büyüme ile cümle
büyüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Turizm büyümektedir.Cestovný ruch má stúpajúcu tendenciu.
Bu tarihten sonra Şişli hızla büyümeye başladı.Vtedy mu nový pancier rýchlo dorastie.
Hızlı büyüme yapar ama kısa ömürlüdür ve kolayca fırtınalardan zarar görür.Rýchlo vysychá a je ľahko opracovateľné, ľahko však podlieha hnilobe.
Ülke ekonomisi böylece yavaş yavaş büyümeye başladı.Potom sa hospodárska situácia krajiny začala pomaly zlepšovať.
Bu sırada desteklerde büyümekteydi.V tejto dobe bolo aj zosilnené opevnenie.
Bu evrede üssel büyüme olur.Výsledok je, že krivka ponuky je rastúca.
Ardından gazeteci olarak işe başladı ve babasız büyümek hakkında bir kitap yazdı.Neskôr pracoval ako historik, zhromažďoval po otcovi písomnú pozostalosť.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Od takrat naprej pa so otroci rasli močni in zdravi.
Çocuklarda yavaş büyümeye ve öğrenme güçlüğüne neden olabilir.Pri otrocih lahko povzroči slabo rast in težave pri učenju.
Bu sebeple kütüphanenin koleksiyonu yılda beş kilometre raf oranında büyümektedir.Njena zbirka zato raste s hitrostjo več kot pet kilometrov regalov vsako leto.
Yavrular büyümeye devam ettikçe, daha uzun süre yalnız kalabilir hale gelmeye başlar.Starejši ko je, bolj se začne osamosvajati in pričenja živeti svoje življenje.
Ancak, 2014'te GSYİH büyümesi %0,6 ile pozitiftir.Naravni prirast je bil v letu 2014 pozitiven, saj je znašal 6,6.
Hastalığın seyrini değiştiremese de bazı tedaviler saç büyümesini artırabilir.Z odstranitvijo stare dlake omogočimo rast novi dlaki.
Firma Almanya'da büyümeye devam etti.Nov slog se je razširil tudi v Nemčijo.
Ekonominin son on yıldaki ortalama büyüme oranı %5,2'dir.Povprečna letna gospodarska rast v zadnjih petih letih je bila med 4 in 5 %.
Son yıllarda inşa edilen çok yüksek yapılar, nüfusun hızlı büyümesi göz önüne alınarak yapılmışlardır.V zadnjih nekaj letih se je zgradilo veliko hiš, glede na velikost vasi.
Bu endüstrinin büyümesi, Çin'i azotlu gübrelerin önde gelen üreticileri arasına sokmuştur.Argentina: Spada med novejše proizvajalke čaja.
Turizm, yazlık olup büyüme eğilimindedir.Čez poletje je rastlina v svojem razvoju in rasti.
Bu büyüme, işsizlik oranının kriz öncesi seviyesine düşmesini sağladı.Ta upad je bil povezan s tem, da se je delovna obremenitev pred dopustom zvišala.
Çok inişli çıkışlı ve döngüsel devamlı büyüme.Rastejo neprenehoma in se tako obnavljajo.
Renesmee bir çocuğa göre çok hızlı büyümektedir ayrıca zihin gelişimi fiziksel gelişimden daha hızlıdır.Belli povejo samo za Renesmeeinino nenavadno hitro rast in tako fizično kot psihično razvijanje.
Türkiye Ekonomisi, 1990-2008 arasındaki 18 yıllık ölçekte ortalama %4 büyüme gösterdi.Zavezala se je, da jih bo v povprečju zmanjšala za osem odstotkov glede na leto 1990.
Alt ve üst çenelerinde ikişer tane sürekli büyüme eğiliminde olan kesici dişler bulunur.Zgoraj imajo dva para dolgih sekalcev, ki stalno rastejo.
Sanayinin büyüme oranı %3,8 kadardır.V tem primeru se celotni izkoristek poveča na 53,8% procentov. .
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Vsako leto je poraba rasla za dva odstotka.
Bu nedenle ABA bir büyüme inhibitörü olarak adlandırılır.Prezimi kot odrasla žuželka.
Açık sistemlerin Büyüme yeteneği ve kendilerini koruma eğilim ve yeteneği vardır.Zaznaš porast nadzora nad sabo in imaš več vitalnosti in zmožnosti za delo.
1960'lı yıllardan bu yana ülkenin endüstriyel büyümesi hızlanmış ve ekonomisi farklılaşmıştır.Od 1960. naprej smo priča hitri rasti otoške finančne industrije.
