bıçak ile cümle
bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kayken (ya da Kvayken) 8 ila 16 santim uzunluğunda bir bıçaktı.A kaiken(angolul) egy kés 8-16 cm-es pengével.
Eşyaları arandı, bir bıçak ve ip saptandı.Találtak nála egy kést és egy kötelet.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.Néhány előkelő külföldi vendéget is kalauzolt a Tátrában.
Onu bıçaklayarak öldürdü.Egy késsel szúrta le.
Uzun Bıçaklar Gecesi Alman hükümeti için bir dönüm noktasıydı.A hosszú kések éjszakája Hitler győzelme és egyben a német kormányzás történetének fordulópontja volt.
Tanto veya tantoğ (短刀) Japon bıçak veya kamasıdır.A kendama (けん玉, vagy más írással 剣玉 és 拳玉) egy egyszerű ügyességi japán fajáték.
Bıçak kemiğe dayandı.A Pennarossa kiesett.
Bunu öğrenen Pusat kendisine saldırınca onu bıçaklayarak ağır yaralanmasına sebep oldu.Mikor ezt felfedte a lány előtt, az késsel támadt rá és súlyosan megsebezte.
Kitabın Japon çevirmeni Hitoshi Igarashi 11 Temmuz 1991 tarihinde bıçaklanarak öldürülmüştür.Ueda Szeidzsi, Kaneda Hirosi fedezte fel 1991. április 11-én.
Zakotnova onunla mücadele edip, kaçmayı deneyince, karnından 3 kez bıçaklayarak öldürdü.A lány küzdött, Csikatilo pedig fojtogatta majd háromszor megszúrta a hasán, és miközben szurkált ejakulált.
Fakat Bıçak Ali yaşıyordu.Ködmön Károly Tatán élt.
Bıçak ve çatalla ye.Késsel, villával egyél!
Evet, bıçak ve çatalla yedi.Igen, késsel s villával evett.
Ocak 2007'de Aix-en-Provence'de bir güvenlik görevlisini bıçaklayarak cinayete teşebbüsten suçlandı.Puolestaan tammikuussa 2007 Naceria syytettiin murhayrityksestä puukotettuaan turvamiestä Aix-en-Provencessa.
Bıçakla çırpılır.Unten veitsi.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Jos se olisi paisunut yhtään enempää, olisin kuollut."
Bıçakçılık gibi kesme aletlerini belirli bir süre yapmışlardır.He valmistivat aikakaudelle tyypillisiä metalliesineitä, kuten käyriä veitsiä.
Beraber çıktıkları bir av partisinde, Hagen, Siegfried'i sırtından bıçaklayarak öldürür.Metsästysseurue kokoontuu ja Hagen tappaa kylmäverisesti Siegfriedin.
1934 - Uzun Bıçaklar Gecesi Ernst Röhm'ün ölümüyle sona erdi.SS käytännössä murskasi Ernst Röhmin johtaman Sturmabteilungin pitkien puukkojen yönä 1934.
Ve Bıçak Ali geri döndü!Granlund, Antti: Aikakone on taas täällä!
Bıçaklara ve cinayetlere olan ilgisi.Siitä valmistetaan veitsien ja aseiden kahvoja.
Alex'in parmak izleri artık bıçaktadır.Anna näkee kädessään Alexin käden tilalla verisen veitsen.
Ayrıca Kalaşnikof saatleri, şemsiyeleri ve bıçaklarıda satışa sunuldu.Victorinox myy myös kelloja ja laukkuja.
Küçük çocuğun vücuduna 18 bıçak darbesi indirdi.Lapsen ruumiissa oli 89 pahoinpitelyn merkkiä hänen kuollessaan.
Ayrıca tanto adı verilen bıçaklara sahiptiler.Lisäksi hänellä oli lukuisia sivuvaimoja joiden nimet eivät ole tiedossa.
Orada tarak ve bıçak saklanır.Suutarin ja kutojan pihatupa.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.Erityisen maineikkaille ritareille saatettiin lähettää kutsu.
12- "Mrs. Potato Head": Bu şarkı güzelleşmek için bıçak altına yatmak ile ilgilidir.Bach Cantatas: Donna Brown Tämä laulajaan liittyvä artikkeli on tynkä.
Michonne Ron'u bıçaklar ve Ron Carl'a ateş eder.Michonne ehti tappaa Ronin mutta Ron ehtii painaa liipasimesta ja luoti osuu Carlin.
Carceri hırsızlar, dolandırcılar, arkadan bıcaklayanlarla doludur.Sormien ja ranteen ojentajalihakset kulkevat ranteen selkäpuolelta.
Hançer,Atmalık bıçak kullanırlar.Carne taistelee käyttäen suurta veistä.
