır.У безлічі замаяних облич Шукати будеш, але вже даремно.
Eti başka bir bıçakla dilimlemeye çalış.Спробуй нарізати м'ясо іншим ножем.
Kitabın Japon çevirmeni Hitoshi Igarashi 11 Temmuz 1991 tarihinde bıçaklanarak öldürülmüştür.Hitoši Igaraši, japonský překladatel, byl 11. července 1991 ubodán k smrti.
Trac II : Trac II, dünyanın ilk çift bıçaklı tıraş bıçağıdır ve 1971'de imal edilmiştir.Trac II byl první dvoubřitý holicí systém na světě představený v roce 1971.
Cheri Jo Bates(18): 30 Ekim 1966 tarihinde Riverside Koleji yakınında bıçaklanarak öldürüldü.Cheri Jo Batesová, 18, byla ubodána k smrti dne 30. října 1966, na Riverside Community College v Kalifornii.
Bu olay, Uzun Bıçaklar Gecesi olarak tarihe geçti.Tato událost vstoupila do dějin jako „noc dlouhých nožů“.
34 yaşında Los Angeles'ta göğsüne aldığı iki bıçak darbesiyle öldü.V věku 34 let zemřel v Los Angeles, když podlehl zranění v důsledku dvou bodných ran ve svém hrudníku.
Her ikisi de mutfak bıçaklarıyla öldürüldü.Gančarčík všechny tři ženy ubodal kuchyňskými noži.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Pokud projdeme strom do hloubky, hrozí nám zacyklení.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Vrah se k ní přiblížil a dvakrát ji bodl nožem.
Bıçakla çırpılır.Lze ho krájet nožem.
Bunu öğrenen Pusat kendisine saldırınca onu bıçaklayarak ağır yaralanmasına sebep oldu.Aby se ujistil, že je opravdu mrtvá, bodl ji nožem do srdce.
David bir bıçakla tuvalete gider.Henry se jde holit do koupelny.
Pohlistova' yı ormanlık bir alanda 38 kez bıçakladı.V československé lize nastoupil ve 38 utkáních.
Uzun Bıçaklar Gecesi Alman hükümeti için bir dönüm noktasıydı.Poslední roky němé éry byly pro německý film obdobím úpadku.
Bıçak ile köşe yuvarlatma.Nůž se přitom nesmí dotknout obratlů.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.Na tvrzi se vystřídala řada šlechtických rodů.
İtalyan çevirmeni Ettore Capriolo aynı ay içinde bıçaklanmış ve ağır yaralanmıştır.Ettore Capriolo, italský překladatel, byl v Miláně 3. července 1991 vážně zraněn bodnutím.
Alex'in parmak izleri artık bıçaktadır.Alex na ně začne střílet brokovnicí.
Hele son üç yıl içinde yolumuz Karacaahmet’e öylesine saplandı ki, bir bıçak gibi...Během pěti let byl orčí Hordou napodruhé dobyt Stormwind a Azeroth tak padl.
Bıçaklama olayları bundan böyle devam etti .Po této epizodě obléhání pokračovalo.
1934 - Uzun Bıçaklar Gecesi Ernst Röhm'ün ölümüyle sona erdi.1934: Noaptea cuțitelor lungi se termină cu moartea lui Ernst Röhm.
Uzun Bıçaklar Gecesi Alman hükümeti için bir dönüm noktasıydı.Noaptea cuțitelor lungi a reprezentat un triumf pentru Hitler, și un punct de cotitură pentru guvernul german.
Bıçaklama olayları bundan böyle devam etti .Astfel de incidente implicând înjunghieri au continuat.
Bir tankın ana silahındaki donmuş yağı bıçakla temizlemek gerekiyordu.Pentru a încărca tunurile, unsoarea înghețată de pe obuze trebuia curățată cu un cuțit.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.De obicei, la o masă se află scaune.
Beraber çıktıkları bir av partisinde, Hagen, Siegfried'i sırtından bıçaklayarak öldürür.Dorindu-și inelul, Hagen îl înjunghie pe la spate pe Siegfried.
Bıçakla çırpılır.Bătut în cuie.
Bıçaklar çekilir ve sahne başlar.Se aprind focuri și petrecerea începe.
Bunların orak-bıçak olarak kullanılmış olmaları muhtemel gözükmektedir.Acesta poate fi folosit ca unealtă de înjunghiere.
O gece Nica, uyandığında annesini evde bıçaklanmış halde bulur.Aceasta se trezește în Casa Nopții, unde a fost adusǎ de bunica ei.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Am găsit client, l-am vândut.
Bıçak kemiğe dayandı.Cuțitul ajunsese la os.
Fakat Tolomeo Achilla'ya bıçakla hücum edip onu yaralar.Cu toate acestea, Haytham îl schilodește pe Achilles, împușcându-l în genunchi.
Bir kişi kaçan şüphelilerce bıçaklanarak öldürüldü.Câțiva copii care au încercat să fugă au fost împușcați.
Bu bıçak iyi kesmez.Acest cuţit nu taie bine.
Bana bir bıçak lazım.Am nevoie de un cuțit.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Martha Tabram 1888. augusztus 7-én halt meg, 39 késszúrással végeztek vele.
Potasyum bıçakla kesilebilecek kadar yumuşaktır.A fém lítium elég puha ahhoz, hogy késsel vágható legyen.
Boğuşma sırasında aşçı kadın, adamı sırtından birkaç kez bıçaklayarak öldürür.A dulakodás közben a lány egy késsel leszúrja a férfit.
Bıçaklama olayları bundan böyle devam etti .A napórás adatgyűjtést azóta is folytatja.
Tıraş bıçaklarını bulmak zor olabilir ama halen satılmaktadır.Szőrméje nem túl értékes, de eladható.
Daha önce de bahsettiği bıçak tarafından arkasından vurulmuş.Ugyaninnen lopta azt a fegyvert, amelyet a későbbiekben használt.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Ha a nyaka egy kicsivel is hosszabb, nem bírta volna el a fejét.