büyüten ile cümle
büyüten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Darin ist mein Kompost, welcher einen Orangenbaum wachsen lässt, was toll ist.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Dentro tiene mi compost, en el que crece un naranjo, lo cual es genial.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Det inrymmer min kompost, som göder apelsinträdet, vilket är utmärkt.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Ebben van a komposztom és ettől növekszik a fa, ami nagyszerű.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Ik heb mijn compost erin gedaan, waaruit sinaasappelboom groeit, wat prachtig is.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Il contient mon compost, qui fait pousser un oranger, ce qui est génial.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Jest w niej mój kompost.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Je v tom můj kompost, který podporuje růst pomerančovníku, což je skvělé.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.오렌지 나무를 성장시키는 제가 만든 훌륭한 퇴비를 담아 놓았죠.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Nó được bón phân vi sinh, và có một cây cam đang trồng trong đó, thật là tuyệt.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Tem composto dentro que está a alimentar a laranjeira.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Έχει δικό μου λίπασμά μέσα, μεγαλώνει ένα δέντρο, κάτι που είναι σπουδαίο.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.В ній є компост, в компості - дерево.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Внутри мой компост, который питает дерево, и это здорово.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.Тя съдържа моя компост в нея, който развива портокалово дърво, което е страхотно.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.יש בתוכו את הקומפוסט שלי, שמגדל עץ תפוז, שזה נפלא.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.وبداخله السماد، الذي ينمي شجرة البرتقال، وهذا رائع.
İçinde benim bir portakal ağacı büyüten gübrem var, ki bu mükemmel.これは同じ部屋にあるキッチンです。
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Badanie kobiecej, opiekuńczej strony boskości.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Ce explora partea feminină și hrănitoare a divinității.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Che hanno esplorato il lato protettivo, femminile dell'essere divino.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.De vrouwelijke, koesterende kant van goddelijkheid verkennen.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Die Erforschung der femininen, hegenden Seite des Göttlichen.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Explorando lo femenino, el lado maternal de la divinidad.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Explorant le féminin, le coté nourrissant de la divinité.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Khám phá phần nữ tính, gìn giữ phương diện thần thánh.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.신성의 여성적이고 보살피는 측면을 탐구하고,
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Zaměřovali se třeba na ženskou, pečující složku Božství.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Έχουν εξερευνήσει την θηλυκή πλευρά της θεότητας, που μας φροντίζει.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.Наблаягайки на женствената, грижовна страна на божеството.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.לחקור את הצד הנשי, המטפח של האלוהות.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.مستكشفين الجانب الأنثوي الحنون من الألوهية.
İlahi gücün dişiliğini, besleyip büyüten yönünü araştırdılar.神は 力ではなく無力によって自己表現を
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Alltså kommer det icke an på den som planterar, ej heller på den som vattnar, utan på Gud, som giver växten.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.A protož ani ten, kdož štěpuje, nic není, ani ten, jenž zalévá, ale ten, kterýž zrůst dává, Bůh.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.aşa că nici cel ce sădeşte, nici cel ce udă nu sînt nimic; ci Dumnezeu, care face să crească.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Así que, ni el que planta es algo, ni el que riega; sino Dios, quien da el crecimiento
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.A tak, ani ten, co szczepi, jest czem, ani ten, co polewa, ale Bóg, który wzrost daje.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Azért sem a ki plántál, nem valami, sem a ki öntöz; hanem a növekedést adó Isten.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.De modo que, nem o que planta é alguma coisa, nem o que rega, mas Deus, que dá o crescimento.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.derfor er hverken den noget som planter, eller den som vanner, men Gud som gir vekst.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Jadi yang penting adalah Allah, sebab Dialah yang menumbuhkan. Yang menanam dan yang menyiram tidak penting
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.그런즉 심는 이나 물주는 이는 아무 것도 아니로되 오직 자라나게 하시는 하나님 뿐이니라
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Niin ei siis istuttaja ole mitään, eikä kastelijakaan, vaan Jumala, joka kasvun antaa.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Ora né chi pianta, né chi irrìga è qualche cosa, ma Dio che fa crescere
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Planter en verzorger zijn niet belangrijk, maar God wel. Hij geeft de groei.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Så er da hverken den noget, som planter, ikke heller den, som vander, men Gud, som giver Vækst.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.So ist nun weder der da pflanzt noch der da begießt, etwas, sondern Gott, der das Gedeihen gibt.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Tako ni ne tisti kaj, kateri sadi, ne, kateri zaliva, temuč ki daje rasti, Bog.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.takže nie je ničím ani ten, kto sadí, ani kto polieva, ale Bôh, ktorý dáva vzrast.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Vậy , người trồng kẻ tưới , đều không ra_gì , song Ðức_Chúa_Trời là Ðấng làm cho lớn lên .
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Vậy, người trồng kẻ tưới, đều không ra gì, song Ðức Chúa Trời là Ðấng làm cho lớn lên.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.ωστε ουτε ο φυτευων ειναι τι ουτε ο ποτιζων, αλλ' ο Θεος ο αυξανων.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.посему и насаждающий и поливающий есть ничто, а все Бог возращающий.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Тим то ніщо й той, хто садить, і хто поливає, а хто зрощує - Бог.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.Тоя, комуто работата, която е градил, устои, ще получи награда.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.על כן הנטע איננו מאומה והמשקה איננו מאומה כי אם האלהים המצמיח׃
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.اذا ليس الغارس شيئا ولا الساقي بل الله الذي ينمي.
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.可 見 栽 種 的 算 不 得 甚 麼 、 澆 灌 的 也 算 不 得 甚 麼 . 只 在 那 叫 他 生 長 的 神
Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.可見 栽種 的 算 不得甚麼 、 澆灌 的 也 算 不得甚麼 . 只在 那 叫 他 生長 的 神