Yere düştüğünde Wilson'un göğsünde bir bıçak saplı olduğu görülür.Juuri ennen leikkauksen alkua paljastuu, että potilaan rinnassa on pommi.
Gabor bir bıçak fırlatıcısıdır ve kendi mesleğinde ona eşlik edecek bir partner aramaktadır.Igor on pitkänenäinen mies, joka pitää yllä Samettihuonetta ja avustaa pelaajaa Persoonien yhdistämisessä.
Biz bıçak ve çatal yerine yemek çubuklarını kullanırız.Me käytämme syömäpuikkoja haarukan ja veitsen sijasta.
Patatesleri sıradan bir bıçak yerine patates soyacağı ile soymayı tercih ederim.Kuorin perunat mieluummin perunankuorimaveitsellä kuin tavallisella veitsellä.
Tom'a bir bıçak uzattım.Ojensin Tomille veitsen.
Bıçaklama olayları bundan böyle devam etti .Με την πάροδο των χρονών αυτή η χρήση των φτυαριών συνεχιζόταν.
Genellikle hamile ya da emziren bir çakal, bıçak kullanan bir çakal olarak tasvir edildi.Συχνά απεικονιζόταν ως έγκυος τσακάλι ή τσακάλι που θηλάζει, ή τσακάλι που κρατάει μαχαίρια.
Potasyum bıçakla kesilebilecek kadar yumuşaktır.Το μεταλλικό λίθιο είναι αρκετά μαλακό για να κοπεί με ένα μαχαίρι.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Κάποιους μήνες αργότερα αναζήτησα το τετράδιο και πήγα να το πάρω.
Bütün köşeler sırt haricinde üç bıçakla kesilir.Στα πλάγια υπάρχουν τρία παρεκκλήσια πίσω από αψίδες.
Bıçak kullanılıp bilendikçe çelik kaybeder.Το τελευταίο αφαιρείται όταν χρησιμοποιείται όταν γίνεται σκόπευση με τα σιδερένια σκοπευτικά.
Her ikisi de mutfak bıçaklarıyla öldürüldü.Και οι δύο είχαν πεθάνει από δεκάδες χτυπήματα με μαχαίρι.
Bu gece Uzun Bıçaklar Gecesi olarak anılır.Η νύκτα αυτή έχει επονομαστεί "Νύχτα των Μεγάλων Μαχαιριών".
Silah ve bıçak taşırlardı.Ο ένας χρησιμοποιούσε καραμπίνα και ο άλλος μαχαίρι.
Tarık tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.Μαχαιρώθηκε μέχρι θανάτου.
Alex'in parmak izleri artık bıçaktadır.Τώρα, τα φωνητικά του Τζάκσον επιστρέφουν με το ρεφρέν.
Oluk bıçaklarda da kullanılmıştır.Επίσης σε κάποια σημεία έχει χρησιμοποιηθεί και μαχαίρι παλέτας.
Onu bıçaklayarak öldürdü.Το είχαν ξεκοιλιάσει με μαχαίρι.
O sahnede söz ettiği bıçak, ilişkinin kesilmesi anlamına geliyor.Εξαιτίας όμως της διάρευσης του σεναρίου στο διαδίκτυο, η πλοκή αυτή αφαιρέθηκε.
Neden elinde bir bıçak var?Γιατί έχεις ένα μαχαίρι στο χέρι σου;
Bıçaktan korkarım.Φοβάμαι τα μαχαίρια.
Uzun Bıçaklar Gecesi Alman hükümeti için bir dönüm noktasıydı.De lange knives nat var en triumf for Hitler og et vendepunkt for det tyske styre.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Tabram blev dræbt den 7. august 1888 af 39 stiksår.
Rubidyum metali bıçak ile kesilebilecek kadar yumuşak bir metaldir.Lithiummetal er blødt nok til at kunne skæres med en kniv.
Sofrada bıçak kullanılır ancak konukların kendi bıçaklarını kendilerinin getirmesi beklenirdi.Gæster havde egen kniv med; kun højt ærede gæster fik en kniv af værten.
Hartnell 8 bıçak yarasıyla kurtulabildi, Shepard ise iki gün sonra hastanede öldü.Hartnell overlevede 6 knivstik i ryggen, men Shepard døde af sine kvæstelser 2 dage senere.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Jeg begyndte med nogle byggesæt, som jeg købte og samlede.
Sayid, Sawyer'ın yalan söylediğine inanarak ona saldırır ve kolundan bıçaklar.Sayid tror at Sawyer lyver, og de slås.
"Uzun Bıçaklar Gecesi" deyimi Almanca'da katliamdan önce de kullanılıyor ve intikam gecesi anlamına geliyordu.Begrebet "De lange knives nat" er ældre end selve massakren og bruges i almindelighed om hævnaktioner.