büyümek ile cümle
büyümek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama kimse geldi ve o yattı bekliyor ev daha sessiz ve daha fazla büyümek gibi görünüyordu.Но никой не дойде, и, като тя да чака на къща изглежда да расте все повече и по-тихо.
Ama kimse geldi ve o yattı bekliyor ev daha sessiz ve daha fazla büyümek gibi görünüyordu.Но никто не пришел, и когда она лежала ожидания дом, казалось, все более и более молчать.
Ama kimse geldi ve o yattı bekliyor ev daha sessiz ve daha fazla büyümek gibi görünüyordu.בשבילה. אבל אף אחד לא הגיע, בעודה שוכבת ההמתנה הבית נראה לגדול יותר ויותר שקט.
Ama kimse geldi ve o yattı bekliyor ev daha sessiz ve daha fazla büyümek gibi görünüyordu.بالنسبة لها. ولكن لم يأت أحد ، والانتظار لأنها ترسي بدا المنزل لتنمو أكثر وأكثر الصمت.
Ama kimse geldi ve o yattı bekliyor ev daha sessiz ve daha fazla büyümek gibi görünüyordu.家はますます静かに成長して見えた。 彼女はマット上に何かの擦れる音を聞き、彼女がダウンして見たとき、彼女は少しを見た
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.Ale malé atomy se chtějí spojit dohromady, malá jádra se slučují, aby vytvořila větší směrem k železu.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.작은 원자들은 서로 뭉쳐서 커지려 하죠. 작은 원자핵들은 서로 뭉쳐서 더 큰 덩어리가 되어 철에 가까워지려고 한다는 뜻입니다.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.les petits noyaux veulent s'associer pour en faire des plus gros et tendre vers le fer.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.Maar kleine atomen willen samenvoegen, kleine kernen willen samenvoegen om grotere te maken op weg naar ijzer.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.Mutta pienet atomit haluavat liittyä yhteen, ne haluavat liittyä muodostamaan isompia ytimiä kohti rautaa.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.אבל אטומים קטנים רוצים להקשר יחד, גרעינים קטנים רוצים להקשר יחד כדי ליצור גרעינים גדולים יותר הקרובים לברזל.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.لكن الجزيئات الصغيرة لتلتحم سوياً، النواة الصغيرة تريد الإلتحام سوياً لتكوين نواة أكبر لتتجه نحو الحديد.
Ama küçük atomlar ve küçük çekirdekler bir araya gelip daha büyümek ve demire doğru gitmek isterler.原子核がいくつも合わさり、 鉄に向かって大きなものになっていくのです このようにしてエネルギーを得るのです
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.Hatalmasak.
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.Je bent enorm groot.
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.우리가 이제 이해하게 된 바에 따르면 인체에 침투한 박테리아는 증식하고
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.Sunteți gigantici.
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.Teď už víme, že ve skutečnosti se do vás dostanou, čekají a množí se.
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.Việc mà chúng làm, giờ chúng ta đã hiểu,
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.Wiemy już teraz, że to co robią, to: dostają się do was, czekają, zaczynają rozmnażać się,
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.אנו מבינים עתה שהם נכנסים, מחכים, מתחילים להתרבות,
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.الذي تقوم البكتيريا فعله كما ندرك الان هو انها تدخل في جسمك، و تنتظر، و تبدا بالتكاثر
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.細菌は侵入すると、まず待ち、増殖を始め、 そして例の分子で自分たちの数を数え、
Aslında, Tazmanya'da büyümekDe hecho, crecí en Tasmania, y siempre nos resultaba muy emocionante
Aslında, Tazmanya'da büyümek사실 태즈매니아 섬에서 자라면서,
Aslında, Tazmanya'da büyümekלמעשה, עבור מי שגדל בטזמניה,
Aslında, Tazmanya'da büyümekﻓﻲ ﺍﻟﺤﻘﻴﻘﺔ ﺑﺴﺒﺐ نموها ﻓﻲ ﺗﺎﺳﻤﺎﻧﻴﺎ
Aslında, Tazmanya'da büyümek野生のタスマニアデビルに
Avrupa'nın nüfusu daha yavaş büyümekte ve yaşlanmaktadır.Ο πληθυσμός της Ευρώπης αυξάνεται με βραδύτερους ρυθμούς και γηράσκει.
Avrupa'nın nüfusu daha yavaş büyümekte ve yaşlanmaktadır.Енергийно потребление и брутен вътрешен продукт
Ayrıca gelişen esrar pazarının yol açtığı sonuçlara ilişkin tartışmalar da büyümektedir.Dessutom pågår en intensiv debatt om implikationerna av cannabismarknadens utveckling.
Ayrıca gelişen esrar pazarının yol açtığı sonuçlara ilişkin tartışmalar da büyümektedir.Plus de 600 000 usagers d’opiacés ont bénéficié d’un traitement de substitution en 2006
Ayrıca gelişen esrar pazarının yol açtığı sonuçlara ilişkin tartışmalar da büyümektedir.Stimulačné drogy zohrávajú významnú úlohu, nielen pokiaľ ide o formy užívania drog zistených u chronickej
Ayrıca gelişen esrar pazarının yol açtığı sonuçlara ilişkin tartışmalar da büyümektedir.Totuși, producţia de plante de canabis a crescut în Europa, aceasta rămânând în mare măsură nedetectată.
Ayrıca gelişen esrar pazarının yol açtığı sonuçlara ilişkin tartışmalar da büyümektedir.Vedno pogostejše so tudi razprave o vplivih razvijajočega se trga konoplje.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Ai avut să crească singur cu tatăl tău.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Anda harus tumbuh sendiri dengan ayahmu.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Bạn đã lớn lên một mình với cha của bạn.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Du var nødt til at vokse op alene med din far.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Hai dovuto crescere da sola con tuo padre.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Imeli ste, da odraščajo sam s svojim očetom.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Je moest alleen groeien op met je vader.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Meg kellett felnőni egyedül az apád.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Que tenía que crecer a solas con su padre.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Sie hatte zu wachsen allein mit deinem Vater.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Sinun piti varttua yksin isäsi kanssa.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Trzeba było dorosnąć sam z ojcem.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Você tinha que crescer sozinho com seu pai.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Vous avez eu à grandir seul avec ton père.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Vy jste měli vyrůstat jen se svým otcem.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Vy ste mali vyrastať len so svojím otcom.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Θα έπρεπε να μεγαλώσει μόνος του με τον πατέρα σου.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Вие трябваше да се развива сам с баща ти.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Ви повинні були вирости наодинці зі своїм батьком.
Babası ile tek başına büyümek zorunda kaldı.Вы должны были вырасти наедине со своим отцом.
Ben büyümekten korkuyorum.Bojím se dospívání. muž:
Ben büyümekten korkuyorum.Félek a felnőtté válástól. férfi:
Ben büyümekten korkuyorum.Ho paura di crescere. uomo:
Ben büyümekten korkuyorum.Jag är rädd för att växa upp. man:
Ben büyümekten korkuyorum.Pelkään kasvaa aikuiseksi. mies: