bıçak ile cümle
bıçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Cadı, Walter'a bir bıçak verir ve Danny'yi kurban etmeye zorlar.De heks overhandigt Walter een mes en draagt hem op Danny te doden.
Bu başarısızlık, Bıçak 3 cinayetlerinin işlenmesine yol açmıştır.Dat leidde uiteindelijk tot de vrijspraak van de drievoudige moord.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Als hij te ver naar beneden valt zal hij wel dood gaan.
Tony bunu kabul eder, o akşam kampta çıkan bir ayaklanma sırasında Tony, Rebenga'yı bıçaklayarak öldürür.Tijdens een opstand in het kamp slaagt Tony erin om Rebenga te doden.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Geen mes op tafel.
Uzun Bıçaklar Gecesi'nde Berlin'de Gestapo tarafından 30 Haziran 1934'te öldürüldü.Werd door de SS in de Nacht van de Lange Messen vermoord op 30 juni 1934.
Alex'in parmak izleri artık bıçaktadır.Op Jacksons teken openen ze het vuur.
Bıçakla çırpılır.Onder het mes gaan.
Baxter, kadına arkasından yaklaşıp bıçakla tehdit etmiştir.Rosita bedreigde haar met een mes.
Fakat, bir defa arabaların lastikleri bıçaklanmıştı.Een dag later zijn de ruiten van zijn auto ingeslagen.
Bunların orak-bıçak olarak kullanılmış olmaları muhtemel gözükmektedir.Vermoedelijk werden deze ballen gebruikt als een soort orakel.
Perdeye elinde bıçak taşıyan bir gölge düşer.In het hoogkoor hangt een grafbord met zijn familiewapen.
Bu olay, Uzun Bıçaklar Gecesi olarak tarihe geçti.Dit leidde direct tot de Nacht van de Lange Messen.
Onu bıçaklayarak öldürdü.Hij was vermoord met een mes.
Orada tarak ve bıçak saklanır.Snoeffel en Gaffel komen langs.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.De drie christenen weigerden dat en werden vervolgens meerdere malen met een mes gestoken.
Kayıp bir bıçak var.Er ontbreekt een mes.
O bir bıçak değildir, BU bir bıçaktır.Dat is geen mes. Dít is een mes.
Bana bir bıçak lazım.Ik heb een mes nodig.
O, onu bir bıçakla öldürdü.Ze doodde hem met een mes.
Tekrarlayalım: bardak, tabak, bıçak, çatal, kaşık, çay kaşığı.Laat ons even herhalen: beker, bord, mes, vork, lepel, theelepeltje.
Bıçakları çok iyi kullanır.Doskonale posługuje się nożami.
Hücresinde bıçak bulunur.Zostawia więc nóż w jej celi.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Martha Tabram została zamordowana 7 sierpnia 1888 za pomocą noża.
Bu olay, Uzun Bıçaklar Gecesi olarak tarihe geçti.Wydarzenie to otrzymało nazwę „nocy długich noży”.
Mesela katlanabilir bıçak veya bir tabanca ve diğer numuneler gibi.Może też brać dodatkową broń, jak kije czy noże.
Ölümlerinin çoğu, dayak ve bıçak yaralarından kaynaklanmış ve kurşun yarası yoktu.Rany były spowodowane przez strzały, a nie przez jej ugryzienia.
Bu kılıç ve bıçaklar eski bir Elf kralınındı.Sama tarcza z koroną i krzyżem jest dawnym herbem starego Królewca.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Zwykle nie znajduje się tam piór.
Ayrıca bir mağazadan cesedi yakmadan önce kesmek için bıçaklar satın alır.Można też przed rozpoczęciem leczenia odciąć martwe części płetw nożyczkami.
Ama içinde ruhun belleğinde bıçaklanmaya devam edecek."Niech dusza jego związana będzie w woreczku żywych".
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Musiałem wiać i gdzieś się schować.
Bıçak, keskin ağızlı el aletidir.Pod rozcięgnem leży powięź dłoniowa ręki.
Bıçakla çırpılır.Dodatkowo przypinano nóż.
Burnuna, yüzüne ve boynuna birçok yerine bıçakla saldırdı.Została ona wielokrotnie dźgnięta nożem w okolicach głowy i szyi.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.Swoje wojaże Wielkim Gościńcem opisywało wielu podróżników.
Silah ve bıçak taşırlardı.Pistolety i rewolwery.
34 yaşında Los Angeles'ta göğsüne aldığı iki bıçak darbesiyle öldü.Han avled 34 år gammal i Los Angeles av två knivhugg i bröstet.
Bu olay, Uzun Bıçaklar Gecesi olarak tarihe geçti.Händelsen kallas De långa knivarnas natt av kritikerna.
İlk tanınan filmi 1962’de çektiği “ Knife in The Water - Suda Bıçak” olur.Hans genombrottsfilm var Kniven i vattnet (1962).
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Kommer den upp på grunt vatten så dör den.
Ve Bıçak Ali geri döndü!Därefter viks fliken tillbaka.
Hançer,Atmalık bıçak kullanırlar.Man använda en vass kniv.
Eşyaları arandı, bir bıçak ve ip saptandı.De hittade en kniv, en hammare och ett rep.
Bütün köşeler sırt haricinde üç bıçakla kesilir.Över hela ryggen löper tre ljusa strimmor.
Mesela katlanabilir bıçak veya bir tabanca ve diğer numuneler gibi.Framför allt gäller det skjutvapen, men även andra vapen, som knivar eller batonger.
O gece Nica, uyandığında annesini evde bıçaklanmış halde bulur.Nästa dag hittas kvinnan knivmördad i sitt hem.
Uzun Bıçaklar Gecesi 1934'te Nazi Almanyası'nın politik karşıtlarının tasfiyesidir.Organisationen saknade reell makt efter Långa knivarnas natt 1934.
Yıllardır kör olan kişiler, artık bardak, tabak ve bıçak gibi nesneleri ayırt edebiliyor" diye konuştu.Det vet jag eftersom mina vänner som varit nyktra som barn nu dricker mycket."
Silah ve bıçak taşırlardı.De var beväpnade med hagelgevär och kniv.
Pohlistova' yı ormanlık bir alanda 38 kez bıçakladı.Popovic representerade Sverige i landslaget i ishockey 38 gånger.
Onu bıçaklayarak öldürdü.Han knivhöggs till döds.
Bir kişi kaçan şüphelilerce bıçaklanarak öldürüldü.Båda dödades av en misstänkt krypskytt.
Bıçaklama olayları bundan böyle devam etti .Cupframgångarna fortsatte dock.
Alman askerini arkadan bıçaklayan bir Yahudi karikatürü, 1919.Karikatyr av jude som hugger den tyska armén i ryggen. Vykort från 1919.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.Звідти вони вели торгівлю рабами, золотом, ножами, намистами, дзеркалами, ромом та зброєю.
Uzun Bıçaklar Gecesi Alman hükümeti için bir dönüm noktasıydı.«Ніч довгих ножів» стала тріумфом Гітлера, та поворотним моментом для німецького уряду.
"Uzun Bıçaklar Gecesi" deyimi Almanca'da katliamdan önce de kullanılıyor ve intikam gecesi anlamına geliyordu.Nacht der langen Messer) існувала в німецькій мові задовго до операції та означала акт помсти.
Orijinal bir Japon santoku bıçağı oldukça dengeli bir bıçak olarak kabul edilmektedir.Оригінальний японський сантоку добре збалансований.
Bir bıçak tek ya da çift ağızlı olabilir.Ножі можуть бути дво- або однобічними.