Bu büyüme, sadece gelişmekte olan bölgelerde değil, batı milletlerinde de görülmüştür.Vendar pa se je ta rast pojavila na obrobju in ne v samem mestu.
Çünkü Atina'nın gücünün daha fazla büyümesinden çekiniliyordu.Nato je zaskrbljen zaradi rasti svoje moči sklenil zavezništvo z Atenami.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.1989 metai žymėjo greičiausio ekonominio augimo Japonijos istorijoje kulminaciją.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Jis užtikrino, kad vaikai gerai augtų sveiki.
Çoğu Fransa'ya giden muz ihracatı büyümektedir.Bananų eksportas auga, dauguma iš jų keliauja į Prancūziją.
Çocuklarda yavaş büyümeye ve öğrenme güçlüğüne neden olabilir.Užsikrėtę vaikai gali prastai augti ir turėti mokymosi sunkumų.
Avusturya'da 2002-2006 yılında büyüme sağlam bir biçimde %1 ile 3.3 arasında devam etmiştir.Ekonomikos augimas pastaraisiais metais (2002–2006) buvo stabilus ir siekė tarp 1 ir 3,3 proc.
Yıllık büyüme miktarı yaklaşık %10 civarındadır.Augimo tempas yra apie 10 % per metus.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Jo proanūkis Seras Džordžas Cakobau buvo pirmasis Fidžio gubernatorius (1973–1983), gimęs salose.
1963 yılında ikinci köprünün açılmasıyla hızla büyümeye başlamıştır.1963 m. atidarius antrąjį tiltą per ežerą, miestas pradėjo augti sparčiau.
County'nin nüfusu giderek büyümeye devam etmektedir.Miesto gyventojų skaičius nuolat auga.
İlk yaşlarda büyümesi çok yavaştır.Pirmais metais auga labai lėtai.
Bu hızla büyüme ve tohum verme safhasıdır.Taigi jie turi greitai išaugti ir subrandinti sėklas.
Aktif büyüme dönemi ilkbahardır.Augimo laikas Pavasaris.
Jinekomasti erkek memesinin normalden fazla büyümesidir.Pamažu vyrų žudymas tampa jai įprastu dalyku.
Nüfusun artmasının ana sebepleri göç ve daha az oranda doğal büyümedir.Augimas vyksta dėl imigracijos ir, mažesne dalimi, dėl natūralaus prieaugio.
Çünkü reddedilemez büyüme ve genişleme gücüne sahiptir.Jų privalumai – didesnis tvirtumas ir nesideformavimas nuo drėgmės.
Apple büyümeye devam ederken, şirketin genişlemesini sağlayabilecek bir yönetici aranıyordu.Kai „Apple“ plėtėsi, kompanija pradėjo ieškoti patyrusio vadovo, sugebančio susitvarkyti su kompanijos augimu.
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.Pagerinti keliai leistų plėtotis šalies ekonomikai.
1999 büyüme ve yeniden yapılanma yılı olmuştur.Pokario metais jie atstatyti ir rekonstruoti.
Bitki 10 metreye kadar büyüme kapasitesine sahiptir.Augalas status, užauga iki 3 m aukščio.
Renesmee'nin fizksel büyümesi ergin biri oluncaya kadardır bu da 17 yaş civarıdır.Prie Čingischano Subudajus prisijungė dar paauglystėje, maždaug septyniolikos metų.
Çekirdeklenme ve büyüme aşırı doyma var olduğunda aynı anda oluşmaya devam eder.Ikrai apvaisinti tiek nykštukinių, tiek užaugusių patinų, vystosi vienodai normaliai.
Sonrasında büyüme yavaşlamıştır.Hiljem on kasv aeglustunud.
Örneğin işsizlik seviyesi çok yükseğe çıktığında devlet büyüme odaklı bir para politikası izleyebilir.Näiteks kui töötusmäär on kõrge, siis saab valitsus kasutada laienevat rahanduspoliitikat.
Büyümesi çabuktur.Pojad kasvavad kiiresti.
Turizm büyümektedir.Kuidas kasvab turismipuu?
Şehir nüfusça büyümekle beraber şehrin alt yapısı eskimiş ve köhneleşmiştir.Hoolimata riiklikust toetusest oli linna ülesehitamine pikk ja vaevaline.
Büyüme hem toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliği hem de bölgesel dengesizliği artırmaktadır.Tööjõu jaotus ühelt poolt nõuab ja teiselt poolt suurendab regioonidevahelist ebavõrdsust.
Büyümeye yardımcı olmaz.Täiskasvanuks pühitsemist ei toimu.
Büyümekle ilgili bir hikaye."Elulooline jutustus".
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.Reisibüroo loomine hoogustas turismimajanduse arengut.